186

186. Üç haneli bir sayı değil sadece. Alo 186; Elektrik Arıza Çağrı Merkezi telefonu da değil. “186” bu satırları yazmaya başladığım sırada Olin Edirne Basketbol Kulübü’nün yeni sezon için satışa çıkardığı kombine biletlerin kaç adet satıldığını gösteren sayı. Kulübün resmi internet sitesinin ana sayfasının sağ üst köşesinde yer alıyor ve kombinelerin satışa çıkarıldığı 19 Ağustos tarihinden bu güne (16 Eylül)  toplam 28 gün içinde satılan kombine sayısını gösteriyor. Günlük ortalama 6 kombine.

Takvimler Nisan ayının sonlarını gösterdiğinde internet sitelerine, gazetelere, televizyonlara Olin Edirne’nin Doğuş Grubu’na devredileceği haberleri düşmüştü. Ortalık kalktı koptu. Olur muydu? Satılır mıydı? Edirne basketbolsuz kalır mıydı?

Aradan 4,5 ay geçti. Bu arada Olin Edirne Basketbol Kulübü’nün devri gerçekleşmedi. Bir sevinç, bir sevinç. Edirne basketbolsuz kalmadı!

16 Eylül 2013. Satılan kombine sayısı 186.   Mayıs ayı “Edirne basketbolsuz kalmasın, Olin Edirne satılmasın”; toplanan imza sayısı 7000. Ne güzel! Hadi yarısı hatır gönülden imzaladı. Geriye 3500 kalır. Bu da çok güzel. Çıkarın 3500’den 186’yı = 3314. Eeee, nasıl bir iş bu? Bir terslik yok mu ? Hadi biraz daha pazarlık yapalım. 3500’de de diretmeyelim. 1000 kişi diyelim. Son karar olsun! Olsun ama nerede geri kalan  “Edirne basketbolsuz kalmasın” diyen 814 basketbolsever?

Olin Edirne’yi 7 yıldır tek başına sırtlayıp götüren Edirne Yağ Sanayi A.Ş Genel Müdürü M.Edip Ağaoğulları, devir işlemleri görüşülürken Mayıs ayı sonlarında Hudut gazetesine yaptığı açıklamada “Külüp geçen yıl kapanma aşamasına gelmişti. Her türlü zorluğa rağmen yine de devam etme kararı verdik. Ancak, artık yol ayrımındayız…. Olin Edirne’yi artık taşıyamaz duruma geldik.  Devri düşünmemizin nedeni yeterli destek göremeyişimiz” diyordu.

Doğuş Grubu, “Gezi olayları” nın tabiri caizse elinde patlaması sonucu bu alışverişten vaz geçince Edirne Yağ Sanayi, Olin markasıyla devam etme kararı aldı. Aslında çok cesaretli bir karardı. Ama bugün bakılınca belli oluyor ki, Edirne’de hiç kimse bu yaşananlardan bir şeyler çıkarmamış. Anlaşılan, Ağaoğulları’nın yine kesenin ağzını açıp bu kervanı yürüteceği anlamını çıkarmış devam kararından. Halbu ki “Tamam” diyebilirdi. “Benden bu kadar. Deniz bitti!” diyebilirdi. Kim ne diyebilirdi bu kararına? Hiçbir şey denemezdi. Yazılır, çizilir, konuşulur, ama birkaç ay sonra unutulur ve “Bir zamanlar Türkiye Birinci Basketbol Ligi’nde bir erkek basketbol takımımız vardı” denilerek kahve sohbetlerimize, facebook geyiklerimize konu olurdu. Hepsi o kadar. Ama devam dediler cesaretle. Belki de bir avuç taraftarın  Donkişotvari “Kapatılmasın” eylemleri, bir takım yerel dinamiklerin verdikleri sözler, toplanan 7.000 imza bir kez daha “Sosyal sorumluluğu. Şehir sevdalılığını” öne çıkardı ve “DEVAM” kararı verildi.

Ama bu bütün sorunların bittiği, herşeyin güllük gülistanlık  olduğu anlamına gelmiyordu. Sayın M.Edip Ağaoğulları  iki sezon öncede “Sponsorluktan çekiliyorum” demiş sonra vazgeçmişti. Bunda hem kulübün kurumsallaşamaması gerekçesi vardı, hem de artık yükün çekilemeyecek boyuta gelmesi.

Türkiye Basketbol Ligi Avrupa’nın en önde gelen iki liginden biri. Oyuncu kalitesi olarak da, ekonomik manada da. 16 takım arasında yer almak, orada tutunmak, kalıcı olmak oldukça yüklü bir para istiyor. Tam 3 yıldır Olin Edirne bu çarkın içinde tutunmaya çalışıyor. Çeşitli nedenlerden, yapılan bir çok hatadan dolayı çarka tutunmaya gerekli bütçe her sene azaldı. 4. yılın bütçesi de en azı oldu. Ama ne kadar azaltırsanız azaltın belli bir meblağın altına düşme şansınız yok. Nasıl sağlanacak o zaman devamlılık?. Evet İddaa ve yayın hakkından gelen miktar  önemli bir meblağ bütçe oluşturmanın içinde.  Biletler ve kombine gelirleri de bütçe de önemli yer tutuyor Olin Edirne gibi kulüplerde. Ana sponsorun payı, diğer ara sponsorlar…. Fazla bir ara sponsoru yok Olin Edirne’nin. Kombine ve  bilet satışları da iç açıcı değil.  Sayın Ağaoğulları  kulübün devri ile ilgili Hudut gazetesine verdiği demeçte geçtiğimiz sezon ortalama biletli seyirci sayısının 830 (kombine dahil) olduğunu söylemişti. Geçen sezon satılan kombine sayısı tamı tamına 565. Yani maç başına satılan bilet sayısı ortalama 265. Halbuki hemen hemen her maçta, ilk periyotun ortasından sonra 1800 kişilik salon hemen hemen doluyordu. Bu da gösteriyor ki her maç 830 biletli seyirci kadar “Beleşçi seyirci” tarafından izlenmiş. Allah bilir  bu beleşçi 830 kişi “Edirne basketbolsuz kalmasın” diye imza da atmıştır. Basketbolsuz kalmasın ki “Beleşe devam!”

Yeri gelmişken yazalım; Beko Basketbol Ligi’nde ilk yıl 644, ikinci yıl 773, üçüncü yıl 565 kombine satılmış. İkinci yıl 773 kombine. Hani o bir kişinin lafıyla 10 günde 400-500 kombine biletin satıldığı, ama ardından hayal kırıklıklarının ve “aldatıldık”  psikolojisinin insanlara yavaş yavaş yerleşmeye başladığı sezon. Bugün ise, ligin başlamasına 1 aydan az bir zaman kala satılan kombine sayısı 186. Hem de Edirneli basketbolseverlerin desteğinin en çok lazım olduğu sezon öncesi.

Bugün Olin Edirne baş antrenörü Cem Akdağ’ın bir açıklamasını okudum. Sayın Akdağ “Öncelikle şu bilinmelidir ki, bütçe ve kadro yapısı itibari ile Beko liginin en zayıf ekiplerinden biriyiz… Ligin çok uzun ve zorlu olduğu düşünüldüğünde çok geç kalmadan takviye yapmamız gerekebilir.” diyor.

Olin Edirne’nin bu sezon kısıtlı bütçeden dolayı 3 yabancı ile oynayacağı açıklandı. Federasyona 3 yabancı ile oynayacağınızı deklare ettiğinizde yaklaşık 125 bin Amerikan doları alıyor ilgili kulüp federasyondan. Ama bu kez de yerli oyuncularınızın çok iyi olması gerekiyor, ligde tutunabilmek adına. Olin Edirne 3’ü yabancı 12 kişilik kadrosunu oluşturdu. Bildiğim kadarı ile oyuncu transferi için ayrılan bütçe bitti ve biraz aşıldı bile. Yeni bir kaynak çıkmazsa oyuncu transferi yapılamayacak. Halbuki başta hoca olmak üzere herkes biliyor ki takıma takviye lazım. Yerli transferi de sona erdi. Sadece yabancı oyuncu alınabilecek. 3 yabancı kararının Ocak ayı sonuna kadar netleşmesi gerekiyor. Ocak ayından sonra 4. yabancı da alınamayacak. 125 bin dolar ancak o zaman geliyor.

Bir çok kişiyle bire bir konuşuyorum, facebook üzerinden yazılanları okuyorum, siteye gelen yorumlara bakıyorum; çok kişi takıma takviye şart diyor. Şunu alalım, bunu alalım diye görüşler bildiriyorlar. Mesela “Shumpert, Türk pasaportu taşıyor, çok yararlı olur, alalım” diyorlar. Ama hiç kimse Shumper’tin en az 250 bin Amerikan doları olan transfer bedelinin nasıl finanse edilebileceğini söylemiyor. Sevdiğim bir atasözü gibi “Ben hadımım diyorum, sen neden çocuğun olmuyor diyorsun”.

186 satılan kombine sayısı.  Şaşırtıcı mı? Bir yanıyla evet, bir yanıyla hayır. Nasıl yani? Şöyle ki; Çok kişiyle konuşuyorum, kombine alıp almadıklarını soruyorum. Almadık, almayacağız diyenlerden gerekçelerini öğrenmeye çalışıyorum. Aldığım yanıtları şu başlıklarla sıralayabilirim;

1-Kombine almayacağım. Benim alnımda keriz mi yazıyor. 3 sezondur aldım, salonun yarısı bedava giriyor. Ayrıca kombine alıyoruz. Kombine fiyatını maç başına bölüyoruz ama sonra maç başı bilet fiyatları çok düşük satılıyor.

2- Üç yıldır o kadar yanlışlıklar yapıldı ki. Mesela 3 yıl antrenörlük yapan kişi herkesi küstürdü, kulüp yetkilileri tavır bile almadılar. Taraftara seyirciye sahip çıkılmadı. Biz takımımız alınan mağlubiyetlerden sonra düşeceğiz diye kahrolurken, kulüp yetkilileri hiçbir şey yokmuş gibi maçlardan sonra gidip eğlendiler. İnternette fotoğraflarını paylaştılar bizimle alay eder gibi.

3-Kulübün devri sırasında bir Allah’ın kulu çıkıp açıklama yapma gereği duymadı. Paylaşımcılık gösterilmedi. Şimdi taraftardan sahiplenme mi bekleniyor.

4-Kombine almanın yanına yine bir şeyler iliştirmişler. Geçmişte forma iliştirdiler. Şimdi de piyango bileti. Metazori olmasın. Ben sadece kombine almak istiyorum. O yüzden de almayacağım.

Benim aldığım tepkiler genel anlamda, ağırlıklı bu başlıklarda toplanıyor. Doğru ya da yanlış. Bu konu da hiçbir fikir yürütmeyeceğim.  Ama kombine satışını etkileyen nedenler bunlar.  İnsanların dışarda konuştukları bunlar. İnsanların bunları gerekçe yapıp, tavırlarını belirlemeleri… Kendileri açısından şaşırtıcı değil.

Ben sadece şunları söylemek istiyorum. Söylediklerinizde haklı veya haksız olabilirsiniz.  Bunları ayrı platformlarda seslendirmeye devam edelim. Eleştirelim, düzelmesi için ne gerekiyorsa yapalım. Ama bu takıma sahip çıkalım. Pire için yorgan yakmayalım. Pireyi yok edelim.  Bu şehir basketbolsuz kalmasın diyorsak eğer mutlaka taraftarlık, basketbolseverlik ve Edirnelilik sorumluluğu ile hareket edelim ve kombinemizi alalım. Bilelim ki ne kadar fazla  kombine kartı satılırsa, ne kadar çok piyango bileti satılabilirse, bu kulübün sıkıntıları o kadar daha azalacaktır. Taraftar katkısı ne kadar artarsa, Edirne’nin yerel dinamikleri ne kadar sahip çıkarsa herkesin gerekli gördüğü kadro takviyesi gerçekleşir ve daha az sıkıntılı bir sezon geçirilir. Bu açıdan bakınca bütün gerekçeler şaşırtıcı.

Bu yazının ikinci bölümünü birkaç gün sonra yazacağım. Aynı konuya başka bir pencereden bakmaya çalışacağım. Ama birinci bölümü kapatmadan önce belirtmekte yarar görüyorum; Yönetim Kurulu üyesi sayın Mehmet Kıskaç ile görüştüm. Basketbolseverlerin, biletsiz seyirci endişelerini ilettim. Kendisi açık açık söyledi ve herkesin bilmesini istedi. Sayın Kıskaç şunları söyledi; “Bu sezon biletsiz girişleri önleyeceğiz. Bu konuda tavizimiz olmayacak. Kapılarda çok sıkı kontrollarımız olacak. Zaten bakanlık ve emniyet görevlilerinin de bu konuda ciddi yazışmalarını alıyoruz. Hiç kimseye ama hiç kimseye bedava bilet gibi bir uygulama olmayacak. Ayrıca maç bilet fiyatlarına da azami dikkat göstereceğiz”.

 

Sosyal Ağlarda Paylaş

Share to Google Plus
Subscribe to Comments RSS Feed in this post

One Response

  1. Shumpert TC pasaportu tasıyor ama yerli statüsünde oynayamıyor geçen sezon da yabancı olarak oynadı .Federasyon yerlı statüsüne geçmek için yas sartı koyduğu için Shumpert o trenı kaçırmıs oldu sanırım iki sezon önce idi

    Dördüncü yabancı şart gibi duruyor Uşak sportifin de oldukça sağlam bir takım olduğunu gördükten sonra bu sezonun hiç de kolay geçmeceği netleşti.Öte yanda olmayan bütçe ile oyuncu almak daha büyük sıkıntıları doğurucak.Dördüncü yabancının maliyeti diğer üçünden daha yüksek çünki 125 bin+yabancıya vereceğin ücret en az .200-250 bin dolarlık bir kaynak lazım yani malesef.