ALBERT LEROUX RÖPORTAJI “EDİRNE VE BASKETBOL”

ALBERT LEROUX RÖPORTAJI

“EDİRNE VE BASKETBOL”

                                                                                                                        (İRONİ-2)
Fransa’nın önemli basketbol dergilerinden “Le Français De Baskette yayınlanan bir röportaj gözüme ilişti geçenlerde. Röportaj Olin Edirne Basket ile ilgili olunca da sitedeki köşemi bu röportaja tahsis etmek istedim. Sitemizin sahibi ve editörü Sayın Levent Takan’da uygun görünce bu düşünceyi, işte karşınızda virgülüne dokunmadan Fransa’nın ünlü basketbol yazarı Albert Leroux’nun kaleminden bu kapsamlı ve güzel röportaj. Umarım sizler de benim gibi beğenirsiniz. Keyifli okumalar.

 

“EDİRNE VE BASKETBOL”

Merhabalar. Türkiye’den selamlar anavatan Fransa’ya.
İki günlüğüne Fransa’dan ayrılıp Türkiye’de şampiyonluğa koşan Edirne’ye gittim.
Röportaja başlamadan önce bana mükemmel bir ev sahipliği gerçekleştiren kulüp yöneticileri ile takımın baş ve yardımcı koçlarına teşekkür etmemek Fransız nezaketine ihanet olurdu.

 BENİ İYİ AĞIRLADILAR

Röportaja başlamadan küçük detaylar. Götürdükleri restoranlarda yediğim ciğer ve köfteler nefisti. Tanışmak ve kısa sohbetler etmek fırsatını bulduğum Türk taraftarlar da aynalı süpürge ile meyve sabunu ve başkaca güzel hediyeler vermeyi ihmal etmediler bana. Bu arada ısrarla bir Türk gazeteciye çok benzediğimi söylediler. İsmi Hıncal Uluç imiş. Bir sonraki Türkiye seyahatimde tanışma fırsatını elde etmeyi umuyorum. Bu küçük girizgahtan sonra isterseniz artık izlenimlerimize ve röportajımıza geçelim.

KÜÇÜK ŞİRİN BİR ŞEHİR VE BASKETBOL

Yaklaşık yüzbin nüfuslu, sessiz sakin, küçük bir kent Edirne. Ama bambaşka bir basketbol dünyası var burada. Maçlarını izlemeye gittiğimde beşbin kişi tribünleri tıklım tıklım doldurmuştu. Takımın Baş Koçu Gökhan Taştimur her maçı böyle oynadıklarını söylüyor. Salonları ülkenin en eski salonlarından. Derme çatma, prefabrik bir yapı. Salondaki barları da kulüp işletiyor. Maç öncesi ve sonrası bütün şehir orada, içkilerini içip sohbet ediyorlar. Bilet fiyatları ve bar satışları ile her maç ortalama 50 bin Euro gelir elde ediyorlar. Fransa ile karşılaştırınca inanılmaz bir rakam bu.

Tam maç başlarken hava atışını takım elbiseli birinin yapması çok dikkatimi çekti. Şehirdeki önemli birkaç işletmenin ve firmanın sahibi imiş  bu yakışıklı genç adam. Taştimur’a sorduğumda, “O, maçı satan alan adam. Her maçı bir iş adamı satın alıyor. Ortalama 10 bin Euro civarı. Salonda onun reklamları dönüyor. Temsili hava atışı yapıyor, maç sonu yemeğinde de işinin promosyonunu yapıyor” dedi. Kulübün para kazanması için son derece zekice uygulanan bir pazarlama programı.

HALK ONU ÇOK SEVİYOR
Maç sonu yemeği ise hayranlık verici. Koca bir salonda on kişilik masalarda en az bin kişiye yemek veriliyor. Gökhan Taştimur bu VIP salonuna ayak atar atmaz kıyamet koptu. Edirne halkı onu seviyor. Yemeğe bütün oyuncular ve teknik kadro aileleriyle beraber, kombine bilet sahipleri, şehrin önde gelenleri ve maçı satın alan kişinin davetlileri katılıyor. Şehir halkı orada oyunculardan, Taştimur’dan imza alıyor, fotoğraf çektiriyor. Sevgi ve saygı çok fazla. Gökhan Hoca da bu ilgiyi karşılıksız bırakmıyor. Kimseyi geri çevirmiyor, herkesle sohbet ediyor.
Taştimur beni salonun ortasındaki büyük masaya oturttu ve masadakiler ile tanıştırdı. Baş köşede elbette ana sponsor oturuyordu. Kentin Valisi, Belediye Başkanı, sponsor firmaların sahibi iş adamları, kulübe maddi destek ve reklam veren diğer iş adamları, şehrin üst düzey devlet yetkilileri hemen hepsi her maç sonrası bu masada buluşuyormuş. Koç bana yerel yönetim ve devlet yetkililerinin gerek maddi gerekse manevi açıdan kulübe ne kadar sahip çıktıklarını anlattı. Oysa bizim Fransa’da Belediyelerin ve devlet kuruluşlarının kulüplere hiç katkısı olmaz.
Son derece basit ama inanılmaz etkili bir organizasyon. Fazlasıyla imreniyorum. Bizim ülkemizde niye böyle şeyler olmuyor diye. Biz maça gelecek bin kişiyi zor bulurken, onlar maç öncesi, maç ve sonrası ile saatler süren bir basketbol gecesi yaşıyorlar ‘Türkiye’nin çoğu kenti böyle’ diyor Gökhan Taştimur. Bu başka bir basketbol kültürü. Gece boyunca çekilişler yapılıyor, sponsorların ürünleri tanıtılıyor.
Ondan fazla sponsoru var Olin Edirne Basket Kulübünün. Türkiye’de kulüpler bir tane büyük sponsor yerine on tane irili-ufaklı sponsorla genelde üç yıllık anlaşma yapıyorlarmış. Tek sponsoru tehlikeli bir iş olarak görürler, çünkü sorun çıkması halinde organizasyon çok büyük darbe alacaktır diyor Gökhan Taştimur. Oysa on sponsordan birinde sorun yaşansa, ki kolay kolay olmaz, kulübe önemli bir zarar gelmeyecektir.

PAZARLAMA ÖNEMLİ
Kulüpler pazarlama işini genelde pazarlama şirketlerine veriyorlar. Saha reklamlarından tutun, maç öncesi bütün koltuklara konan maç broşürleri dahil her şey pazarlanıyor. Tabii biletlerin pazarlanması önemli bir kalem. Kombine biletler pazarlanırken VIP koltukları sezonluk 400 Euro civarında bir rakama satılıyormuş. VIP koltuklarından alanlar salondaki lokantada bedava yemek ve içki içmek hakkına sahipler. Kulüp salt bilet satışından maç başına 30 bin Euro civarında hasılat elde ediyor.

EDİRNE’DE ALT YAPI BÜTÇESİ 400 BİN EURO
Bütçemizin yüzde onu, yani 400 bin Eurosu otomatik olarak alt yapıya gider diyor Koç. Olin Edirne Türkiye’nin en ciddi alt yapı kulüplerinden biridir ki, son birkaç senede 3 oyuncusunu NBA’e göndermiştir. Başkanın beni baskı altına aldığı tek konu takımdaki alt yapıdan yetişen oyunculara verdiğim süredir. Deplasmanda çok önemli bir maç kazandıktan sonra dahi genç oyuncuların dakikası az ise, beni eleştirir.

BAŞKAN ALT YAPI İÇİN HESAP SORAR
Takımın 10, 11, 12. oyuncularını mutlaka alt yapıdan yeni yetişmekte olanlardan seçiyorum. Tabii önceki yıllarda kulüp alt yapısından çıkıp, kadroya yerleşenler hariç. Edirne için alt yapı bir gelenektir. Son sezon kadromda kulübün içinden gelmiş beş oyuncum vardı, ayrıca bu kulüpten yetişen birçok oyuncu halen değişik takımlarda oynuyor.
Üç yıldır takımı çalıştıran Taştimur, elde ettiği başarıların yanı sıra NBA’e gönderdiği oyuncularla da adından fazlasıyla söz ettiriyor. Alt yapıdan yetiştirdiği oyuncularla dikkat çeken Olin Edirne, hemen hemen her yıl NBA’e bir oyuncu gönderiyor. Belki bu alanda Avrupa’nın en önemli kulübü. Öyle ki, neredeyse bütün maçları NBA istatistikçileri canlı takip ediyor. Bu oyuncuların hepsi de, Gökhan Taştimur’un elinden geçiyor.

ŞAMPİYONLUĞA KOŞUYOR
Türkiye’nin en çok bütçeye sahip olan dokuzuncu takımı Olin Edirne Basket. İlk kez bu kadar düşük bütçeli bir takım normal sezonu lider bitirmiş Türkiye’de. İlk kez de finale kalmış. Edirne tarihinde böyle bir başarı yok. Taştimur, Olin Edirne’ye Türkiye Kupası’nı kazandırmış, Eurochallange’de de final oynatmıştı. Şimdi sıra Türkiye şampiyonluğuna geldi. ‘Sezon başında hedefimiz ilk altıydı. Ama buralara gelince tabii ki şampiyonluk istiyoruz’ diyor. İstanbul’da Anadolu Efes’le Play-Off finalinde karşılaşacaklar. Biz de ona final öncesi sonsuz başarılar diliyoruz.

KÖŞE SAHİBİNİN NOTU : Bu röportaj gerçektir. Ancak hepinizin anladığı gibi Sayın Gökhan Taştimur ile yapılmamış, Fransız Cholet takımının Türk koçu Erman Kunter ile Fransa’da yapılan iki röportajdan derlenerek bu röportajlarda aktarılanlar ters yüz edilmiştir. Haliyle Albert Leroux diye bir yazar yoktur, elbette anılan dergi de hayalidir. Röportajda sözü edilen diğer kişi ve kuruluşlar ise hepsi gerçektir, ancak ana sponsor dışında bugün için bunun pek bir öneminin bulunmadığı ortadadır.

KISSADAN HİSSE: Benim röportajın aslından edindiğim birinci ana fikir şudur ki, bir kentte yaşayan ve o kentten gelir elde edenlerin kentlerine bir yolla sahip çıkmaları gerekir. Bu, o kente hizmet etmek ile yükümlü yerel yöneticiler ile devlet yöneticilerinin de asli görevlerindendir. İkinci ana fikir ise, “basketbol kültürü” maçtan yarım saat önce salona gidip maç sonu eve dönüşten ibaret değildir, en az gün boyu yaşanan bir eğlence ve birliktelik kültürüdür.

Kentimizin yerel ve hükümet temsilcileri ile bu kentten gelir elde edenlerin basketbole daha fazla Fransız kalmamaları dileği ile. Herkes kalsın sağlıcakla.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sosyal Ağlarda Paylaş

Share to Google Buzz
Share to Google Plus
Subscribe to Comments RSS Feed in this post

2 Responses

  1. harika bir ironi.. Edirnenin önde gelen iş adamları ve idarecileri için harika bir yorum. anlayana saz anlamayana davul zurna az.. tebrikler..

  2. Şu “maç öncesi, maç ve sonrası ile saatler süren bir basketbol gecesi ” kısmından başlasak ya…Hem şehrin motivasyonunu üst düzeyde tutmak, hem de çeşitli ürün ve hizmet pazarlayanların hedef kitlesi olabilecek 2-3 bin kişiyi daha uzun süre birarada tutarak çekim merkezi oluşturmak mümkün olabilir…

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*