Merhaba sevgili Edirneliler ve basketbolseverler
Daha önce spor ve sporcular üzerine yaptığımız yorumlardan sonra bu haftaki konumuz, şovun ikinci derece yıldızları antrenörler.
Ülkemizde bilgisi olmayıp ta fikri olanların en kolay yaptığı işlerin başında antrenörcülük oynamak gelir.
Öyle kolaydır ki tribünden takım idare etmek, istediğini çıkarır istediğini sokarsın, istediğin zaman mola alırsın, istediğin zaman teknik faul alırsın,
yaparsın da yaparsın. Tabi ki bunların hepsini kafanda yaparsın ve sadece o anı yaşayarak yaparsın.
Oysa ki işlerin belki de en kolay tarafıdır bir maçı yönetmek. Öyleyse zor olan nedir diye sorarsak, şöyle özetleyebiliriz zor olanları.
Öncelikle antrenör 14-15 oyuncunun sonra da diğer teknik ekibiyle birlikte yaklaşık 20 kişilik bir ekibin lideridir. Ve bu liderlik basketbol bilgisinden daha çok dürüst, adaletli, ahlaklı ve tutarlı olmayı gerektirir. Emin olun basketbol bilgisi bu saydıklarımdan sonra gelir. Çünkü bu kadar egoyu yönetebilmek için önce yukarıda saydığım değerlere sahip olmanız gerekir.
Bugün 1.lig seviyesinde bir takım haftada minimum 7-8 idman yapmaktadır, her idman maçın bir provasıdır ve her oyuncu maça başlayacak kapasitede olduğunu düşünür .
Oysa ki basketbolda sahada ancak 5 oyuncu oynayabilmektedir, bu da şu demektir ki; daima yanınızda mutsuz 7 adam var .
Tabi ki oyuncu değişiklikleriyle bu sorun giderilmeye çalışılsa da hiçbir zaman herkesi memnun etmek asla mümkün değildir.
İşte antrenörlüğün en önemli ve en zor tarafı da burasıdır. Ne yapıp edip dakikaları adaletli paylaştırıp, herkese adalet dağıtmalıdır. Bazen bir oyuncu 35 dakika oynarken, bazen o oyuncu 2 dakika süre alabilir. İşte o 2 dakika süre aldığında da oyuncu mutluysa, buna antrenörlük denir.
Antrenörlüğün en zor taraflarından biride tutarlı olabilmektir. Hazırlık dönemiyle birlikte başlayan her sezon aslında bir fiziksel, zihinsel ve ruhsal bir savaştır. İşte bu savaşın komutanı olan antrenörler kesinlikle söylemleriyle yaptıkları arasında tutarlı olmalıdırlar.
Oyuncular doğal olarak antrenörlerini sınava tabi tutarlar ve değerlendirirler, eğer tutarsız bir antrenör yakalarlarsa hemen notunu verir ve ona göre davranırlar.H gün disiplinden ve çalışmaktan bahseden bir antrenör tembelin tekiyse oyuncu asla ona inanmaz ve onun için oynamaz.
Üçüncü önemli özellik ahlaklı olmaktır. Bu ahlaki ilkeler hem toplumsal ahlakı hem de basketbol ahlakı içermektedir. Ve her gün bu konularda idmanda, seyahatte, sosyal ortamda oyuncular tarafından sınavdan geçirilir antrenörler.
İşte bu temel 3 özellikten yoksunsanız hiçbir zaman kalıcı başarılar elde edemezsiniz antrenör olarak.
Şimdi gelelim sahanın içine.
Antrenör her gün her idmanı dakika dakika planlar. Tüm driller oyuncu sayısına, oyuncu yapısına veya o günkü antrenmanın içeriğine göre planlanmalıdır. Bu iş hiçte kolay bir iş değildir sevgili sporseverler. Bir haftada yaklaşık 5 idman bir ayda 20 idman bir sezonda yaklaşık 250 idman. Bu idmanları planlamak, bu idmanları monotonluktan uzak tutmak ve bu idman temposunu bir sezon boyunca ayarlamak çok zordur.
Şimdiye kadar saydığım bütün bu işler işin mutfak tarafıdır, bir de vitrin vardır ki o da maçtır. Bir sürü şey planlarsın ama maç öyle kağıt üzerinde oynanan bir oyun değildir. Her şeyin saniyelerle ölçüldüğü, bir düdükle her şeyin değiştiği, bir oyuncu hatasıyla tüm ivmenin ters dönebileceği bir oyundur spor. Buna seyirci faktörünü, buna rakip oyuncu faktörünü de eklediğinde performans çok zor yönetebilen bir iş olmaktadır.
Basketbol santranç gibi bir oyundur, hem o anı hem de 3 pozisyon sonrasını hesap edebilmelidir bir antrenör. Ama bir düdük, bir hata, bir sakatlık, yorgunluk her şeyi alt üst edebilir.
İşte bu kadar bilinmezi bir potada eritip başarılı olmak sanatının adıdır antrenörlük.
Kazanılan bir maçtan sonra bile sevinemeden, hemen öbür maça hazırlanmaktır antrenörlük .
Herkes yatağında mışıl mışıl uyurken, geceler boyu maçı kafasında oynamaktır antrenörlük .
Herkes umutsuzken umudunu yitirmemek ve umut dağıtabilmektir antrenörlük.
Konuşmalarınla, davranışlarınla bir takımı, bir ili, bir ülkeyi peşinden sürükleyebilmektir antrenörlük.
İşte bu yüzden antrenörler bir çok takımda yıldız oyuncular kadar hatta ve hatta onlardan bile fazla kazanan insanlardır.
Oyunun en zor işini yapan insandır ve doğal olarak daima eleştirilerin odağındadır antrenör.
İşler iyi giderken sporculara dönen spotlar, işler ters gidince hemen antrenörlere döner .
İşte bu dönemde paniklemeyen, suçu oyuncularına atmayan adamdır antrenör. Gerekirse oyuncuları adına eleştirileri kabul edebilmektir antrenörlük.
Bir felsefesi olan, bir duruşu olan değerler bütünüdür antrenörlük.
Sahada duruşuyla, davranışlarıyla oyuncular ve seyirciler üzerinde saygınlık kazanma sanatıdır antrenörlük.
İşte sevgili Edirneliler, basketbolseverler. Bu kadar zor bir iş yapan antrenörlere bakarken onları bir mola ile değil, bir oyuncu değişikliği ile değil de bir bütün içinde değerlendirmekte fayda olacağı inancındayım.
Önümüzdeki hafta hakemlik üzerine yorumlar da buluşmak dileğiyle sağlıcakla kalın










12 Şubat 2013 at 01:28
Kovulmayan antrenör, antrenör değildir
)
(Fantastik bir Ümit Özat beyanatı
http://www.hurriyet.com.tr/spor/futbol/20018820.asp