BARDAĞIN YARISI BOŞ YARISI DOLU

Merhaba sevgili Edirneliler  ve basketbolseverler.

Önce deplasmanda kazanan Edirnespor bayan basketbol takımımızı tebrik ederek başlayalım.

Artık görünen o ki takımımız bu gurupta ilk 3 içinde play-off’a kalacak.

Ancak iş ondan sonra başlayacak. Güzel olan şey bu  sıkıntıları aşacak zamanımızın var olması.

Eminim ki bizim gördüklerimizi teknik ve idari kadro da görüyor ve önlemlerini alıyordur.

Gelelim Olin-Efes maçına .

Ancak maça geçmeden görmemiz gereken çok acı bir gerçek var. Bugün Türkiye’nin değil, Avrupa’nın en önemli markalarından biriyle oynuyoruz. Kadrosunda Avrupalı ve NBA patentli yıldızlar bulunduruyor. Bilet fiyatları makul sayılabilecek seviyeye çekilmiş. Hava son derece güzel, yağmur, kar, kış, yok.  Ama salonun üçte biri boş.

Şimdi sormak lazım. 2 sene önce 40 liradan bilet alıp salonu salkım saçak dolduran seyirci nerede?

10 liradan bilet satılmasına rağmen niye gelmiyorlar?

Ne oldu da çoluk çocuk bu salonu dolduran belli bir sosyo ekonomik seviyeye sahip Edirne’liler gelmez oldular? Kimler hangi uygulamalarıyla bu seyirciyi kaçırdılar? Kimler 1,5 yıldır kurdukları kadrolarla bu seyirciyi küstürdüler. Kimler verdikleri tutarsız demeçlerle insanları affınıza sığınarak yazıyorum  ”aptal” yerine koydular?

Kimler, kimler ! hani neredeler ?

Nerelerde saklanıyorlar?

Ben hatalıyım diyerek ortaya çıkan var mı ?

Ya da bunların hesabını soracak bir idari mekanizma var mı?

Yok ,yok. Yok!

O zaman bize ne oluyor da yazıp duruyoruz?  Alan memnun, veren memnun, biz çıkalım kerevetine.

Şimdi gelelim maça.  NBA patentli yıldızları olmasa da,  Olimpiakos maçından yorgun ve demoralize gelmiş olsalar da Efes Efes’tir ve maçın son 30 saniyesine  kadar maça ortak olmak önemlidir.

Hatta Parakouski’nin  kesinlikle inmekte olan topuna sayı verilse fark 1 sayıya inecekti ve  belki de maç gelebilecekti. Sonra telafi etmek için lehimize saçma sapan düdükler çalsalar da yetmedi.

İyi direndik, sonuna kadar savaştık ancak tecrübe ve kalite kazandı.

Sanırım kimse böyle bir maç beklemiyordu ve ne olursa olsun bu mücadeleyi takdir edip kutluyorum.

Bunlar bardağın dolu tarafı.

Bardağın boş tarafı ise  son 20 yıldır izlediğim en kötü Efes’ti. Parkede  ne yaptığını bilmeyen, ne savunmaya konsantre, ne hücuma konsantre feci bir Efes vardı.  Ve biz bu takımı bu haldeyken bile yenemedik. Şimdi sormak istiyorum tüm Edirneli basketbolseverlere;  2010-2011 sezonu Seibutis’li , Samardiski’li, Doliboa’lı, Vidas’lı, Can’lı,  Reha’lı, Bibo’lu  kadro bu Efes’i tavşan kulağı yapıp göndermez miydi?

Sevgili Vedat başkanın da dediği gibi,  o yıl buraya gelen her takımı yenme gücümüz vardı.

Şimdi ise bir mucize olur mu acaba diye herkes birbirine soruyor. Sahi bir şey sormak istiyorum,  tam 1.5 yıl önce harikalar yaratan idari ve teknik kadrodan,  yaklaşık 25 kişiden kaç kişi kalmış?

Ben söyleyeyim 4 kişi.  İsimlerini yazmaya gerek yok.  Ne oldu da bu kadar insan bırakıp gitti, kimler bunun sorumlusu?

Neden sayın Edip Ağaoğulları “Yeter artık ben bırakıyorum” noktasına getirildi?

Aslında konuşulması gerekenler bunlar ama neyse,  biz “yendik,yenildik” gibi günlük işlerle oyalanmaya devam edelim.

Şimdi geleceğe bakalım.

Önümüzde son derece zor iki deplasman var. Önce Türk Telekom sonra Erdemir Ereğli maçları.

Arkasından da evimizde bu sezonun flaş kadrosu TED Kolejliler ile oynayacağız.

İçerde mi kazanırız,  dışarda mı kazanırız bilmem ama bu maçların ikisini kazanmalıyız.

Kazanamazsak mı? Birşey olmaz canım.  Hedef maçları kazanacağız  deriz devam ederiz.

Nasılsa alan memnun, veren memnun!

Saygılar

(Spor Extra Gazetesinin 8. Sayısında Yayınlanmıştır)

Sosyal Ağlarda Paylaş

Share to Google Plus
Subscribe to Comments RSS Feed in this post

One Response

  1. Dogru söze ne demeli,Kaleminize saglık……