Bu Hafta Soru(n)lar Çok

 

Beko Basketbol Ligi’nin 10.haftasında Olin Edirne kendi sahasında Ted Ankara Kolejliler’e 76-70 mağlup oldu.Kazanılsaydı çok şeyin kazanılacağı maçtan yenilgi ile ayrılan Olin Edirne galibiyet serisi yakalama şansını kullanamadı.Geçen haftanın aksine şut yüzdesindeki büyük düşüş bunda etkiliydi.Özellikle üç sayılık atışlar ve serbest atışlardaki yüzde ile zaten kazanılması Olin Edirne’nin oynadığı basketbol için mümkün değildi.

Son haftalarda Mehmet Yağmur sayesinde artan üçlük yüzdesi bu hafta gerçekleşmeyince ve savunmada da Kirk Penney-Jovo Stanojevic ikilisine çözüm bulamayınca mağlubiyet kaçınılmaz oldu.Kirk Penney’nin yaptığı 8 asistin neredeyse hepsi Stanojevic’e oldu.Bu ikilinin yaptıkları ikili oyunlar ve Jovo’nun sırtı dönük oyunlarına Olin 5 numaraları hiçbir şekilde çözüm olmadı ve çok rahat bir şekilde Jovo 26 sayıya ulaştı.Bu ligin belkide en iyi uzun oyuncusu olan Jovo’ya önceden önlem alınmalıydı.Bu yardım getirmek olabileceği gibi önden almakta olabilirdi.Zaten Tapoutos’un Jovo’yu tutarken önden almaya çalıştığını gördük.Bunu başardığı zamanlarda oldu ancak bu da yeterince etkili olmadı.Defansta ise Parakhouski’nin yapacağını Jovo yaptı yani onu önden alarak savundu ve kolay şansı vermedi.Davud da Parakhouski ile aynı kaderi paylaştı.Bu da zaten kullanılan üçlük atışların giderek artmasına neden oldu.Bu sene sık sık gördüğümüz içeriden dışarıya atılan toplar ve ortalamadan fazla üçlük kullanımının faturası Olin Edirne için Ted yenilgisi oldu.Geçen hafta yüzde yüksek olunca 90 sayılara çıkılmıştı ama  bu hafta o atışlar girmeyince 70 sayıda kalabildi Olin Edirne.Bunda etkili olanda Parakhouski’nin Ted için bir tehdit oluşturmayacağı düşünülmüş ve savunma ağırlığı dış oyunculara verilmişti.Yani Olin Edirne’nin 5 numaraları birebir bırakmış ve üçlük atışlara önlem alınmış.Bu da aslında bakılırsa çok mantıklı.Çünkü Olin Edirne bulduğu sayıların birçoğu geçen senelerde pota altı oyuncusundan gelirdi.Yine top dışarı çıkartılırdı ama bu kadar üçlük atış kullanılmaz daha çok içeriye penetreler yapılırdı.Bunda etkili olanda dediğim gibi Parakhouski’nin bu sisteme uygun olmayan bir oyuncu olması.Kısaca elinizde Parakhouski’yi tek başına savunacak ayakları çabuk veya fiziği iyi olan bir 5 numaranız varsa ters taraftan yardım getirmenize gerek yoktur.Dış oyunculara yapacağınız iyi savunma ile üçlük yüzdesini aşağılara çekebilirsiniz.Bu da  kazanmanız için iyi bir yol olabilir.Bunu Olin Edirne’nin rakipleri yapsın diye söylemiyorum bunu Olin Edirne’nin buna önlem alması için söylüyorum.Çünkü burada tek önemli nokta pivot pozisyonundaki oyuncunun kabiliyetleri ve sistem içerisindeki rolünü kendi yeteneklerine uygun hale getirmesi.Eğer pivottan dış oyunculara atılacak paslar,forvetlerden yapılacak ikili oyunlar sonrası yapılırsa veya Tapoutos’un da içinde bulunduğu pick and pop hücumları yapılırsa daha kolay üçlük pozisyonları yaratılabilir.Ancak bu şekilde sayı şansı büyük oranda artar.Yoksa Parakhouski’nin mekanikleşmiş potaya giderek topu bırakması Olin Edirne için yeterli olmayacaktır.Mehmet Yağmur’un üçlük yüzdesinin düşmesindeki nedenlerinden biride budur.Woodside’ın ona yaptığı savunma ile Mehmet Yağmur hücumda etkililiğini yitirdi.Parakhouski’nin erken üç faul alması da Davud’un aldığı süreyi arttırdı oda hücumda etkili olmaya çalışsa da defansta varlık gösteremedi.Ayrıca bu durum serbest atış yüzdesinin düşmesine de neden oldu.Ancak  Parakhouski’nin  de bu yüzdesi şu ana kadar çok iç açıcı değil.Bu nedenle Olin maçlara bu handikapla başlıyor.Rakibini yenerken ayrıca serbest atışlardan bulması gereken sayıları da başka yerlerden bulması gerekiyor.

Bekir Yarangüme ise her maç olduğu gibi varını yoğunu sahaya koydu.İlk periyotta attığı 10 sayı ile Olin Edirne’nin maça iyi başlamasını sağladı.3.periyota da iyi başlayan ve farkı 10 sayıya çıkaran Olin Edirne periyotun sonunda yediği 13-0′lık seri ile geriye düştü.Bu gerçekten inanılmaz.Bunu kendi sahanızda yapmanızda ayrıca bir inanılmazlık unsuru oluşturuyor.Sezon öncesi Cevat Soydaş turnuvasında da aynı olay yaşanmıştı.13-0′lık seri olurken Gökhan Taştimur mola almamıştı.Bu haftada aynı şekilde mola almadı Taştimur.Mola alma zamanlaması bakımından sıkıntı yaşadığını söyleyebiliriz.Çünkü Türk Telekom maçında da erken alınan molalar neticesinde normal sürenin son hücumunda mola hakkı kalmadığı için hızlı bir şekilde hücum yapılmak zorunda kalınmış ve maç uzatmaya gitmişti.Tapoutos konusunda ise 13-0′lık seri gelirken de 10 sayı öne geçerken de kendisi ön plandaydı.Attığı sayılarla takımının en skoreri olsa da bence maçın kaybedilmesinde de kritik dakikalarda kullandığı üçlük atışlardan faydalanamamasıyla etken oldu.İyi mücadele etti ancak takımın oynadığı sistemin ona yüklediği sorumluluğu biraz aştı.Bu kadar top kullanmaması gerekirdi.Ayrıca David Jelinek’te dış atışlarındaki istikrarsızlığına devam etti.Bir maç iyi atan oyuncu diğer maç hiç atamayabiliyor.Bunun için onunda suç seçiminde biraz daha dikkatli olması gerekiyor.

Hakem olaylarına değinmek gerekirse,kurallarda,FIBA yorumlarında hakemlerin ne zaman maça ara vereceğine dair bir bilgi bulamadım.Ancak sadece mantık kurallarına göre bile bunu yorumlayabiliriz.Salondaki 1-2 kişi ile hakem arasında iletişim oluyorsa bunda tek sorumlu hakemdir.Hakem hiçbir şekilde taraftar ile iletişim kurmamalıdır.Bu onun maça olan konsantrasyonunu büyük ölçüde etkiler.Bir taraftar hakeme küfür etse bile bu böyle olmalıdır.O taraftarla direk temasa geçmemeli yetkililere bildirmelidir.Ayrıca bu maçın oynanmasını etkileyecek bir durum değildir.Sahaya yabancı madde atılmamış,toplu şekilde küfür edilmemiştir.Yani bir kişinin söylediği bir söz onları soyunma odasına mı götürmüştür? Raporunda acaba nasıl bir açıklama getirmiştir? Şöyle düşünelim.Hakemler içeriye girdi sonra tekrar gelip maça devam ettiler.Sonra başka bir taraftar aynı şekilde tepki gösterdi.Yine maça ara mı verilirdi? Yoksa maç tatil mi edilirdi? Eğer böyle bir şey olsaydı dünyanın en komik basketbol olaylarından biri olurdu sanırım.O salonda 2000 kişi olduğunu varsaysaydık herkes tek tek hakeme tepki gösterse her birinden dolayı hakem maça ara mı verecektir? Ayrıca tepki gösteren hala o salonda duruyorsa.Bir kişi için böyle oluyorsa,maçı durdurmak, o kişiyi salonun dışına almaktan daha zor değil midir? Bir köyde 100 öğrenci olduğunu düşünelim ve köyde hiç öğretmen yok.Öğretmenin köye gelmesi mi daha kolaydır yoksa 100 öğrencinin öğretmene gitmesi mi? Bunun başka bir örneği basketbol tarihinde olmuş mudur? Bu uygulamanın sadece mantığa göre bile hiçbir tutarlı tarafı yoktur.Hakeme verilen geniş taktir yetkisi bu tür saçma uygulamalara neden olmaktadır.Yani hakemde sadece kural bilgisi değil birazda mantık olmalı.Çünkü bu taktir yetkisini kullanmak için kurallara değil mantığa ihtiyaç vardır.Çünkü bu tür şeyler kurallarda yazmaz.Siz bir kuraldan yorum yaparak sorunu çözersiniz.Bu nedenle Mehmet Keseratar’da büyük bir mantık hatası yapmıştır.Bunun kasıtlı olup olmadığı ise daha önemlidir.Bunun kasıtlı olarak yapılması sadece Olin Edirne için değil Türk basketbolu için büyük bir ayıptır.Umarım Mehmet Keseratar bu yaptığı hatanın bedelini öder.Bu son fotoğraf ise gerçekten çok ilginç.Bu polisler kimi kimden koruyorlar acaba? Polislerde emir kulu sonuçta ama bu emri kim onlara veriyor.Bu polisler,hakeme bağıranları tepki gösterenleri(küfürsüz) nasıl engelleyecekler.Ağızlarını mı kapatacaklar.Devlet büyüklerini protesto eden öğrencilere yaptıkları gibi taraftarların üzerlerine mi atlayacaklar,onların bağırmalarını engellemek için ağızlarını mı kapatacaklar elleriyle? O polislerin orada durmasının amacı ne? Sahaya atlamak isteyen taraftar mı oldu? Yabancı madde atanlar mı oldu? Olin Edirne taraftarını kendi sahasında deplasman taraftarına dönüştüren bu fotoğrafa neden olan olay ne? 3 senedir hiç sahaya yabancı madde atılmış mı? Sahaya giren olmuş mu? Bunu hak edecek ne yapmış Olin Edirne Taraftarı? Cevabı gereken çok soru var.Bunları cevaplayacak kimse var mı? Bu da ayrı bir konu.

Ozan DALGIÇ

Sosyal Ağlarda Paylaş

Share to Google Plus

Comments are closed.