Güle Güle Kaptan. Güle Güle Güzel İnsan !

Mehmet (Bağcı) Kaptan’ın ölüm haberini Cumartesi günü öğle saatlerinde aldım. Belkıs hanım, “Levent bey bir taraftarımız hayatını kaybetmiş” dediğinde adını sordum ve Mehmet’miş dedi. Hemen Mehmet Kaptan’mı? deyiverdim. Ağzımdan öyle çıktı işte.

Sonra maalesef Mehmet kaptan olduğu gerçeğine ulaştım. Allah gani gani rahmet versin.

Mehmet kaptan tanıdığım az sayıda adam gibi adamlar arasındaydı. Tanışıklığımız çok fazla eskilere gitmiyor. Geçen sezondan beri Mimar Sinan’da her maçta gördüğüm Olin Edirne taraftarlarından biriydi.

Onunla daha senli benli olmamız bu yılın başlarında Ankara Telekom maçına birlikte gidişimiz sırasında oldu. Bu sırada muhabbetimiz gelişti. Ankara’ya sabah saatlerinde vardığımızda otobüsten inip o sıkı Ankara soğuğu ile karşılaştığında ‘kalbim sıkıştı’ deyip hemen dil altı ilacını alıvermişti. Kalbi tekliyordu. Bir konuşmamızda “İhmal ediyorum ama artık bypass olmam gerekiyor” demişti. Olmadı, olamadı. Yorulan kalbi onu 1 Nisan günü, sanki 1 Nisan şakası gibi aramızdan aldı. Ama şaka değildi. Ölümün soğuk yüzü Mehmet kaptanı da zamansız bulmuştu. 55 yaşındaydı daha. Daha yaşayası çok yılları olmalıydı. Ama olmadı işte.

Aliağa deplasmanına da yine aynı otobüste gitmiştik. Yanında her zaman olduğu gibi eşi de vardı. Son zamanlarda “Mimar Sinan Arena’da Küfüre Hayır Grubu” nun düzenlediği hiçbir deplasman organizasyonunu kaçırmıyordu. Gelibolu’da vapuru beklerken toplu fotoğraf çektirmiştik. Ankara’da Anıtkabir önünde de birlikte çektirdiğimiz fotoğraf kaldı şimdi ondan hatıra. Bursa Oyak Renault deplasmanından dönerken Topçular’da taraftar ve takım otobüsü aynı vapurda buluştuk. Benden, Gökhan Taştimur ile kendisinin ve eşinin  birlikte bir fotoğraflarını çekmemi istedi. Çok iyi çıkmasa da bu fotoğrafı ona vefatından 10-15 gün önce göndermiştim e-mail yoluyla. En son görüştüğümüz Salı günü bunun için de teşekkür etti. Pek net bir fotoğraf olmamış ama dedim. Olsun demişti , Gökhan hoca ile bir hatıramız var artık.

Yine aynı gün, diğer taraftarlarla Reha ve Rahim’e hazırladıkları doğum günü sürprizine geldiğinde “Trabzon’a gideceğim. Bak Levent uçak biletimi de ayırttım” dedi. Kaptan ne işin var Trabzon’da, biliyorsun karşı takım seyircisi alınmayacak dediğimde, “Olsun beya, Olin atkımla Trabzon meydanında bir tur atar, sessizce girerim maça” deyince güldürmüştü beni.

Hey koca Kaptan hey. Seni çok geç tanıdım ve çok çabuk kaybettim. Seninle şöyle oturup bir güzel demlenip, o kafayla muhabbet etmeyi çok istiyordum biliyor musun?  Havalar ısınsın biraz, o zaman söylerim sana diye geçiriyordum aklımdan. Olmadı be koca Kaptan olmadı. Çok erken bırakıp gittin bizi. İnsanoğlu her ayrılığa alışıyor be koca Kaptan. Doğa yasaları çok acımasız maalesef. Ama inan senin yokluğuna çok zor alışacağız. Mimar Sinan tribünlerini, deplasman otobüslerindeki kardeşlerini öksüz bırakıp gittin. Ama hoş bir seda bıraktın bu koca kubbenin altında. Senin sedan hep çınlatacak kulaklarımızı. Sen bizim Mehmet Kaptanımız olarak hep bizimle, anılarda yaşayacaksın.

Güle güle çocuk gibi tertemiz yürekli koca adam. Mekanın cennet olsun.

Sosyal Ağlarda Paylaş

Share to Google Plus

Comments are closed.