HAKEMLER ÜZERİNE YORUMLAR

Merhaba sevgili Edirneliler ve basketbolseverler

Spor dedik, sporcu dedik, antrenör dedik şimdi de sıra hakemlere geldi.

Hakemler ah hakemler ! Ne Musa’ya ne İsa’ya yaranamayan, her şeyin suçlusu, vurun abalıya hakemler !

Önce niye hakem olunur ona bakalım.

Genellikle sporda ileriye gitmiş ülkelerde kural şöyle işlemektedir;

Bir oyuncu genç yaşını doldurup A-takıma çıkamazsa önüne  iki yol çıkmaktadır.

Birinci yol alt yapıdan başlayarak antrenörlük yapmak.

İkinci yol ise hakemlik yapmaktır işte bu yolu seçenler için zor bir yol başlamaktadır.

İlkokul veya minik erkek maçlarından başlayarak ilk düdük çalmalar başlar ve işin aslında hiç te dışarıdan bakıldığı gibi olmadığı gerçeğiyle yüzleşilir. Ancak bir maçı  yönetmenin ve  gücü elinde bulundurmanın verdiği o hazla sevmeye başlarsınız.

Sonra daha iyi olma çabalarıyla birçok maçta yapılan hatalarla  geçen yıllar.  Sonra klasman adayı olarak 2 yıl C, 2 yıl B klasmanında kaldıktan sonra eğer başarabilirsen Türkiye’nin en iyi 36 hakemi arasına girerek A klasmanı hakemi olursunuz.

Bu hiçte kolay değildir, bir sürü sınavdan geçersiniz.  Önce kuralları iyi bileceksiniz,  kondisyonunuz iyi olacak.

Sonra kuralları doğru yorumlayıp iyi maç yöneteceksiniz. Buraları aşarsanız en zor bölüm başlayacak, güvenilirlik testlerinden geçeceksiniz. Çünkü bu seviyeye gelebilmenin en olmazsa olmaz koşulu güvenirliliktir. Eğer kişiliğinize güvenilmezse asla oraya çıkamazsınız.

Sebebi de gayet basit. Bugün Fenerbahçe, Galatasaray,  Anadolu efes oynarken sahada minimum 50 milyon Euro oynuyor demektir. Ve hakem çalacağı veya çalmayacağı bir düdükle bir kulübün bütün çalışmalarını, emeklerini yok edebilir. İşte bu yüzden en önemli iş güvenilir olmaktır.

İşte hakem böyle uzun yollardan geçerek buralara gelmektedir. Yüzlerce kez sınanarak buralara gelmektedir

Oyuncular da, antrenörler de böyle değil midir, hepsi aynı yollardan geçmezler mi? Hepsinin işi çok zordur, ancak tribünden çok kolay gibi görülen “yuh bunu nasıl görmezsin, yazıklar olsun bunu nasıl çalmazsın” diye protesto edilen hakemlik hiç te gözüktüğü kadar kolay değildir.

1980’li yıllarda Alman spor bilimciler bir araştırma yapıyorlar ve basketbol oyuncularının 1 dakikada 10 defa hız, 12 defa yön değiştirdiğini tespit ediyorlar. 30 yıl sonra bu rakam herhalde 20 ye 44 olmuştur ve bu şu demek oluyor;  Ortalama 2 metre  boyunda, müthiş atletik, kuvvetli, hızlı sporcular birbirlerine çarparak oynuyorlar. Ve siz bu temasların hangisinin legal hangisinin illegal olduğuna karar vereceksiniz.

Bakın futbol 110 x 70 metrelik bir alanda 4 hakemle yönetilirken basketbol 28 x15 metrelik bir alanda 7 hakemle yönetilebilmektedir.

Basketbol oyununda hakem foul, steps, çizgi, 3 saniye, 5 saniye, 8 saniye, 24 saniye, çembere temas, potaya temas, inmekte olan top, çıkmakta olan top derken bir sürü şeyi düşünüp sadece olanı çalacaktır.

Bütün bunları bir de baskı altında doğru yapmalısınız.  Koç bağıracak, oyuncu bağıracak. Haklı olsan bile senden 3 pozisyon sonra bir düdük çalabilmek için olmadık şeyler yapacaklar ve seni seyirciye yem etmekten çekinmeyecekler. Bu arada tribünlerden 7’sinden 70’ine kadar, milletvekilinden işçisine, öğretmenine ,doktoruna, avukatına, işsizine kadar protesto edilecek, hakaret edilecek, hatta ve hatta en ağır küfürleri işiteceksin ve bütün bunlardan etkilenmeden maçın son saniyesinde en kritik yerde en doğru davranışı sergileyeceksin.  Sinirlenmeyeceksin, egolarına yenik düşmeyeceksin, maçın atmosferine göre maçı yorumlayacaksın. Oyuncu, antrenör hata yapabilir onlara serbest,  ama sen yapmayacaksın.

Bir oyuncu %70’le oynadığında kral olurken, hakem % 70’le çalarsa rezil olursun. Bir oyuncu bomboş topu kaçırır normal olur, sen devlerin arasındaki bu temasları bir defa yanlış değerlendir satılmış olursun, şerefsiz olursun. Tam pozisyon anında önüne bir adam gelir göremezsin, yedi sülalenin kemiklerini mezarda titretecek küfürler yersin.

Basketbol oyun kurallarını bir defa bile okumamış  (zaten okuyamazlar okusalar da anlayamazlar, çünkü 50 madde ve maddelerin birbiriyle bağlantılarıyla birlikte yüzlerce farklı yorumu var) hayatında hiç basketbol topunu eline almamış büyük basketbolcular her şeyi hakemden iyi bilirler.

Değerli Edirneliler ve basketbolseverler ben çok hakem düşmanı oyuncu ve insan gördüm.  Onların içinden hakem de yetiştirdim ve hepsinin söylediği şey “Çok zormuş” oldu. Bütün o ahkam kesenler ağzına düdüğü alınca üflemeyi bile beceremediler.

Bütün bu baskılar altında tabi ki hakem de doğal olarak hata yapmaktadır , hatasız maç yönetilemez bu mümkün değil.  Ancak şunu unutmamak lazım ki,  hiçbir hakem oralara torpille gelmemiştir.  Zaten kötü olanlar oraya çıkamayacağı gibi orada da duramaz.

Hiçbir hakem kötü maç yönetmek için sahaya çıkmaz, yönetirse hem itibar hem de para kaybedeceğini bilir.

Sizler tribünde sadece ve sadece kazanmayı düşünürken, her ne olursa olsun kazanalım derken hakemin görevi her ne olursa olsun adalettir.

Hakemlik çok zor iştir, öyle tribünden atıp tutmaya benzemez. Sahaya çıkan insanların hepsi onurlu, gururlu ve şahsiyetli insanlardır.  Yıllarını bu işe vermiş adam gibi adamlardır.  En azından ben basketbol camiası için buna kefil olabilirim.

Bir de şu hakemi baskı altına alma işi var ki, çok önemli.

Değerli Edirneliler ve basketbolseverler. Seyircinin bir işlevi de hakemleri çeşitli metotlar kullanarak baskı altına almaktır.

Ancak bu öyle çok kolay bir iş değildir. Bunun için dört  şart var;

Birincisi basketbolu çok iyi bileceksin.

İkincisi arkanda bir kamuoyu olacak ve kulübünün bir ağırlığı olacak.

Üçüncüsü fiziksel şartların yani salonun büyüklüğü tribünlerin uzaklığı gibi.

Dördüncüsü kime yapacağını bileceksin, öyle her hakeme saldıramazsın.

Bunu yapacağın hakem var yapamayacağın hakem var.

Karşıyaka seyircisi bile Memduh Öget maça geldiğinde HAZRETİ MEMDUH diye tezahürat yapıp, ağzını açmadan maç izlerdi.

İşte bu yüzden Karşıyaka seyircisi oluyorlar. Hangi hakem bu baskıda çözülür, hangi hakemde ters teper bilmek lazım.

İşte bütün bu baskılar altında dev gibi adamların arenada birbirleriyle kıyasıya mücadele ettiği ve her türlü etik dışı davranışın mubah kabul edildiği bir kültürel ortamda hatasız olmaları istenen, tek dostu olmayan,  “kötü” adamlardır hakemler .

Haftaya spora sosyolojik bir bakışta görüşmek üzere

(Spor Extra Gazetesinin 17. Sayısında yayınlanmıştır)

Sosyal Ağlarda Paylaş

Share to Google Plus

Comments are closed.