HİÇ BİR ZAMAN EN İYİ OLMADIK…

Hiçbir zaman en iyi olmadık…
Yeni bir dönemdeyiz,herkes merak ediyor olacakları. Karışık duygular içindeyiz aslında, 3 yıldır takımın başında olan Gökhan Taştimur’un takımdan ayrılmasından sonra, genel bakış açıları olan ”koç değişikliği takımı kötü etkiler” ile ”takıma sinerji gelir,yükselişin başlangıcı olabilir” düşünceleri dolaşıyor beynimizde. Gayet doğal bunların olması, olması gerekende bu zaten. Ancak her zaman iyiye, güzele daha yakın oluyor insanoğlu.”Güzel günler göreceğiz” demek her şeyi çözüyor kısa sürede olsa, taaki kötü sonuçlar gelene kadar.

Sezonun başında bunları yaptık aslında, hepimiz yaptık, takımın kötü yönlerini hep görmezden geldik, belki de bu durumda gelmemizde bir pay da taraftara ait, belki de büyük bir pay. Bazı kesimler Gökhan Hocanın ayrılmasına şaşırmadığını söylese de kimse inanmadı aslında buna, çünkü insanların aklına Olin dendiğinde Gökhan Taştimur geliyordu. Kimse yakıştıramadı böyle bir durumu hocaya veya Olin yönetimine. Sanki sonsuza kadar her şey aynı kalacakmış gibi duygusal davrandı birçok taraftar. Takımla, koçu özdeşleştirdik.Her zaman iyi gidişatın devam edeceğini her zaman koçun formda olduğunu, takımın hatta oyuncuların formsuz, bazense yetersiz olduğunu düşündük. Kimsenin aklına Gökhan Taştimur’un hata yapabileceği gelmiyordu taaki bazı maçlarda herkesin gördüğü bariz hatalara kadar. Zaten bunlardan sonrada koçun ayrılış süreci başladı ama bu olay birazda tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan çıkar mevzusunu anımsatmıştı bana. Acaba hoca ayrılmak istediği için mi formsuzdu yoksa formsuz olduğu için mi ayrıldı? Oysa koçun sonsuz kredisi vardı cebinde, hem de hiç harcamadan biriktirdiği…

Bu ayrılış sürecinde yönetimle ne konuşuldu hiçbir fikrim yok ancak gayet profesyonel davrandı Olin yönetimi. Kişileri kurumların üzerinde tutmanın her zaman zarar getireceğini ,böyle bir durumda geleceğe daha dar perspektiften bakılacağını kavrayan yönetim doğru olanı yaptı. Belki de ayaklarının yere daha sağlam basmasını sağladı bu hamle. Yaptığı bazı açıklamalarla tepki alan Gökhan Taştimur’un kafasının karışık olmadığını anlamak çokta güç değildi aslında. Zaten ayrılırken de yaptığı açıklamayla daha doğrusu dolaylı açıklamayla gitme vaktinin geldiğini söylemişti.

Hiçbir zaman en iyi olamadı Olin Edirne, ama biz hep onu en iyi yerlerde gördük, yapabileceği en iyi performansı yaptığını düşündük koçun, takımın, yönetimin. Eleştiren bir gözle bakmadık bakamadık aslında, bunun tek nedeni de başarılı olmamızdı, başarı bir perde gibi indi gözlerimize hiçbir şeyi göremez olduk.Karanlığın içinde bir tek ışığın biz olduğunu düşündük. Hatayı da burada yaptık işte.

Taraftarlar elinden gelenin fazlasını yaptı bu süreçte, her durumda, takımı ne halde olursa olsun. Edirne’de mağlup olunan Trabzonspor maçından sonra bile takımı alkışlayan taraftarlardı, aslında Olin Edirneyi Olin Edirne yapan. Bu güzelliklerdi Olin taraftarlarını diğer birçok taraftardan ayıran ama bu konuda da en iyi değiliz. Çünkü en iyi olduğumuzu düşünürsek, hiçbir zaman mükemmel olamayız. Bu felsefede hareket edenler her zaman daha iyisini isteyenlerdir. Oyuncular,yönetim,taraftarlar hep böyle birlik içinde olmalı,daha çok olmalıdır.

Yönetimin verdiği son karar ise bu durumda yapılabilecek en doğru hamleydi. Takımı tanıyan tecrübeli bir koç ve gelecek vadeden genç bir yardımcısına takımı emanet etmek. Bu kararın da aslında ne kadar doğru olduğuna zaman karar verecek. Ancak şu durumda en az riskli yolu seçti yönetim, bence de en doğrusunu yaptı.Tüm Edirne için hayırlı olması dileğiyle…

PAYLAŞ

Yorum Ekle

Email adresi yayınlanmaz. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*