KARAKTERİ ANTALYA’YA SAKLAMIŞ OLALIM

Merhaba sevgili Edirneliler ve basketbolseverler

4. hafta müsabakası olan Galatasaray maçını doğrusu 2 sebepten çok merak ediyordum.

Birincisi Hacettepe maçı sonrası takımın toparlanıp toparlanamadığı, ikincisi Galatasaray gibi bir takım karşısında ne kadar direnç göstereceğimiz idi.

Tabiiki bizden her alanda daha üstün, daha kaliteli bir takım olan Galatasaray’a yenilmemiz son derece normal ve kabul edilebilir bir sonuç. Ancak maçın daha 1. periyotta bitmesi ve diğer periyodlarda farkın daha da açılması anlaşılır gibi değil.

Maçı beraber seyrettiğim arkadaşlarım ilk periyotta ki farkın ardından bana, ne oluyor böyle dediklerinde bunun suni bir fark olduğunu, ilerleyen dakikalarda bu farkın azalacağını ve Olin’in maça ortak olabilme ihtimalinin olduğunu söyledim.

Ancak takımımız maalesef ne geri gelebildi ne de bir direnç gösterebildi. Sahada karakter ortaya koyan bir olin göremedik.

Maç için söylenecek çok fazla bir şey yok, başladığı gibi biten bir maç oldu.

Hücumdaki sıkıntımız bariz bir şekilde ortaya çıkıyor. Geçen maçta belirttiğimiz 2 sayılık atışların 3 sayılık atışlara oranı daha da kötüleşerek 3 sayılık atışlarımız 2 sayılık atış denemesinin de üzerine çıktı ( 26′ya 28 ).

Hücumda farklı alternatifler üretmeliyiz, tepede Parakhouski ile pick and roll oynarsak hem daha kolay sayılar buluruz hem de hücum alternatiflerimiz çoğalır . Çünkü bu oyuncunun kendi milli takımındaki en efektif oynadığı oyun tepedeki bu ikili oyunlar. Aslında bu maçta merak ettiğim bir diğer konu da Yunanlı oyuncunun nasıl bir oyuncu olduğu idi. Tabiiki daha ilk resmi maçını oynadı, onu eleştirmek haksızlık olur, ancak benim izlenimim bu oyuncu savunmayı pek sevmeyen,

genellikle tepede pup out yaptıktan sonra şut atmakla sınırlı yeteneği olan bir oyuncu gibi gözüktü. 28 dakika oyunda kaldığı süre içinde aldığı ribaund 3. İşin doğrusu biraz düşündürücü bir istatistik. Koç Gökhan Taştimur’un istediği sertliğe gelebilirse ne ala, yok gelemezse yandı gülüm keten helva.Bu arada her ne kadar halen kulüpten resmi bir açıklama gelmese de sanırım Radkoviça transferi bitmek üzere.

Bu transferin takımımıza olumlu katkı yapacağı inancındayım, özellikle bu transferle rotasyonumuzun rahatladığını , hücumda daha doğru tercihlerle atışlar bulabileceğimiz inancındayım.

Berkay Candan’la ilgili bir parantez açmak istiyorum. Sanırım bu 4 numara eksikliğinde ve yeni gelen oyuncuyla birlikte biraz dağılmış görünüyor. Oysa ki bu takımın savunmasının en önemli parçası idi 2 hafta öncesine kadar. İnanıyorum ki en kısa sürede toparlar, onun savunmasına çok ihtiyacımız olacak. Onu kaybetmememiz lazım. Tabii ki onun da çok çalışıp formayı koçtan alması gerekiyor.

Değerli basketbolseverler buraya kadar olanlar GS maçı falan hepsini unutmak lazım. Hemen bu gece tüm takım her şeyi unutmalı. Çünkü önümüzde Antalya B.B maçı var ve bu maç sahici maç olacak. Bu maçı da kaybedersek işimiz daha da zorlaşır ve bir anda kendimizi ligin dibinde bulabiliriz. İşte bu nedenledir ki 10 Kasım Cumartesi günü saat 17:00′ de Mimar Sinan Spor Salonu’nun dolması ve son topa kadar takımımızı desteklememiz lazım, bıkmadan usanmadan takımımıza destek vermemiz lazım. Kişiler gelir gider, ama takımımız kalıcı olmalı ve bizler Türkiye’nin en iyi taraftarıyız diyorsak bu takım için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan yönetim kurulunun motivasyonunu arttırmak için Antalya maçında sarı yeşil formalarımızla orada olalım. Tekrar ediyorum bu maçın şakası yok ! Kar’da yağsa buz da yağsa orda olalım, bu maç iki puanlık bir maç değil 4 puanlık bir maç çünkü.

(Spor Extra Gazetesi’nin 5. Sayısında da Yayınlanmıştır)

Sosyal Ağlarda Paylaş

Share to Google Buzz
Share to Google Plus

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*