Edirne Basket » Beyaz Gölge Trakya ve Edirne'nin İlk ve Tek Basketbol Haber Sitesi Thu, 07 Apr 2016 20:04:44 +0000 tr-TR hourly 1 http://wordpress.org/?v=3.4.1 Başarılı Bir Sezonun Ardından Geleceğe Umutla Bakmak /basarili-bir-sezonun-ardindan-gelecege-umutla-bakmak/ /basarili-bir-sezonun-ardindan-gelecege-umutla-bakmak/#comments Fri, 10 Jun 2011 15:29:19 +0000 Levent ?p=5274 Devamını Oku »]]> BAŞARILI BİR SEZONUN ARDINDAN GELECEĞE UMUTLA BAKMAK

Geçen yıl bu günlerde Beko Basketbol Ligi’ne yükselmenin sevinci tüm şehirde sürüyordu. Ama bir taraftan da “Ne olacak acaba.Çıktığımız gibi inecek miyiz?” gibi masumane sorular soruluyor bazıları daha da ileri giderek “Kesin düşer canım.Balon çabuk söner” gibi sözler söylüyor, bu mahal de sohbetler oluyordu. Sonra ki günlerde transfer çalışmalarında da gözle görünür bir şeyler olmayınca bu şüpheler ve “Ben demiştim canım” tavırları daha da yükselmeye başlamıştı.

Edirnebasket sezonu değerlendirici ve önümüzdeki sezona da değinici bir yazı istediğinde böyle bir giriş yapayım dedim.

Geçen sezonda kulübün transfer çalışmalarını nasıl kılı kırk yararak yürüttüğünü biliyor ve mutlaka iyi bir kadro kurulacağına inanıyordum. Bu yıl da aynısının olacağını biliyorum.

Geçen yıl herkes “Ortada oyuncu kalmadı, kimleri alacağız? Bak Trabzonspor’a adamlar bomba gibi transferler yapıyorlar, kesin ilk dörde girerler” derken Olin Edirne sessiz ve derinden, kendi bütçesine, oyun anlayışına uygun 5 tanesi 2. lig kadrosundan kalan 14 tane aslan parçası ile yola koyuluyordu. Önce İtalya kampından güzel haberler gelmeye başlamıştı. Sonra Türkiye’deki turnuvalar, ardından Olympiakos ile hazırlık maçı. Sonra da Türkiye Kupası Ordu grubunda bütün sezona damgasını vuran Olin Edirne gerçeğinin ortaya çıkışı.

“Gidebildiğimiz yere kadar gitmek istiyoruz”. Koç Gökhan Taştimur, ilk önceleri ne anlama geldiğini bir çok kişinin çözemediği bu sözü ilk kez Ordu’da telafuz etmişti; Gidebildiğimiz Yere Kadar Gitmek İstiyoruz.

Sonra adım adım gidilecek yer belirginleşmeye başladı. İlk önce play-off kesinleşti, hemen ardından lig yedinciliği netleşti ve Galatasaray Cafe Crown’un  play-off’ta Olin Edirne’den kaçıp bir anlamda play-off’un gidişatına etki yapması ortaya çıktı. Belki çok iddialı bir tez ama gerçekçi. Olin Edirne, Galatasaray Cafe Crown ile karşılaşmış olsaydı eğer zaten 1-0 önde başlayacağı seri sonunda Galatasaray’ı geçecekti. Büyük bir ihtimalle de 3-1 falan bitecekti seri. Bunu söylemek için kahin olmaya gerek yok. İki lig maçında bu çok açık ve net görüldü. Olin Edirne’nin 1 ve 2 numaralı pozisyonlarda Galatasaray’a çok net bir üstünlüğü vardı ve eşleşmeler de Galatasaray’a çok ters geliyordu. Bu şartlar altında Galatasaray Cafe Crown’un Olin Edirne’yi alt edebilmesi mümkün değildi. Oktay Mahmudi bunu en iyi gören iki isimden biriydi bence. Bunu şunun için yazıyorum. Böyle bir eşleşme olsaydı eğer Olin Edirne kesin yarı final belki de Fenerbahçe Ülker ile final oynayacaktı.

Olmadı. Lig ikincisi Banvit’le muhteşem heyecanlı bir seri yaşandı. Play-Off’un bence en heyecanlı serisi oldu. İlahlarda biraz böyle isteyince çeyrek finalde 3-2’lik bir sonuçla play-off’a veda edildi.

Ve bildiğimiz, duyduğumuz kadarı ile Avrupa Kupalarına EuroChallange’da katılma hakkı.

Nasıl oldu tüm bunlar, nasıl gerçekleşti bu başarı?

En başta belirtilmesi gereken; Yönetim, ana sponsor firma belki de Türkiye’nin hiçbir yerinde olmadığı kadar teknik kadronun işine hiçbir şekilde karışmadı. Koç Gökhan Taştimur oyun felsefesinden milim taviz vermedi. Kulübün resmi internet sitesinde de yayınlanan Antrenman Programına baktığınızda takımın nasıl bir çalışmadan geçtiğini hemen görürsünüz. Haftanın 2 günü çift idman ve her bir idman 2 saat. Sanıyorum Türkiye’de bu kadar yoğun bir idman programına sahip başka bir takım yok. Ama Olin Edirne’nin en büyük silahı çalışmak, daha çok çalışmaktı. Eldeki bütçe ile ancak bu oyuncular alınmıştı. Bir çoğunun geçmişleri başarılarla dolu olsa da birkaç sezondur performanslarında düşüş vardı. Öyle büyük yıldızlar yoktu kadroda. Samardziski hayatında hiç Olin’de aldığı kadar süre almamıştı. Son 3 sezonunda benchte oturup hocasının oyuna sokmasını bekliyordu. Herkesin hayran kaldığı Seibutis 2 sezondur hep yedek oyuncu idi. Az süre alıyor bu da performansına yansıyordu. Edirne’ye gelirken yanılmıyorsam 5 sayı ortalamasına sahipti. Vidas Ginevicius eski bir kurttu ama o da ilk defa Litvanya dışına çıkıyordu ve artık eski başarılarından uzaktı. Seth Doliboa iyi niyetli, çok çalışkan ama yetenekleri kısıtlı bir oyuncuydu.

Kısacası çok çalıştılar, çok çalıştılar ve sistem içinde oynayarak hem Olin Edirne’yi başarıya taşıdılar ham de kendi değerlerine kat be kat değer kattılar. Seibutis herkesin peşinden koştuğu bir oyuncu oldu. Samardzsiki Olin’deki değerinin 3 katına Rytas’a transfer oldu. Caner Ercan, Gökhan Taştimur’un rahleh-i tedrisinden daha tam olarak mezun olmadan akıl almaz transfer teklifleri aldı. Erdal Bibo Olin’de oynadığının en az yüzde elli fazlasına gitti. Can Akın’a Olin’de aldığının 1,5-2 katı teklifler yapıldığını duyuyoruz. O hiç oynamayan Tufan bile sanıyorum iyi bir fiyata başka bir takım bulabilecektir. Davud’a önemli teklifler olacağını düşünüyorum.

Bütün bunları bu sevgili kardeşlerimizi yermek için yazmıyorum. Onlar gerçekten geçtiğimiz sezon yürekleri ile oynadılar ve bize bu müthiş duyguyu yaşattılar. Benim amacım Olin Edirne’nin başarısındaki en büyük payın çalışmak, çok çalışmak ve sistem içinde oynayabilmek olduğunu gösterebilmektir.

Bu kardeşlerimize gittikleri ve gidecekleri takımlarda da başarılar diliyorum. Ama çok kişi gibi ben de onları çok sıkı takip edeceğim ve neler yapabileceklerini merakla izleyeceğim.

Bu başarılı hatta başarılıdan da öte sezondan  sonra şimdi neler olacak?

Gözüken şu ki, geçtiğimiz sezonun bu başarılı takımından hiç kimse önümüzdeki sezonun kadrosunda olmayacak. Çünkü kulağıma gelenler, bu oyuncuların istemiş olduğu transfer ücretleri Olin Edirne’nin transfer politikasını ve bütçesini aşıyor. Ayrıca duyduğum ve bildiğim kadarı ile Gökhan Taştimur önümüzdeki sezon takımda radikal bir gençleştirme yapacak. Geçtiğimiz sezon 30’un üstünde olan yaş ortalaması bu sezon 24-25’lerde kalır diye düşünüyorum.

Hiç kimsenin eyvah kimse kalmayacak, ne olacak, iskelet bozulur mu? gibi endişelere girmesine bence hiç gerek yok.

Başarılı teknik ekip ve Gökhan Taştimur işinin başında. Yönetim ve sayın Ağaoğulları’nın desteği artarak sürüyor aldığım duyumlara göre. Onun için hiç endişeye gerek yok. Bu sene işler daha da genişliyor ve gelecek sağlamlaştırılıyor. Endişeden çok büyük bir heyecan duymamız gerekiyor. Genç Olin Edirne basketbol takımı kuruldu. Bölgesel ligde hemen 2.lige çıkma hedefiyle mücadele edecekler. Genç ve Küçük takımlara ciddi yatırımlar yapılıyor. Türkiye finaline kalmayı hedefliyorlar. Trakya çapında seçmelere başlandı. Yetenekli gençler tıpkı Banvit gibi Efes gibi seçilecekler ve kulüp bunların hem eğitimlerini hem de basketbol öğrenmelerini sağlayacak. Müthiş heyecan verici şeyler bunlar.

Önümüzdeki yıl çok önemli bence. Olin Edirne önümüzdeki sezonu da alnının akıyla geçerse bence bir daha sırtı zor yere gelir.

Gelelim A-Takımına. Bence geçen yıl ki gibi önce yerli oyuncu transferleri çözülecek. Geçen seneden biliyorum, şimdi Gökhan Taştimur ve kurmayları her pozisyon için en az 4-5 tane ismi sırasına göre yazmışlar ve onlarla direk-indirek temaslara başlamışlardır. Bunların sonuçlarına göre de yabancı transferlerine gireceklerdir. Yabancı transferinde yine kılı kırk yaracaklarına, Edirne’nin dokusuna uygun yabancıları bulacaklarına inanıyorum. Hatta bazı çok flaş isimlerin bile çıkacağını düşünüyorum.

Gelelim önümüzdeki yılın hedeflerine. Valla falcı olmaya gerek yok. Gökhan Taştimur’u biraz tanıyan herkes bu hedefin ne olduğunu hemen anlar. Bir kere ligde en az yine yedincilik hedeflenecektir. Gökhan hoca sekizinciliği başarısız olarak addedecektir. Yani bu yıl geçen sezonun o sihirli  “Gidebileceğimiz yere kadar gidebilmek” sözü olamayacak. Hedef açık en az yedincilik. Bence sekizincilik ancak play-off’ta yarı final oynanırsa başarı sayılacaktır.

Bu sezon bir de Avrupa Kupası olacak. Oradaki hedef ne olabilir? Elbette kuralara bağlı. Hangi takımlar çıkacak kurada, grup nasıl oluşacak? Önemli tabii. Ama  benim tanıdığım Gökhan Taştimur burada da en az geçtiğimiz sezon Pınar Karşıyaka’nın yakaladığı son sekize kalma hedefinin altında bırakmayacaktır hedefi.

Sanırım Edirnebasket’in istediği biçimde bir yazıyı kaleme alabilmişimdir. Ben geçtiğimiz sezonu böyle gördüm, önümüzdeki sezona da böyle bakıyorum.

En güzel günler sizin olsun.

]]>
/basarili-bir-sezonun-ardindan-gelecege-umutla-bakmak/feed/ 4
PLAY-OFF’a YÖNELİK ENTRİKALAR YA DA LA FONTAİN MASALLARI /play-off%e2%80%99a-yonelik-entrikalar-ya-da-la-fontain-masallari/ /play-off%e2%80%99a-yonelik-entrikalar-ya-da-la-fontain-masallari/#comments Tue, 03 May 2011 22:22:23 +0000 Levent ?p=4558 Devamını Oku »]]> Neler oluyor yarabbim? İnsanlar çıldırmış olmalı. Anlı şanlı kulüpler, kelli felli insanlar daha dün kurulmuş, ufacık bir kulüple uğraşıyor. Basketbol “dükaları” “paryalardan” rahatsız mı oluyor?

Ama eşyanın tabiatına da aykırı değil hani. Hani bir laf vardır ya “Kış kışlığını, P…., P…..’luğunu yapacak” diye. Onlar da işlerini yapıyorlar. Emir nemalandıkları yerlerden geliyor herhalde. Yazı bakalım diyorlar, ne güne duruyorsunuz!  Oynatın kaleminizi, dünkü b…k ,  nasıl iki kez galip gelme cüreti gösterdi?

Futbol üstadı, gurme, manken koçu, sanat bilirkişisi, formula 1 pilotu,  politika uzmanı, defile yazarı, her şeyimiz, ünlü Türk büyüğü Olin’in dokuz sekizliklerini sergiledi cümle aleme. Allah razı olsun. Herkes öğrendi Türk basketbolunun kara lekesinin kim olduğunu. Baba, bunu yaptın ya, heykelini dikmek lazım Sinan Erdem Spor Salonu’nun önüne, Türk basketbolunu kurtaran adam diye. Sen olmasaydın ne yapardık biz? Siz bakmayın Olin’in 1 yıldır Beko Basketbol Ligi’nde olduğuna, babanın bir bildiği vardır. Olin mutlaka gizli gizli, ilegal olarak yer alıyordu yıllardır birinci basketbol liginde. Her şeyi o yapıyor, her şeyi o manipüle ediyordu. Allah razı olsun senden. Gözümüzü açtın, canavarı gösterdin bize.

Eh bu kadar ironi, şaka yeter!

Olin hakkında yazılan yazılar aslında Türk Spor Yazarlığının içler acısı halinin son örneğidir. Bilmeden, görmeden, seyretmeden yazmak, ahkam kesmek ve binlerce iyi niyetli insana bunları doğru diye empoze etmek.

Hincal Uluç’ta böyle yazdı bugün ki köşesinde Sabah gazetesinde. Olin Edirne’nin bileğinin hakkıyla, aklıyla kazandığı maçı şaibeli duruma getirmeye kalkmış aklınca. Ona göre Galatasaray Cafe Crown “Olaylı ve hakem hatalı bir maç sonucu” yenilmiş. Bu tek satır bile kendisinin maçı seyretmediğini ele veriyor.

Hangi olay Hıncal bey? Bunu ispatlayamazsanız müfteri olacaksınız sayın Uluç! İsteyin maçın CD’sini Spormax’ten koyun cebinize gelin Edirne’ye, Selimiye meydanında hep beraber seyredelim. Tek bir olay gösterin bize, sizi baş tacı yapalım. Doğrucu Davut diye heykelini dikelim Edirne’ye. Ama önce Hocaoğlu’nda veya Köfteci Osman’da köfte, Ciğerci Niyazi’de veya Ciğerci Kemal’de veya istediğiniz bir yerde ciğer, sonra Badem Ezmesi, Kavala Kurabiyesi falanda ikram ederiz. Mis Sabunu’da hediye ederiz. Arzu ederseniz Edirne süpürgesi de verebiliriz kapınızın önünü süpürmeniz için. Sonra siz de “Ne güzeldi falan diye” köşenizde yazarsınız. Ama bizim de bir ricamız olacak. Tek bir olay gösteremezseniz “ÖZÜR DİLEYECEKSİNİZ” Edirne halkından ve basketbol camiasından.

Nasıl bir hakem etkisidir ki Galatsaray 10 sayı geriden gelip son 4 saniyeye 1 sayı önde giriyor. Bunu bana, bırakın sizi bu işin ordinaryusu  anlatabilir mi?

İlle de bir şey yazmak istiyorsanız maçla ilgili. Sorunuzu sayın Mahmuti’ye çevirin ve “Ne oldu bu 4 saniyede ?” diye sorun. Biliyor musunuz sayın Uluç? Olin Edirne-Galatasaray Cafe Crown maçının son 4 saniyesi belki de ders olarak anlatılacak. Anlatabiliyor muyum?

Daha başkaları da linç korosuna dahil oluyor. Kendilerine emanet edilmiş köşelerde, linç kampanyalarını andıran yazılar yazmaya çalışıyorlar. Takvim gazetesinde (özellikle 2001 Avrupa Basketbol Şampiyonası maç anlatımında çok ilgi çeken) Ünal Özüak kendi özel meselelerine Olin’i alet ediyor. Türk basketboluna kurumsal yapısıyla, taraftarıyla, organizasyonlarıyla örnek olmaya çalışan Olin’i “Şikeci” gibi göstermeye gayret ediyor.

Ajansspor’da yazan Erce Kaftan isimli zat da aynı gerçek dışı şeyleri dile getiriyor. Ahmet Kandemir, Hürriyet gazetesinin daha okurken asparagas kokan haberi ile nasıl aforoz edildiyse şimdi de Olin Edirne linç edilmek isteniyor.

Tek bir belge, tek bir kanıt yok!  Ama olsun beyefendilerin köşeleri var ya! Çamur at izi kalsın. İspatla yükümlü olan iddia makamıymış, onlara ne ! Mazlum suçsuz olduğunu ispatlasın! Gerçek ortaya çıkınca da bir şey olmamış gibi devam.

Kösele maalesef sadece ayakkabı tabanında kullanılmıyor.

Elinizi vicdanınıza koyun beyle! Tepişecekseniz gidin başka yerde tepişin. Malum filler tepişince çimenler ezilirmiş. Olin’i ezmeye kalkmayın.

Bir tanesi “İnanılmaz kötü oyunla Pınar Karşıyaka ve TOFAŞ’a yenildiler” diye yazıyor, diğeri “Olin istese de bu kadar kötü oynayamaz” diyor.

Sizi, bu ülkeyi tanımayan birileri okusa Olin Edirne’yi mutlaka Türkiye’nin en güçlü, en eski takımlarından biri zanneder.

Karşıyaka’ya yenilmişiz, TOFAŞ’a yenilmişiz! Ne büyük suç işlemişiz ya. Beyler siz gerçekten basketbolla hiç haşır neşir oldunuz mu? Bu iki takım Türk basketbolunun 2 önemli direği yahu. Alt yapılarıyla, şampiyonluklarıyla, kurumsallaşmış yapılarıyla bir ekol bu takımlar.

Efendim Olin bunlara yenilmiş. Olin Edirne’nin eti ne, budu ne, gücü ne, çapı ne beyler? Bu maçları seyrettiniz mi? Belki Karşıyaka maçını TV’den. Ama onu da seyretmiş olsaydınız bu saçma yazıları yazmazdınız (Bir art niyetiniz yoksa eğer?)

TOFAŞ maçında kötü oynadı dediğiniz Olin, 17 sayı farkı 3 sayıya indirdi. Birkaç dakika daha olsa belki maçı kazabilirdi. Neymiş efendim her şey yedinci olabilmek için yapılmış. Yedinci olunca Galatasaray Cafe Crown ile eşleşmek adınaymış her şey. Zatı muhteremler ! Bahsettiğiniz takım Galatasaray. Lig ikincisi. Sizin ağzınızdan çıkanı kulağının duyuyor, yazdığınızı gözünüz görüyor mu? Galatasaray gökten zembille mi indi lig ikinciliğine? Bu takımın 3 oyuncusu Shumpert, Rancik ve Tutku Açık’ın toplam bedeli Olin takımının tüm oyuncu bütçesine bedel. Aslında hakaret ediyorsunuz Galatasaray gibi bir köklü bir kulübe.

Bakın size bir sır vereyim. Neden sadece 2 maçı konu ediyorsunuz? Olin’in yenildiği diğer 11 maçı da mercek altına alın, onları da sorun, onları da inceleyin. Öyle ya Olin hiç yenilir mi? Yenilirse mutlaka “Şike” falan vardır. Ne olur bu kara noktaları da aydınlığa çıkarın!

Aaa, bak unutuyordum ayol. Beşiktaş Cola Turka’yı da mercek altına alsanıza. Onlar da Efes’ten, Karşıyaka’dan falan kaçmak için Olin Edirne’ye kendi sahalarında 10 sayı öndeyken yenilmiş olmasınlar? Onun için İzmir’de Karşıyaka’yı yenememiş olmasınlar?

Araştırın ne olur! Sakın ihmal etmeyin ama.

Not: Olin Edirne’nin, Galatasaray Cafe Crown, Pınar Karşıyaka ve TOFAŞ maç CD’lerini Mimar Sinan Spor Salonu adresindeki Olin Edirne kulüp binasından isteyebilirsiniz. Size mutlaka göndereceklerini sanıyorum. http://www.olinedirnebasket.com resmi internet sitelerinden de diğer iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.

 Bunu da benim kıyağım olarak kabul edebilirsiniz.

]]>
/play-off%e2%80%99a-yonelik-entrikalar-ya-da-la-fontain-masallari/feed/ 3