Edirne Basket » Levent TAKAN Trakya ve Edirne'nin İlk ve Tek Basketbol Haber Sitesi Thu, 07 Apr 2016 20:04:44 +0000 tr-TR hourly 1 http://wordpress.org/?v=3.4.1 Olin Edirne; Devler Liginde Beşinci Yıla Girebilecek mi? /olin-edirne-devler-liginde-besinci-yila-girebilecek-mi/ /olin-edirne-devler-liginde-besinci-yila-girebilecek-mi/#comments Mon, 23 Jun 2014 15:51:49 +0000 Levent /?p=27558 Devamını Oku »]]> Tam 4 yıl önceydi.  O zaman ki ismiyle Olin Gençlik Basketbol Takımı, Beko Basketbol Ligi’ne, yani Türkiye’nin en üst basketbol ligine ikinci olarak yükselmişti. Bu lig aynı zamanda Avrupa’nın da  İspanya’dan sonra en kaliteli, en pahalı ve en zorlu ikinci ligiydi. Edirneli sporseverler, basketbol severler, yıllardır futboldan gelmeyen başarıyı, basketbolda kazanmanın sevincini yaşıyorlardı.

Sonra, Beko Basketbol Ligi’ne adım atılırken isim değişikliğine gidildi. Takımın ismine Edirne’de ilave edilerek Olin Edirne oldu.

Başarılı bir ilk sezon geçirildi. Takım ligi 7. sırada tamamlayarak Play-Off’lara kaldı ve güçlü Banvit karşısında 5 maçlık seri sonunda 3-2 yenilerek veda etti. İlk yıl alınan bu başarı Olin Edirne’ye Avrupa kapılarını da açtı ve EuroChallange Cup’ta mücadele etti.

İlk yıl alınan bu başarının altında, çok güzel bir takım iskeleti kurulması, yüksek bütçe ve takım ve kulüp içindeki ahenkli çalışma, herkesin yapacağı işi bilmesi, ekip ruhu gibi nedenler vardı. Ama ilk sezonun sonunda sorunlarda filizlenmeye başlamıştı. En başta yeni bütçe sıkıntı yarattı. Ana sponsor ilk yıl verdiği kadar maddi imkan sağlayamayacağını açıkladı. Bu, bol bütçeyi seven teknik ekip arasında sorunların ortaya çıkmasına neden oldu. İlk yılın başarısıyla bir çok oyuncu yüksek fiyatlara başka takımlara transfer oldu. Kadro sil baştan yeniden oluşturuldu. Ama ilk yıl ki maya tutmadı. Lige iyi bir başlangıç yapılamadı. Herkes ilk yılın üstünde bir başarı bekliyordu ama bu başarıyı yakalamaktan çok uzaktaydı kulüp. Teknik heyetin başındaki kişi her şeyi ben bilirim, her şeyi en iyi ben yaparım tavrıyla herkesi küçük görmeye başlayınca hem sorunlar iyice su yüzüne çıkmaya, hem de ilk yılın başarısını getiren ekip ruhundan uzaklaşılmaya başlandı. Bunun sonucunda önce baş antrenör  görevini bırakıp gitti. Gitti ama gemi su almaya başlamıştı ve işler bir türlü yerine oturmuyordu. Fakat yine de tablo kap karanlık değildi. Ligin son haftalarına girilirken, herkesin ağzını açık bırakacak bir kararla, takımı bırakıp giden kişi tekrar takımın başına getirildi. Aman düşüyoruz, korkusu sardı ve ancak takımı bırakıp giden kişinin bu işten çıkış yolu bulacağı yanlışına girildi. Takım zar zor ligde kaldı. Sihirbaz diye getirilen kişinin sihirli çubuğu çok fazla işe yaramamıştı. İkinci sezonun sonunda kulüpten ayrılanlar oldu. Zaten iş yapan birkaç kişi vardı, artık onların da bir kısmı olmayacaktı.

Üçüncü sezon yine sıkıntılarla başladı. Tüm dizginleri eline alan ve her şeyi ben bilirim edasını sürdüren teknik patron giderek bütün dengeleri ters yüz etmeyi başarmıştı. Buna idari anlamda hatalarda eklenince artık geri dönülmez bir yola girildi. Taraftarlar küstürüldü, insanlar basketboldan soğumaya başladı. Düşme hattında gidilirken, yapılan bu yanlışlara artık seyirciler salonda, maçlarda tepki vermeye başladılar. Sezonun bitmesine 5-6 maç kala baş antrenör bir basın toplantısı yaparak, sezon sonuna kadar barış istedi. Sezon sonunda da bir yıl daha olan kontratını yırtıp, gideceğini, hiçbir tazminat falan da istemediğini söyledi. 5-6 maçlık barışın sonunda takım yine dış faktörlerin de  yardımıyla ligde kaldı.

Ligde kalması yüzlerce Edirneli basketbolseveri sevindiremedi. Çünkü takımın hakları İstanbul’a, Doğuş Grubu’na devrediliyordu. Her şey de anlaşılmıştı. Devir hakkı falan her şey tamamdı. Sadece resmi imzalar atılacaktı. Ama o sırada başlayan Gezi Protestoları, Doğuş Grubu’nu zor durumda bırakınca bir anda bu anlaşmadan vaz geçildi. Hesaplar bir anda alt üstü olmuştu. Kulüp devam kararı aldı. Ama artık olabilecek en düşük bütçeyle yola devam edilecekti. Devir olayının gerçekleşmesini beklerken ligde diğer takımlar transfer sürecini neredeyse sonlandırmışlardı. Olin Edirne’nin başında bir de antrenör krizi çıkmıştı. Bir ay öncesi sezon sonunda kontratımı yırtıp atacağım, tazminat falan istemiyorum diyen baş antrenör kontratını bir türlü yırtıp atmıyor ve ayrılmak için tazminat talebinde bulunuyordu. Sonunda önemli bir miktar tazminat alıp ayrıldı. Olin Edirne, diğer takımların neredeyse transferi sonlandırdığı bir dönemde,  24 Temmuz’da yeni antrenörünü buldu, Cem Akdağ ile yen baş antrenör olarak sözleşme imzaladı. Ardından oyuncu transferleri başladı. Ama hem bütçe yetersizdi, hem de oyuncu piyasası iyice daralmıştı. Var olan imkanlar dahilinde en iyisi yapılmaya çalışıldı. Bütçeye katkı olması için 3 yabancıyla oynama kararı alındı ve bunun sonucunda federasyondan 125 bin dolar gelir elde edildi. Edildi ama her takımın -6-7-8 yabancıyla oynadığı bir ligde tutunabilmek çok da kolay değildi. Bir çok olumsuzlukla lige başlandı. İlk yarı altın değerinde 6 galibiyet alındı. Ama ikinci yarı çok daha zor geçecekti, çünkü diğer tüm takımlar kadrolarını takviye ederek güçlendirmişlerdi. İkinci yarıda da alınan 2 galibiyet ile toplam 8 galibiyete ulaşıldı ve ligde kalındı. Bu çok büyük bir başarıydı aslında. Şimdi ligde kalabilmenin nasıl büyük bir başarı olabileceği sorulabilir. Ama gerçekten de büyük bir başarı bu. Olin Edirne yaklaşık 3 milyon TL’lik bütçe ile bu başarıyı yakaladı. Beko Basketbol Ligi’nin en düşük bütçeli takımıydı. Örneğin ligden düşen Mersin BŞB’nin bütçesinin 6,5 milyon TL olduğu  düşünülürse elde edilen bu başarının önemi daha çok ortaya çıkar.

Bu başarıda şüphesiz en büyük pay baş antrenör Cem Akdağ’ın ve oyuncuların. Onlar olanaksızlıklar içinde ellerinden gelenin en iyisini yaptılar. Zoru görünce ne takımı bırakıp kaçtılar, ne de verilen sözler tutulmadı diyerek hayıflandılar. Cem Akdağ göreve geldiği zaman hedefimiz ligde kalmak olacak demişti ve bu hedefi tutturdu. Hocanın ve oyuncuların bu iyi niyetleri, sahada güçlerinin çok üstünde mücadele etmeleri ve ortaya koydukları seyir gücü daha zevkli bir  basketbol ile, basketbola küsen taraftarlar tekrar kazanıldı ve takım mağlup olsa dahi hep destek verildi.

Şimdi bir zorlu süreç daha başlıyor. Edirne’den, Edirne Yağ Sanayi dışında, Ağaoğulları  ve Kumuşoğlu aileleri dışında kimsenin taşın altına eline sokmadıkları göz önüne alındığında bu işin daha ne kadar sürdürülebilir olacağı meçhul. Edirne’den yeni dinamikler ortaya çıkmazsa, Kumuşoğlu ailesi İstanbul’dan yeni sponsorlar bulamazsa Beko Basketbol Ligi gibi bir kurtlar sofrasında yer bulabilmek, o masada oturabilmek zor değil adeta imkansız. Beko Basketbol Ligi’nde 5.yılda olabilecek miyiz, olamayacak mıyız? Üzülecek miyiz, sevinecek miyiz?

Umarız bu şehrin ileri gelenleri,  bu takıma destek olunması gerektiğinin farkına varırlar ve ellerini taşın altına koyarlar.

Olin Edirne’nin bu şehrin tanıtımına ve sosyal yaşamına verdiği katkıyı kaç kurum ve kişinin yaptığı unutulmasın.

Var olan bir değeri kaybettikten sonra ah vah çekmek işin kolayı ve giden geri gelmiyor.

Bakalım iş sahiplerimiz, bu yıl da vergi vermeyelim, nasıl olsa devlet bize sponsorluk imkanı tanımış, biz de bu olanaktan faydalanalım ve bu kez de bir spor kulübümüze destek olalım demeyi akıllarına getirecekler mi? Yoksa yine eski hamam eski tas devam mı edecek?

NOT: Bu yazı tam bir ay önce yazılmış ve  Edirne Gazeteciler Derneği’nin 653.Kırıkpınar için çıkardığı özel Kırıkpınar dergisinde yayınlanmıştır.

]]>
/olin-edirne-devler-liginde-besinci-yila-girebilecek-mi/feed/ 0
5+0 Yabancı Kuralı Çok Şey Kazandıracak /50-yabanci-kurali-cok-sey-kazandiracak/ /50-yabanci-kurali-cok-sey-kazandiracak/#comments Sat, 07 Jun 2014 08:54:18 +0000 Levent /?p=27467 Devamını Oku »]]>

Türk basketbolu, garabet bir uygulamadan kurtuldu. Türkiye Basketbol Federasyonu geçtiğimiz günlerde, kulüplerin de isteklerini dikkate alarak 3+2 olan yabancı uygulamasını kaldırdı. Artık 5 yabancı aynı anda sahada yer alabilecek. Bilindiği gibi eski uygulamada 12 kişilik kadronun içinde 5 yabancı oyuncu bulundurulabiliyor, bunları üçü ilk beşte yer alırken ikisi benchte oturuyordu.

Ben bu kararı yararlı bulanlar arasındayım. Hatta yabancı sayısındaki sınırın tamamen kaldırılmasından yanayım.

Türk oyuncunun yetişmesini engelliyor, takımlar alt yapılara yatırım yapmayacak gibi yaklaşımları da doğru bulmuyorum. Bunlar birer şehir efsanesi.

3+2 kuralı tam 9 yıldır uygulanıyor Türkiye’de. Bana alt yapılardan yetişen kaç Türk oyuncu sayabilirsiniz? Bu 9 yıl içinde Türkiye’de oynadıklarımız dışında milli takımımızın hangi başarılarından söz edebilirsiniz? Yabancı kısıtlaması var diye kaç tane kulübümüz alt yapılara gerekli önemi verip kaç tane oyuncuyu Türk basketboluna kazandırdı? Mesela 7 senedir birinci ve ikinci ligde yer alan şehrimizin takımı Olin Edirne’ye alt yapıdan kaç oyuncu gelebildi? Hiç !

Son yıllarda, içi boş, hiçbir bilimsel temeli olmayan, kof milliyetçilik modasını ne yazık ki futbol ve basketbola da taşımak isteyenler var. Yabancılara kürek dolusu paralar veriliyormuş, kendi çocuklarımız fırsat bulamıyorlarmış falan. Bunların hiç birinin maddi temeli yok. Hepsi palavra!

Alt yapılardan yeteri kadar oyuncu yetişmiyor. Türk basketbol oyuncu piyasası hep aynı oyuncular arasında dönüyor. Yaşlarını başlarını almış, aktif basketbol yaşamının sonuna gelmiş Türk basketbolcular bile bu yüzden hak ettiklerinin çok üzerinde paralar alıyorlar. Çünkü biliyorlar ki yabancı kısıtlaması yüzünden kulüpler, özellikle de dar bütçeli kulüpler onlara mahkum.

Size Edirne’den örnek vereceğim. Mesela bu sezon Olin Edirne kadrosunda yer alan, transfer bedelleri 100’er bin dolar civarında olan birkaç oyuncunun sezon boyunca takıma ne kadar katkısı oldu? Yine aynı miktarda transfer ücreti alan bir yabancımızın bu oyunculara nazaran takıma katkısı nasıldı? Kıyaslama bile yapamazsınız. Yabancı kısıtlaması olmasaydı, dar bütçe içinde kıvranan Olin Edirne bu paralarla iki tane yabancı oyuncu alır, bunların takıma katkısı çok daha fazla olur ve lig sonuna değin yaşanan düşme kabusu belki de yaşanmazdı.

Hatırlayın, Türk basketbolunda sadece bir yabancı sınırı varken basketbolumuz nerelerdeydi? Bir de bu sınırlama aşama aşama kaldırılıp takımların kadrolarını yabancı oyuncuyla takviye etmelerinden sonra neler yaşandı. Efes Avrupa Koraç Kupası’nı nasıl aldı ? Naumoski ve McRae’nin bunda büyük katkısı yok muydu? Mesela Fenerbahçe’de Calvin Roberts ve Pete Williams, Galatasaray’da Michaelle Scearce, Efes’te Naumoski ve McRae Türk basketboluna neler kazandırdı, nasıl faydalı oldu?

Yabancı sınırlamasının 5+0 olarak kararlaştırılması gerçekten yararlı olacaktır. Bir kere Türk oyuncu, nasıl olsa yerim garanti, zaten fazla  oyuncu da yok piyasada deyip astronomik rakamlar talep edemeyecektir. Çalışsam da kadrodayım, çalışmasam da diyerek yan gelip yatamayacaktır artık. Formayı kapmak için çalışmak zorunda kalacaktır. Formayı kapmasının fiyatının daha da düşmesini önleyeceğinin bilincinde olacaktır. Laubaliliğin ona para kazandırmayacağının farkına varacaktır. Rekabete girecek ve rekabet te Türk oyuncuların takımlarına daha fazla katkı vermesini sağlayacaktır.

Bu arada neden Avrupa ülkelerinde oynayan Türk oyuncumuz yok? Yok çünkü Avrupa takımları, Türkiye’de aldıkları paraları oyuncularımıza ödemiyorlar, onlar bizi bizden daha iyi biliyorlar!

Alt yapılara önem verilmeyecek paranoyasına gelince. Dediğimiz gibi zaten verilmiyor. Alt yapılara önem verilmesi için teşvik gerekiyor, yeni uygulamalar gerekiyor. Alt yapıların yabancı oyuncuyla zerre kadar alakası yok.

Gelelim yabancı oyuncu fazlalığının milli takımlar düzeyinde zararlı olacağı düşüncesine. Öyle olsaydı, bugün bizden daha iyi konumda olan örneğin İspanya, örneğin Yunanistan, örneğin Litvanya, örneğin Rusya başarılı olabilirler miydi. Avrupa ve dünya şampiyonu olan İspanya’da yabancı sınırı mı var ki bu kadar başarılı olabiliyorlar? İspanya’da sadece kıta dışı yabancı sınırı bulunuyor. Avrupa kıtası dışından sadece 2 yabancı oyuncu hakkı bulunuyor. Onun dışında Avrupa kıtasından oyuncu sınırlaması bulunmuyor. Yunanistan’da da durum böyle. İspanyol, Yunan oyuncular yabancılarla rekabet edebilmek, formayı kapabilmek için daha çok çalışıyorlar. Biliyorlar ki ancak böyle başarılı olma şansları var. Bu da milli takımlara başarı olarak yansıyor.

5 yabancının aynı anda sahada oynayacak olmasının şu gibi avantajları da olacak;

- 5 yabancının aynı anda sahada olması, alt sıralardaki takımların, yukarıdakilere karşı şansının artmasını sağlayabilecek.

- Ligde, oyuncu değişikliği sırasında büyük sıkıntılar yaşanması. Örneğin, bir Türk oyuncu değiştirilip, yerine yabancı oyuncu alınırken, iyi oynamakta olan bir yabancının yerine bir Türk oyuncunun alınması zorunluluğu ortadan kalkacak.
- Rotasyonun daralması sonucu meydana gelebilecek sakatlıkların en aza indirilmesine yardımcı olabilecek.

Bence 5 yabancının aynı  anda sahada oynayabilecek olması, seyirci sayısını ve hasılatı da artırabilecek. Çünkü yabancı kısıtlamasının olmadığı Euroleague’de seyirci ortalaması  Beko Basketbol Ligi’nin bir buçuk kat üzerinde.

Şimdi merak edilen soru şu. Bilindiği gibi, 3+2 yabancı uygulamasında 3 yabancıdan fazla oyuncuyu kadronuzda bulundurduğunuzda federasyona 125 bin dolar para yatırma zorunluluğunuz vardı. Bunun devam edip etmeyeceği merak ediliyor. Ama ben bu uygulamanın kalkacağını varsayıyorum. Çünkü bu bedel Türk oyuncuları korumak adına yapılan bir uygulamaydı. Şimdi sahada 5 yabancı bulunabilecekse bu uygulamanın hiçbir anlamı kalmayacaktır.

 BİR ÇATLADIM BİR ÇATLADIM, HALA KENDİME GELEMEDİM

Biliyorsunuz, Beko Basketbol Ligi’nin iki yeni takımı Darüşşafaka Doğuş ve İstanbul BŞB oldular. İstanbul BŞB’nin rakibi bize yabancı olmayan Aydem Pamukkale Üniversitesi idi. Antrenörleri de bize yabancı biri değil. Edirne basketbolseverleri onu çok yakından tanırlar. Hala hayranları varmış, İstanbul’a, Denizli’ye maça gidenler olmuş. Herkes istediğini yapar sonunda. İsteyen sever, isteyen sevmez. Seride durum 1-1 olunca sanal alemde Edirneli hayranlarının yazdıkları gözüme çarptı. Biri “Kıskananlar Çatlasın” demiş hocaları maçı kazanınca. O zaman çatlamadık ama seri 3-1 olunca benim gibi yüzlerce kişinin nasıl çatladığını yakından biliyorum. Benim gibi hala kendilerine gelemediler.

Kalın sağlıcakla.

]]>
/50-yabanci-kurali-cok-sey-kazandiracak/feed/ 0
Edirne İlk Şampiyonluğunu Yaşayacak /edirne-ilk-sampiyonlugunu-yasayacak/ /edirne-ilk-sampiyonlugunu-yasayacak/#comments Fri, 09 May 2014 07:56:23 +0000 Levent /?p=27409 Devamını Oku »]]> Pazartesi gününden bu yana Edremit’teyim. TKB2L Final6 maçlarını, daha da doğrusu Edirnesporumuzu takip ediyorum.

Perşembe günü ilk 3 günün değerlendirmesini, izlenimlerimi yazacağım demiştim ama bunu dün gerçekleştiremedim. Kazdağları’ın eteğinde, bol oksijen metabolizmayı bozdu galiba, dün adeta pelte gibiydim. Canım bir şey yapmak istemedi. Maç ta olmayınca miskin miskin dolaşıp durduk.

Edirnespor Kadın Basketbol Takımımız oynadığı 3 maçını da kazanarak 6 takım arasında 3 galibiyete ulaşan tek takım oldu. Bugün de saat 14:00’te Bursa Büyükşehir Belediyesi ile 4.maçını oynayacak ve şampiyonluğunu ilan edecek.

Edirnespor’un ilk 3 gün oynadığı maçlar, finaldeki takımlara ve ilk 3 gün boyunca gösterdikleri performanslara bakıldığında en zor maçlardı.

Ormanspor, devletin de desteğini arkasına alarak (Orman Genel Müdürlüğü takımı) hem sezona iddialı girmiş hem de Final 6’ya iddialı gelmişti. Nitekim bu iddiasını hala sürdürüyor. Sadece Edirnespor’a karşı kaybettiler ve 2 galibiyetleri bulunuyor.  Kadrosunda kaliteli oyuncular var. As Osmaniye’de öyle. Geçtiğimiz yıl As İstanbul olarak ligde yer almışlardı. Bu sezon bu isimle mücadele ediyorlar. Takım çalışmalarını İstanbul’da sürdürüp maçlarını Osmaniye’de oynuyor. İkinci gün Edirnespor karşısında gösterdikleri performansla ve diğer iki maçlarını kazanarak iddialı olduklarını gösterdiler. Çankaya Üniversitesi, Final6’ya yenilgisiz olarak geldi ve ilk gün As Osmaniye’ye yenildikten sonra Edirnespor’a da mağlup oldular. Rotasyonları kısıtlı olsa da kaliteli 5-6 oyuncusu var.

İşte Edirnespor ilk 3 gün içinde bu zorlu rakiplerle oynadı ve her üçünü de farklı skorlarla mağlup etti.

Edirnespor’un kalan iki maçı, Final6’nın nispeten zayıf halkaları olan Bursa BŞB ve Mersin Üniversitesi. Bursa BŞB Final6’ya yabancısız geldi. Normal sezonda takımı sırtlayan yabancı oyuncuları anlaşma gereği takımdan ayrılıp ABD’ye döndü. Daha baştan finallere iddialarını bırakıp gelmişlerdi ve oynadıkları 3 maçı da kaybettiler.

Mersin Üniversitesi, Edirnespor’un grubundan gelen bir takım. Edirnespor grup maçlarında bu takıma sakatlıklar dolayısıyla ilk maçta mağlup olmuştu. Ama sonra Edirne’de 40 sayının üzerinde fark atarak kazandı. Bence grubun görece olarak ikinci zayıf takımı. Zaten tek galibiyetleri de finalin en zayıf halkası Bursa BŞB’ye karşı.

Edirnespor’a gelince. İlk üç gün ortaya konulan performans gösterdi ki, şampiyonluğu en fazla isteyen takım Edirnespor. Şampiyonluğa en fazla inanmış takım Edirnespor. Şampiyonluk için takım olabilmiş tek takım Edirnespor.

Normal sezon gruplarında yer alan takımlara bakıldığında bazı takımların açık ara, hatta yenilgisiz Final6’ya gelebilmeleri çok doğal. Asıl olan Final6’daki performans. Final6 maçları apayrı bir dünyada oynanıyor. Günlük performanslar çok önemli. Hocanızın, oyuncularınızın tecrübesi çok önemli. İnanmak ve takım olabilmek çok önemli. Edirnespor ilk 3 gün işte bunları başardı. Oya Salter, Aynur Metin, Gamze Türkoğlu gibi buraları çok iyi oynayan, adeta böyle maçların oyuncusu bu isimler. Artı Mercedes Walker gibi kaliteli, sevecen, nerede neyi yapması gerektiğini çok iyi bilen bir yabancısı var. Artı bu tür turnuvalarda öne çıkabilecek oyunculara sahipseniz, örneğin İlayda Tokmak, Seda Güçlü, İrem Tulgar, Pelin Küççük gibi bir adım öndesiniz demektir. Bir maç biri ikisi, bir maç bir diğeri öne çıktılar. TBF TV’den izleyenler belki görmüşlerdir. Parkede 5 kişi oynarken benchin oyunun ne kadar içinde olduğunu, hepsinin birlikte nasıl sevinip, üzüldüğünü ben yakından görüyorum. Gözlerini görüyorum hepsinin, şampiyonluğa nasıl inandıklarını okuyorum. Belki de bu tür turnuvalarda en önemlisi bu. Bunu başarmışlar. Her topa nasıl atladıklarını, bir top için yerlerde nasıl süründüklerine şahit oluyorum. Bir araya geldiklerinde nasıl canı gönülden, ta yüreklerinden EDİRNE diye bağırdıklarını yakından duyuyorum.

Turnuvanın başladığı ilk günden beri taraftarın nasıl takımını sahipsiz bırakmadığını Edremit’te herkes gördü. Basketbol camiası şaşkınlıklarını gizlemiyor. Kadın liglerinde böyle şeyler pek yaşanmıyor. Geçtiğimiz yıl Orduspor bir maç için bir taraftar grubu getirmişti final müsabakalarına. Ama Edirnespor taraftarının coşkusunu hiç kimse yaşatamamıştır bugüne dek.

Şimdi bugün Potanın Edirneli Perileri, Edirne Sarayının Sultanları, Cesur Yürekli Kadınlarımız, Kızlarımız hiç şüpheniz olmasın şampiyonluklarını ilan edecekler ve son gün de Mersin BŞB’yi de mağlup edip namağlup olarak Kadınlar Basketbol Birinci Ligi’ne şampiyon olarak çıkacaklar.

Koç Hakan Acer’e geçtiğimiz gün, “Hocam bu iş tamam 3 galibiyet bizi birinci lige taşır” demiştim. “Beni hiç ilgilendirmiyor. Ben bütün maçlarını kazanmak istiyorum. Ben lige ikinci olarak değil şampiyon olarak çıkmak istiyorum. Ben Edirne’ye şampiyonluk kupasını armağan etmek istiyorum” dedi.

Son olarak kısaca bir noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum. Edirnespor Kadın Basketbol Takımı 3 sezon önce kuruldu. 2 sezon önce amacının birinci lig olduğunu açıkladı. Geçen sezon finallerde elendi. Tecrübe kazandı, hatalarından dersler çıkardı, yeni sezona ona göre yapılanarak girdi. Sezon içinde yerinde ve doğru hamleler yaptı. Ve  iki sezonda hedefine ulaştı.

Futboldaki temsilcimizde 3 sezon önce kuruldu. 2 sezondur önüne 3.Lig hedefi koydu. Baskebolcularla kıyaslanmayacak oranda maddi olanaklara sahip oldu. Ama iki sezonunu da hüsranla tamamladı.

Bu ayrı bir yazı konumuz olsun. Ama kısaca NEDEN ? diye bir düşünün bakalım….

Bugün çok büyük bir aksilik olmazsa şampiyonluğumuzu ilan edeceğiz. Bu takımın hepinizin duasına ihtiyacı var. Kalbinizdeki, beyninizdeki tüm enerjiyi Edremit’e gönderin lütfen.

Önce bugün saat 16:00’da şampiyonluk sevincinin ilk adımını yaşayalım, yarın saat 18:00’de de sevincimizi kaldıracağımız şampiyonluk kupasıyla şölene çevirelim.

(Not: Futbolda bu seviyede hiç şampiyonluk yaşamadık. Basketbol’da Olin Edirne 2. olarak yükseldi. Edirnespor bugün kazanırsa şampiyon olarak yükselecek. Başlık bu yüzden böyle yazıldı)

]]>
/edirne-ilk-sampiyonlugunu-yasayacak/feed/ 0
Siz Bu Maçı Kazanacaksınız Çocuklar ! /siz-bu-maci-kazanacaksiniz-cocuklar/ /siz-bu-maci-kazanacaksiniz-cocuklar/#comments Fri, 25 Apr 2014 15:49:10 +0000 Levent /?p=27266 Devamını Oku »]]> Olin Edirne Cumartesi günü belki de sezonun en önemli maçına çıkacak. İlk yarıyı 6 galibiyetle geçen Olin Edirne, ikinci yarıda oynadığı 12 maçta sadece 2 galibiyet bulabildi. Bu aslında beklenen bir sonuçtu. İkinci yarının çok zor geçeceği açık seçik ortadaydı.

Dar bütçesi ve kısıtlı olanakları ile Olin Edirne bu sezon ancak elindeki bu kadroyu kurabilmişti. Bunu kadroda bulunan oyuncuları küçümsemek amacıyla yazmıyorum. Onların büyük bir kısmı kendilerini ispatlamış değerli oyuncular. Bir kısmı ise yetenekli ama deneyimsizler. Kadro dardı sadece 12 oyuncu vardı. Avrupa’nın en zor ikinci liginde sadece 3 yabancı ile oynamak öyle kolay bir şey değil. Olin Edirne ilk yarıyı 6 galibiyet ile tamamladıktan sonra ligde yer alan her takım kadrolarını güçlendirdiler. Bunu yapamayan tek takım Olin Edirne oldu.

Buna rağmen başta Cem Akdağ olmak üzere tüm oyuncular her şeylerini ortaya koyarak, ilk yarıda aldıkları 6 galibiyetin üstüne 2 galibiyet daha koyarak son 3 haftaya gerek bütçe gerekse kadro açısından kendisinden üstün Torku Konya Selçuk Üniversitesi, Mersin BŞB ve Aliağa Petkim takımlarının üstünde 13.sırada girdi. Düşmesi kesinleşen ve sadece 3 galibiyete kalan Aliağa Petkim’de bile 5 yabancı gitti geldi. Kadrosuna 18 oyuncu dahil oldu. Aliağa’yı bir yendik bir yenildik.

Her iki maçta da mağlup ettiğimiz Mersin BŞB  kadrosunda 5 yabancı bir de devşirme (Ali Karadeniz) barındırıyor.

Deplasmanda 12 sayı farkla yendiğimiz Torku Konya Selçuk Üniversitesi’nin tam 6 yabancısı var.

Son 3 haftaya giriyoruz. Olin Edirne evinde Konya Selçuk Üniversitesi, deplasmanda Galatasaray LH ve evinde Fenerbahçe Ülker ile oynayacak. Konya Selçuk Üniversitesi Olin Edirne dışında evinde Mersin BŞB, sonra da deplasmanda Anadolu Efes ile karşılaşacak. Mersin BŞB bu hafta evinde Banvit ile ardından deplasmanda Konya Selçuk Üniversitesi, sonra da evinde Galatasaray LH ile oynayacak.

Şimdi bu tabloya baktığımızda en zor durumda görünen Olin’den bir galibiyet eksiği olan Mersin gözüküyor. Olin’in Mersin’e karşı ikili averaj üstünlüğü var. Bu hafta lider Banvit rakipleri. Ayrıca Konya ile oynayacaklar ve son maçları Galatasaray ile. Konya’nın da işi kolay değil. Şimdi burada en avantajlı gözüken Olin Edirne. Bu hafta Konya Selçuk Üniversitesi’ni mağlup ederlerse, ki edecekler, BBL’de kalma matematiksel olmasa da kesinleşecek gibi. Her iki takıma karşı da ikili averajda avantaj elde edecekler.

Son günlerde bazı basketbol sitelerinde ve çevrelerinde Olin Edirne’nin farklı yenilmesi eleştirel bakışlara hedef oluyor. Oyuncuların maç seçtiği, bunun yakışmadığı, Aliağa’nın oyuncularının bile daha yürekli falan oynadıklarından bahsediliyor. Valla basketbol parkeleri öyle yiğitlik gösterilecek yerler değil. Her şey hesap kitap işi. Hele hele dar bir kadronuz, rotasyonunuz varsa her şeyi ince eleyip sık dokursunuz. Hedef maç ta seçersiniz. 3 yabancılı bir kadroda örneğin Washington’ın ya da ilk 5 başlayan kadrodan herhangi birinin sakatlandığını düşünebiliyor musunuz? Felaket olurdu. Şimdi bazı çevrelerce kafaları karıştırılmak istenen bu çocuklar bu hafta çıkacaklar ve sezonun en önemli maçını kazanıp amaçlarına ulaşacaklar. Bunu yapacak güçleri var, bunu yapacak karakterleri var, bunu yapacak yetenekleri var. Bu takımda ligin sayı kralı Darius Washington ve asist lideri Barış Güney var. Bu takımda yılların tecrübesi Reha Öz var. Kumaşı kaliteli Erol Can Çinko var. Gününde olduğunda pota altında iyi işler çıkaran Torin Francis var. Oldukça zeki ve yetenekleri olan bir Berkay Sahillioğlu var. Gene gününde olduğunda, verilen görevi yerine getiren tecrübeli  Ufuk Gürgen var. Biraz dikkatli olduğunda 3lüklerle takımına önemli katkı yapabilecek Caner Ercan var. Süre aldığında katkı verebilen oldukça yetenekli genç Umar Atın var. Basketbol kumaşı sağlam, gününde olduğunda oyun çevirebilen bir Christos Tapoutos var. Başlarında Türkiye’nin önemli basketbol isimlerinden Cem Akdağ gibi bir koç var.

Bu maçı alacaklar çünkü, arkalarında oynadıkları maçın sonucu ne olursa olsun onları hep destekleyen bir taraftar topluluğu var.

Her türlü zorluğa, dar imkanlara rağmen, bir çok ileri gelen kulüp oyuncu paralarını zamanında ödeyemezken, oyunculara maaşlarının tıkır tıkır ödenmesini sağlayan bir ana sponsor ve onursal başkan var. Basketbolu seven, elinden geldiğince takıma katkı yapmaya çalışan, sponsor arayan, ama az ama çok prim veren, taraftarın arkasında olan bir başkan var.

İnanıyorum ki, biliyorum ki Cumartesi günü çıkacaksınız ve maç sonunda 9.galibiyetinize ulaşacaksınız. Siz bu maçı kazanacaksınız çocuklar. Siz bunu başaracaksınız. 8 maçı nasıl kazandıysanız bu maçı da kazanacaksınız. Bilin ki arkanızda yüzlerce yürek var. Hepsi sizin yüreğinizle birlikte çarpıyor.

Yolunuz açık olsun.

]]>
/siz-bu-maci-kazanacaksiniz-cocuklar/feed/ 1
Hiçbir Edirnelinin Bu Şehrin Takımlarına Saygısızlık Yapmaya Hakkı Yoktur /hicbir-edirnelinin-bu-sehrin-takimlarina-saygisizlik-yapmaya-hakki-yoktur/ /hicbir-edirnelinin-bu-sehrin-takimlarina-saygisizlik-yapmaya-hakki-yoktur/#comments Tue, 08 Apr 2014 19:57:33 +0000 Levent /?p=27096 Devamını Oku »]]> Geçtiğimiz Pazartesi günü yerel bir gazetede Bora Dandinoğlu imzalı “Sportif Beddua” başlıklı bir köşe yazısı yayınlandı.

Sayın Dandinoğlu bu yazısında, hepimizin son bir haftadır üzüntüyle takip ettiği Edirnespor GK’da yaşanan maddi krize dikkat çekiyor ve 3.Lige çıkmaya ramak kala ortaya çıkan krizin aşılması için Edirnespor GK’ya yardım yapılması gerektiğini ama şehrin bundan uzak durduğunu dile getiriyor.

Yazılanların bir çoğuna ben de katılıyorum. Ama yazının içinde verdiği örnek başlı başına bir bilgi yoksunluğu. Bu örnek, şehrimizin en üst düzey takımı Olin Edirne ile ilgili. Sayın Dandinoğlu şöyle bir örnek vermiş; “Hal böyle iken; Hemen her maçı sonrasında, “kaç fark yedik?” diye sorduğumuz, averaj takımı Olin Edirne’ye destek yağarken bu takım destek görmüyor birader.”

En başta söylemek gerekirse, bu şehrin en üst düzey profesyonel bir takımına “averaj takımı” diyerek saygısız ve alaycı bir dil kullanması abesle iştigaldir. Her spor kulübü eleştirilebilir. Ama şehir takımlarının bir ayrıcalığı vardır. Edirne’deki her spor kulübünün ayrıcalığı vardır. Eleştirirken oldukça dikkatli olunmalı saygı sınırları zorlanmamalıdır. Hiçbir Edirnelinin bir Edirne  kulübüne, hele isminde Edirne olan bir takımına saygısızlık yapmaya, alaycı yaklaşımda bulunmaya hakkı yoktur.

Ayrıca saygısız ve alaycı ifadelerle dile getirilen bu takım yani Olin Edirne’nin Türkiye Birinci Basketbol Ligi olan Beko Basketbol Ligi’nin 16 takımından biri olduğu, Beko Basketbol Ligi’nin Avrupanın en değerli iki liginden biri olduğu, bu takımın Edirne’nin tarihinde ilk  kez bir Avrupa Kupası grubunda Edirne’yi temsil ettiği, her sezon en az 8-10 maçının ulusal TV’lerden naklen yayınlandığı, ulusal spor programlarında, spor haberlerinde  konu edildiği, ulusal gazetelerde yüzlerce haberinin yayınlandığı, Beko Basketbol Ligi’nde oynamanın maliyetinin ne kadar olduğu, averaj takımı denilerek alay edilmeye çalışılan Olin Edirne’nin bütçesinin 2-3 kat üstünde bütçesi olan  takımların üstünde olduğu ya da sadece bir iki maç gerisinde olduğu asla unutulmamalıdır.  Alay edilmek istenen bu takım Beko Basketbol Ligi’nin en düşük bütçesine sahipken aldığı 8 galibiyetle ancak alkışlanır. Edirnemizi bin bir zorluklarla 4 yıldır basketbolun devler arenasında temsil eden bu takımın önünde ancak şapka çıkarılır.

Gelelim bu takıma destek yağmasına. Nereden yağmaktadır bu destekler? Sayın Dandinoğlu bunu açıklamak zorundadır. Bizim bilmediğimiz destekler mi var desem yalan olacak. Çünkü kimin ne destek yaptığını, bu takımın nasıl ayakta kalabildiğini çok iyi biliyorum. Bu takıma Edirne şehrinden beş kuruş destek yok desem yalan olmaz. Bu takıma Edirne’nin katkısı sadece maç biletleridir, kombine kart gelirleridir. Ve bu sene satışa sunulan Piyango biletleridir ve satılan 2500 dolayında biletin sadece 500 tanesi Edirneliler tarafından alınmıştır geri kalan 2000 bilet Olin fabrikası tarafından iş ilişkilerinin bulunduğu çevrelere satılmıştır. Bu takıma  Beko Basketbol Ligin’nde 4, daha öncesinde de en az bir 4 yıl daha katkısı olan hemen hemen tek Edirneli  M.Edip Ağaoğulları’dır. Bu isim olmasa bugün Edirne’nin üst  profesyonel lig takımı Olin Edirne diye bir şey olmazdı. Bunun dışında Birinci Ligde oynamanın avantajı ile iddaa ve canlı maç yayınları geliri bulunuyor. Bir de yine çok büyük olmasa da şehir dışından olan sponsor katkıları var.

Bunları niye yazıyorum? Yazıyorum çünkü bundan sonra konuyla ilgili bir şeyler yazmak isteyenlere bilgi olsun, bilmeden yazmasınlar diye!

Ayrıca, bu yazıda verilen Olin Edirne şansız örneği Elmalarla Armutları toplamaya benzemiş. Elmalar elmalarla, armutlar armutlarla toplanır.

Yazdıklarımın Edirnespor GK sevdalıları tarafından yanlış anlaşılmayacağını bildiğim için yazıyorum. Onlar beni çok iyi tanıyorlar ve Edirnespor GK’nın başarılı olması ve futbolda da bu şehrin profesyonel liglerde temsil edilmesini ne kadar istediğimi çok iyi biliyorlar. Yazılarımla, haberlerimle bunlar ortada duruyor.

Ama Olin Edirne ile Edirnespor GK’yı karşılaştıramazsınız. Birincisi bu şehrin takımlarını bir birlerinin önüne koyamazsınız, ikincisi aralarında sıklet farkı var. Birisi ülkemizin en üst basketbol liginde oynuyor, diğeri en üstlere çıkmayı hedefliyor. Yani bunları yan yana da getirseniz, üst üste de koysanız toplayamazsınız, çıkaramazsınız, çarpıp, bölemezsiniz. Eşyanın tabiatına aykırı.

Sayın Dandinoğlu yazısının başında güzel bir cehennem çukuru örneği vermiş. Ama Olin Edirne örneği vererek en üstte çıkmış bir takımı aşağıya çekmeye çalışan bir görüntü de vermiş, üstte eleştirdiğini altta yazdığıyla kendisi yapmış farkında olmadan.

Ben şöyle sesleniyorum; Bu şehirde spor adına güzel şeyler yapmaya çalışan, Edirne’yi ulusal liglerde temsil eden Olin Edirne, Edirnespor Kadın Basketbol, Trakya Üniversitesi Mersiçspor Basketbol ve Edirnespor GK futbol takımlarımıza neden Edirne’nin önde gelenleri, iş sahipleri, ekabirleri, belediyesi, valiliği, il özel idaresi… sahip çıkmıyor, elini uzatmıyor, desteklemiyor. Halbuki sponsorluk artık vergiden düşülüyor. Bu şehrin vergi rekortmenleri bir yıl da sporu destekleseler ne olur? Bu hak devlet tarafında verilmiş zaten.

Son söz; Her Edirnelinin takımını eleştirmeye hakkı vardır, ama hiçbir Edirnelinin şehrin takımlarıyla alay etmeye, saygısızlık göstermeye hakkı yoktur!

]]>
/hicbir-edirnelinin-bu-sehrin-takimlarina-saygisizlik-yapmaya-hakki-yoktur/feed/ 1
O MAÇ, BU MAÇ ! /o-mac-bu-mac/ /o-mac-bu-mac/#comments Fri, 28 Mar 2014 14:20:23 +0000 Levent /?p=26930 Devamını Oku »]]> Bazı anlar vardır hayatta, hani bi ıskalarsan her şeyin altüst olacağı ya da hedefi tam vurursan hayatının akışının değişeceği. Bunu yaşamın her alanında görebiliriz. Okulda, evlilikte, iş yaşamında, sporda…

Sporda öyle anlar olur ki, tamam mı, devam mı diyeceğin. Bir maç senin kaderini değiştirir. İşte yarın Olin Edirne için öylesi bir an. Aliağa Petkim maçı işte o maç. Yani O MAÇ işte BU MAÇ !

Bütün bir senenin kaderi, geleceğin hepsi bir maça bağlı. Sezonun son 7 haftasına girerken geçtiğimiz 2 sezona göre biraz daha rahat ama yine de endişeli günler yaşıyoruz. 7 galibiyetimiz var. Geçtiğimiz sezon 7 galibiyete 26.haftada Mersin BŞB galibiyeti ile ulaşmış 29.haftada da Tofaş galibiyeti ile 8 galibiyet alarak rahatlamıştık.

24.haftada, henüz 3 galibiyeti bulunan, kağıt üzerinde ligde kalma şansı devam eden ama gerçekte düşmesi kesinleşen Aliağa Petkim ile çok önemli bir maç oynayacak Olin Edirne.

Şimdi hiç kimse nasıl olsa bu takımın düşmesi kesinleşmiş, oynayıp ta ne yapacaklar diye düşünmesin. Oyuncu buna bakmaz. O işi gereği her maça çıkar elinden geleni yapar. Ayrıca ligin sonuna doğru, düşmesi kesinleşen bir takımın oyuncuları daha da bir motive olur, zira düşen takımdan oyuncu almayı çok kulüp istemez. O yüzden oyuncu sezon sonunda, işi gereği başka bir kulübe transfer olabilmek, değerini koruyabilmek için daha bir istekli oynar, göze batmayı ister.

Aliağa maçı neden O MAÇ ? O maç çünkü, bu maçı Olin Edirne’nin kazanması halinde en iyi ihtimalle rakiplerinin yine bir maç önünde ve bir diğer rakibiyle de eşit durumda olacak. Ayrıca rakiplerin bu hafta zorlu maçlar oynayacak olmaları Olin Edirne açısından bu maçın kazanılması gerektiğini daha da öne çıkarıyor.

Konya Selçuk Üniversitesi, Pınar Karşıyaka ile, Mersin BŞB Beşiktaş İntegral Forex ile ve Türk Telekom’da  Uşak Sportif ile oynayacaklar. Bu rakiplerin kaybedip Olin Edirne’nin kazanması halinde Konya ve Mersin ile fark 2 maça, Türk Telekom ile de fark 1 maça çıkacak ki bu çok büyük bir avantaj demek. Kaldı ki Selçuk Üniversitesi ve Türk Telekom ile Edirne’de oynayacak ve ilk yarıda Türk Telekom’u 82-70, Selçuk Üniversitesi’ni de 88-76 mağlup eden Olin Edirne, bu takımları Edirne’de de mağlup etmesi halinde hem Mersin, hem Telekom hem de Selçuk Üniversitesi karşısında, olası bir eşitlikte avantajlı hale geçecek.  İlk maçlardaki farkın altında yenilmesi halinde bile avantaj elde edecek.

İşte bu yüzden O MAÇ, BU MAÇ.

Yakından görüyorum, oyuncuların morali yerinde. Teknik kadro işini yapıyor. Hepsi maçın kazanılacağına inanmış. Sahada çıkıp galip gelmek için her şeyi yapacaklar. Müthiş bir motivasyon var. Şimdi bunu pekiştirmek, sağlamlaştırmak ve yanardağı patlama noktasına getirmek için yoğun bir seyirci, taraftar desteğine ihtiyaç var. Tribünlerde her zamankinden fazla 6.adama ihtiyaç var.

Maç saatine seçim propagandalarının son saati denk geleceği için bir çok basketbol taraftarı mutlaka destekledikleri siyasi partilerin yapacakları konvoylara katılacaklar. Ayrıca bir çok üniversite öğrencisinin de oy kullanmak için ikametlerinin bulunduğu şehirlere gideceği de göz önüne alınırsa, şimdi geçmişte maçlara gelen, ama şu veya bu nedenden ötürü küsüp maçlara gelmeyen basketbol severlere, bu şehri seviyorum diyenlere büyük iş düşüyor. 29 Mart Cumartesi günü artık ne bilet fiyatının, ne şu ismin, bu görevlinin hiçbir hükmü yok. 29 Mart Cumartesi günü Edirneli basketbolseverler karar verecek; Bu karar, HER ŞEYE RAĞMEN, ONA BUNA ŞUNA RAĞMEN BEN BU TAKIMI SEVİYORUM VE LİGDE KALMASI İÇİN BİR KEZ DAHA ÜSTÜME DÜŞENİ YAPIYORUM diyerek maça gelmek olmalıdır.

Ben inanıyorum ki, o salonu dolduracak ve 6.adam olarak tribünlerde takımını destekleyecek 1500 basketbolsever Cumartesi günü Mimar Sinan Spor Salonu’nda olacaktır.

Şimdi son bir noktaya dikkat çekip yazımı bitirmek istiyorum. Değerli basketbolseverler, lütfen, en azından bu maçta HAKEMLER NE YAPARSA YAPSIN onlarla muhatap olmayalım. Tepkimizi onlara karşı değil, enerjimizi takımımızı desteklemek için kullanalım. Hakemlerle yaşanacak en ufak bir gerilim bizim oyuncularımıza negatif yansıyabilir. Karşı takım oyuncuları ve yöneticileri ile polemiğe girmeyelim. Sadece ve sadece kendi oyuncularımızı destekleyelim. Islıkla, alkışla, kendi takımımızı ateşleyecek sloganlarla, tezahüratlarla Mimar Sinan Spor Salonu’nu bayram yerine çevirelim. Çevirelim ki bu sezon ligin bitimine 6 maç kala artık büyük bir OOOOHHHHHH çekelim.

Yarın Mimar Sinan’da buluşmak üzere

]]>
/o-mac-bu-mac/feed/ 1
“Olin Edirne Nereye Gidiyor?” /olin-edirne-nereye-gidiyor/ /olin-edirne-nereye-gidiyor/#comments Fri, 07 Mar 2014 14:43:48 +0000 Levent /?p=26544 Devamını Oku »]]> Olin Edirne nereye gidiyor? Bu soruyu soran ben değilim. Son günlerde sağda solda, sanal ortamda, face te, twitter da, maçların devre aralarında bu soru soru soruluyor, insanlar birbirleriyle fikir mütalaasında bulunuyor, görüşler üretiliyor.

Tartışma iyidir. Tartışma olan yerde hayat vardır. Tartışma sahip çıkmanın, sahiplenmenin de bir göstergesidir. İnsanlar, kurumlar, kuruluşlar her tartışmadan bir şeyler öğrenir, dersler çıkarır, faydalanır, yararlanır. Bunları yapamayanlar zaten bir arpa boyu ilerlemezler ve yaşayan cenazelerdir aslında. Tarih, yapılan tartışmalardan, eleştirilerden ders almayan, kulak tıkayan, burnu havada gezen binlerce ve binlerce kişi, kurum ve kuruluşun hazin sonlarını yazar.

Bu yüzden yapılan tartışmaların bir şeyler kazandırması lazım. Tartışılacak konuları iyi bulup, onlar etrafında yürütmek lazım. Böyle yapalım ki sahip çıktığımız, sahiplendiğimiz her neyse bundan bir fayda sağlasın.

Olin Edirne nereye gidiyor?. Bir yere gittiği yok. Bir yere gitmek için hedefin olması lazım. Bu, Olin Edirne’nin hiçbir hedefi yok anlamına da gelmesin. Gittiği bir yer yok derken hedefin gitmek değil kalmak olduğunu söylemek istiyorum. Olin Edirne’nin play-off hedefi yok. Üstlerde olma hedefi yok. Olsa buralara gitmek isterdi. Kadrosunu ona göre kurardı, bütçesini ona göre oluştururdu. Ama ligde kalma hedefi var. En azından ben öyle biliyorum. Düşmeme hedefi var, en azından ben öyle biliyorum.

Şimdi, satılmaktan son anda vazgeçilen ve yola devam denilen, ama bu arada trenin son vagonuna son anda tutunabilen, bütçesi kuşa dönmüş, bu bütçeyle ve ortada fazla bir oyuncu tercihi kalmamışken, yeni hocasını böyle bir ortamda bulmuş ve lige başlamaya az bir süre kala, Türkiye Kupası maçlarının hemen ardından bir çok “Taraftarın” Bu takımdan bir şey olmaz deyip, burun kıvırdıklarını, maçlara artık diğer takımları seyretmeye geleceğiz dediklerini belki çok kişi unuttu ama biz unutmadık. Ama bu takımdan umudunu kesenler, ilk yarı alınan 6 galibiyet ile bir anda fikir değiştirip, kendi kendilerine gelin güvey olup play-off beklemeye başladıklarını da belki çok kişi unuttu ama biz unutmadık.

İlk yarı yendiklerimizi içerde de yener 12 yaparız, buna birkaç tane de ekstra ilave ederiz diyenler, hayal dünyasının zirvesine tırmanmak isteyenler şimdi ikinci yarıda işler umdukları gibi gitmemeye başlayınca hayıflanmaya, affedersiniz ama kelimeyi başka türlü ifade edemeyeceğim oyunculara, hocaya b.k atmaya başladılar. Neymiş ruhsuz oynuyorlarmış. Neymiş hoca bu işi bilmiyormuş (kendileri nereden, nasıl biliyorlar bu işin ayrı bir yönü) Neymiş hoca oyuncusuna sözünü geçiremiyormuş. Neymiş hoca dediğin oyuncunun gözüne şöyle bir bakınca onun nefesini kesmeliymiş… Falan da filan…

Beyler ne içiyorsanız bize de söyleyin, biz de içelim. O hayal dünyalarında biz de gezelim. Yaa,  sizin basketbolla ilişkiniz hangi tepe noktalarında da Türkiye basketbolunda bugüne kadar yaptıklarıyla haklı bir isim yapmış olan Cem Akdağ’a, onun basketbol bilgisine, oyuncu ile olan ilişkisine sözünüz olabilir. Şimdi moda ya, internet var. Yazın Google’a Cem Akdağ diye bakalım karşınıza kaç sayfa bilgi çıkacak.  Bakın bakalım Galatasaray basketbol tarihinin en berbat döneminde  -5 puanla başlayan takımı sezon sonunda nerelere getirmiş. Geçtiğimiz sezona dönüp bir bakın bakalım Royal Halı’yı nereden alıp nereye nasıl taşımış!

O beğenmediğiniz oyunculara gelince. Ne yapacaklar, o çok engin basketbol bilginizle söylesenize ne yapacaklar ? Siz hiç günümüz basketbolunda bir oyuncunun en fazla ne kadar süre alması gerektiğini biliyor musunuz? Nasıl yararlı olabileceğini hiç araştırdınız mı? Ben araştırdım günümüz basketbolunda bir oyuncunun en fazla 20-25 dakika süre alması öngörülüyor.  O beğenmediğiniz oyuncuların her maç kaç dakika oynadığına hiç baktınız mı? Ben baktım. Oyunu domine edenler  gerçek rakiplerimizle oynadıkları maçlarda 30-38 dakika süre almışlar. Ligde bizim üstümüzde bulunan takımlarda oyuncuların süre dağılımını hiç incelediniz mi? Ben inceledim. İlk beşi Olin Edirne’deki kadar uzun süre alan başka hiçbir takım yok.

Konya Selçuk dahil, rotasyonda bu kadar sıkıntı çeken başka bir takım var mı ligde? Yok !

Bütçesi bu kadar düşük başka bir takım var mı ligde?  Yok !

O zaman ne bekleniyor baylar bayanlar ?  Şapkadan tavşan çıkarılması mı? Maalesef bu isteğiniz ancak sirklerde oluyor, spor salonlarında ne yazık ki şapkadan tavşan çıkmıyor. Günümüzde sporda başarı ancak yüksek bütçelerle ve alt yapı olanaklarıyla ve profesyonel organizasyonlarla sağlanıyor. Çok üst düzey oyuncuları az paralarla alma imkanınız günümüzde ne yazık ki yok. (Bu arada Olin Edirne’nin oyuncularının aldıkları paranın çok üstünde bir efor sarf ettiklerini de söylemeden geçmek büyük haksızlık olur).

BBL’deki ilk yılda alınan başarının altında sadece bir sihirbazın değneğinin yattığı düşünülüyorsa büyük bir yanılgı olur. O yıl ki bütçe bu yıl ki bütçenin nerdeyse tam 3 katıydı.

Bu işler sadece sihirbaz değneği ile olsaydı 2. ve 3. yılda alınan 8 galibiyetle ıkına sıkına ligde kalmazdık. Kaldı ki o sezonlardaki olanaklarla bu sezon ki olanakları karşılaştırmak bile abesle iştigal etmek olur.

Bu sezon ki gibi hiç 3 yabancıyla oynadı mı bu takım? Bakalım 2011-12 sezonunda kaç yabancı gelmiş gitmiş;  5 yabancı 1 devşirme, o gitmiş bu gelmiş kadroya tam 18 kişi dahil olmuş. 2012-13 sezonunda 7 yabancı gitmiş gelmiş, 4 yabancı 1 devşirme ile oynanmış. Kadroya 20 kişi dahil olmuş. Bu sezon 3 yabancı. Kadroya sadece toplam 14 oyuncu dahil olmuş. Şu anda kadro tam 12 kişi.

2011-12 ve 2012-13 sezonlarında  20. haftaya gelindiğinde takımın sadece 5 galibiyeti var. Yani bugünkünden pek farkı yok. Hatta bugünün takımı 6 galibiyet almış.

Yani, son Royal Halı Gaziantep maçında Cem hocanın benchte oturmasını, oyuna kenardan çok fazla aktif müdahale etmemesini yadırgayıp, bundan değişik şeyler çıkarmaya çalışanlar. Hoca neden oturuyorsun, takımı düşürmek mi istiyor suna kadar getirenler, insanların balık hafızalı olduğunu zannetmesinler. Belki insanlar çabuk unutuyor olabilir, ama istatistikler, yazılanlar, kayıt altına alınanlar unutturulamaz, onlar yalan söylemez, onlar insanın gözünün içine içine gerçekleri gösterirler. Bak kardeşim benchte oturmayan, hop zıplayan, hop ayılan, bayılan dönemde 20 haftada 5 galibiyet almışsın. Ligi zar zor 14.sırada bitirmişsin, demez mi? Der, hem de hiç lafını falan esirgemeden der. Ve ardından ekler, bu işler hoplayarak, zıplayarak olsaydı en iyi basketbol antrenörleri ritmik cimnastikçiler, akrobatlar arasından çıkardı diye. Olay gözünü oyuncunun gözünün içine dikip bakarak çözülseydi eğer antrenörlerin hası illüzyonistler arasından çıkardı. Kaldı ki gözünü gözünün içine dikip bakmak yeterli olsaydı…

Bu arada bir antrenörün benchte oturmaya hakkı yok mudur? Belki bir mesaj vermek istiyordur, belki hastadır, belki sorunları vardır? Cem hoca bu kadar yapmış. Oooo biz neleri biliyoruz; hastayım deyip maça gelemeyeneler mi istersin, molalarda sırtını dönüp oturanlar mı,  ve daha bir sürü trik yapanlar mı? Ama bunlar oluyor. Herkesin kendine göre bir yoğurt yiyişi var.

Olin Edirne nereye gidiyor? Soru bu mu gerçekten? Ya da doğrusu “Olin Edirne neden bu durumda” mı olmalı?  Olin Edirne’nin bir yere gittiği yok, kalmak için mücadele ediyor. Oyuncusuyla mücadele ediyor, teknik heyetiyle mücadele ediyor, Cem Akdağ ile mücadele ediyor, bir avuç cefakar gerçek taraftarıyla mücadele ediyor. Bunu göremeyip, öküz altında buzağı arayanlara bir sorum olacak; Bu dar kadroyla, gelinen bu noktada takımın başında Cem Akdağ değil de başka bir zatı muhterem olsaydı, ne yapardı acaba? Bu soruyu sadece Akdağ’a b.k atmaya çalışanlara sormuyorum, herkese soruyorum, Mimar Sinan’a gelip maç izleyen herkese soruyorum. Ne yapardı? Sadece sayın Akdağ’ın haklı olarak yaptığı gibi dar rotasyondan mı bahsederdi, yoksa negatif enerji var, oyuncular lise öğrencisi gibi, beni anlamıyorlar, falan filan gerekçeler öne sürüp, oyuncu alın kardeşim, böyle olmuyor, yoksa giderim falan mı derdi. Edirne’ye bir film gelmişti basketbol içerikli. O filmi bir çoğumuz izledi ve o filmde buna benzer soruların cevaplarını gördü? Ben buna benzer bir film seyrettiğimi hatırlıyorum. Bilmem belki de gördüğüm film değil bir rüyaydı, belki de bir kabus. Karıştırıyor olabilirim. Malum yaşlanıyorum her geçen gün biraz daha…

Bu iş o kadar basit değil baylar bayanlar. Biraz akıl, biraz izan.  Hangi hoca, böylesi koşullarda kariyerini tehlikeye atmak ister? Hangi oyuncu fişi çekip gelecek sezon takım bulmakta zorlanmak ister? Geçin bunları. Hangimizin sırtında yumurta küfesi var? Olsa böyle konuşmayız zaten. Yumurta küfesi sahada son terine, son yeteneğine kadar mücadele verenlerin sırtında. Yumurta kefesi teknik heyetin sırtında. Kefe yere düşüp yumurtalar kırılırsa en çok etkilenecek olan onlar. Ailedeki büyüklerimden öğrendiğim ve çok sevdiğim bir söz var. Derlerdi ki; “Bekara Karı Boşamak Kolaydır”. İşte bizimkisi de bu misal !

Mesela, şimdi bazılarının burun kıvırdığı Cem Akdağ’a geçen 3 sezonun olanakları verilse neler yapabilirdi diye bir kurgu yapabilir misiniz? Mesela o 3 sezonun olanaklarıyla  bugün oynan hızlı basketbolun yanına bir de sağlam bir savunma ilave edilebilseydi, ortaya ne çıkardı, bir kurgu yapmaya çalışsanıza !!!

Eleştirmek. Hayatın kendisi, yaşamın olmazsa olmazı. Eleştiri yoksa hayatın tadı yok, hayat yok. Ama yaşamda her şeyin bir de karşıtı var. Eleştiri varsa özeleştiri de var. O zaman iğneyi başkasına çuvaldızı kendimize batıracağız.

Eleştirilecek o kadar çok şey var elbette. Ama bunları bir sıraya koyarsak bugün en başa alıp eleştirmeye çalıştığımız hoca ve oyuncular aslında sıranın en sonundalar. O zaman eleştiri yapılacaksa bu sırayı tersine çevirmek lazım.

Ama şimdi yapılacak şey en azından ligde kalmayı garantileyene kadar, en fazla 10 hafta bu takıma her türlü desteği vermektir. Tabii amacımız üzüm yemek değil de bağcı döğmekse, yapılacak bi şey yok. Siz eleştireceksiniz biz de karşı duracağız

Sormamız gereken doğru soru “Olin nereye gidiyor?” değil, ligde kalsak ta, düşsek te sormamız gereken soru “Olin neden bu hale geldi?” olmalı.

Kalın sağlıcakla.

]]>
/olin-edirne-nereye-gidiyor/feed/ 1
Çok Zorlu Bir İkinci Yarıya Hazır Olalım /cok-zorlu-bir-ikinci-yariya-hazir-olalim/ /cok-zorlu-bir-ikinci-yariya-hazir-olalim/#comments Fri, 24 Jan 2014 22:29:54 +0000 Levent /?p=25819 Devamını Oku »]]> Beko Basketbol Ligi’nde ikinci yarı bugün oynanacak maçlar başlıyor. Puan cetvelinde 9. Sıranın altında bulunan 7 takım için ikinci yarının çok zor geçeceğini söylemek için kahin olmaya gerek yok. 6 galibiyeti bulunan Beşiktaş İntegral Forex’i bu grubun dışında tutuyorum.

Bugün önünde durduğumuz pencereden bakarsak düşmenin  en büyük adayının ilk yarıda ancak 2 galibiyet bulabilen Aliağa Petkim olduğunu söyleyebiliriz. Bu tabii ki kağıt üzerinde gözüken tablo. Daha oynanacak 15 maç var ve bu maçların hangi sonuçlara gebe olduğunu hiç birimiz bilemeyiz. Kağıt üzerindeki tablodan yola çıkarsak ikinci aday kim olacak?  Sırayla 4’er galibiyeti bulunan Torku Selçuk Üniversitesi, Trabzonspor, 5’er galibiyeti bulunan  Mersin BŞB ve Royal Halı Gaziantep, 6’şar galibiyeti bulunan T.Telekom ve Olin Edirne’nin isimlerini sayabiliriz.

Kulübün, Doğuş Grubuna devri görüşmeleri, bunun uzaması ve sonra da bundan vazgeçilmesi sürecinin ardından Olin Edirne yeni sezon hazırlıklarına oldukça geç ve oldukça düşük bir bütçeyle başlamıştı. Rakiplerinin sezon hazırlıklarına başladığında Olin Edirne henüz kadrosunu oluşturmaya çalışıyordu. Oluşturduğu kadroya ve 3 yabancıyla oynayacak olmasına ve düşük bütçesine bakarak sezon başında düşmenin en büyük adayı olarak görüldü. Hazırlık maçları ve Türkiye Kupası maçlarında aldığı sonuçlar bu görüşü pekiştirdi.

Ama Olin Edirne, Cem Akdağ gibi entelektüel seviyesi oldukça yüksek, dünya basketbolunu çok yakından takip eden, elindeki imkanları gerçekçi değerlendiren ve içinde bulunduğu ortamdan yakınmayan, eldeki malzemeyle nasıl iyi şeyler yaparım diye düşünen hocayla, yerli- yabancı yüreklerini ortaya koyarak oynayan oyuncularıyla herkesi yanıltarak büyük bir başarıya imza atıyor ve 4’ü deplasmanda 6 galibiyetle ilk yarıyı 10. Sırada kapatıyordu.

Olin Edirne’nin ilk yarı itibarı ile bulunduğu nokta olağanüstü güzel bir tablo oluşturuyor. İlk yarıda alınan bu 6 galibiyet gerçekten altı değerinde.

Ama bu, ikinci yarıda her şeyin rahat geçeceği anlamına da gelmiyor. BBL’de ikinci yarının ilk yarıdan daha kıran kırana ve çok zor geçeceği basketbolu biraz yakından takip eden herkesin gördüğü bir şey.

Ben konuya takımımız Olin Edirne açısından yaklaşacağım ve yazıma buradan devam edeceğim.

Ama önce BBL’de son  5 sezonun sonuçlarını gözümüzün önüne getirelim.  Son 5 sezonda ligden düşen ikinci takımların 6-8 ve 10’ar galibiyetleri var.

2008-2009 sezonunda ligden düşen ikinci takım Mutlu Akü Selçuk Üniversitesi’nin 10 galibiyeti var.

2009-2010’da Kepez Belediye 10 galibiyetle düşmüş.

2010-2011’de Bornova Belediyesi 8 galibiyetle düşerken son iki sezondur düşen ikinci takımlar Trabzonspor ve Hacettepe Üniversitesi 6’şar galibiyette kalmışlar.

Bir de düşen bu takımlarım ilk yarı ve ikinci yarı performanslarını gözümüzün önüne getirelim.

2009-2010 sezonunda düşen takımlardan  Darüşşafaka ilk yarı 1, ikinci yarı 5  toplam 6 galibiyet alırken Kepez Belediye ilk yarı 3, ikinci yarı 7 toplam 10 galibiyet almış.

2010-2011 sezonunda Oyak Renault ilk yarı 2, ikinci yarı 1 toplam 3, Bornova Belediyes ilk yarı 5 ikinci yarı 3 toplam 8 galibiyet almış.

2011-2012 sezonunda Bandırma kırmızı ilk yarıyı galibiyetsiz kapatırken ikinci yarıda 4 galibiyet almış, Trabzonspor ilk yarı 3, ikinci yarı 3 toplam 6 galibiyet almış.

Geçen sezon düşen iki takımdan Antalya BŞB ilk yarı 3, ikinci yarı 2 toplam 5, Hacettepe Üniversitesi ilk yarı 2, ikinci yarı 4 toplam 6 galibiyette kalmışlar.

Yani burada görülmesini istediğim şu; Birincisi; ilk yarıda 2-3 galibiyet alan takımlar ikinci yarıda 7 galibiyet alabiliyor. İkincisi; Bu her zaman mümkün olmuyor  ve ilk yarıyı son iki sırada çok az galibiyetle bitiren takımlar sezon sonunda düşüyor.

Elbette bir genelleme olarak ele alınmasın ama bir istatistik olarak aklımızda kalsın.

Şimdi bu sezonun geçmiş sezonlara göre biraz daha farklı bir yanı olduğunu görüyoruz. Alt sıralarda bulunan  tüm takımların (Son birkaç gündür Aliağa Petkim’de ekonomik sıkıntılarını atlattıklarını söylüyor) maddi sıkıntı içinde olmamaları. Aliağa Petkim yeni bir yabancıyı kadrosuna bir kaç gün önce kattı. Torku Selçuk Üniversitesi antrenör değişikliğine gitti ve ilk yarıyı Anadolu Efes galibiyetiyle kapadı. Trabzonspor yabancı takviyesi yaptı ve sakatları iyileşiyor.  Mersin BŞB zaten kaliteli oyunculara sahip ve ilk yarının sonlarına doğru oyun bazında yükselişe geçti. Royal Halı Gaziantep hem oyuncu takviyeleri yaptı hem de hocasını değiştirdi. Türk Telekom zaten tek tek kaliteli oyunculara sahip ve onlar da hocalarını değiştirdiler.

Geçtiğimiz günlerde Aliağa Petkim koçu Ajlan Kavasoğlu ligde kalabilmeleri için 10-11 galibiyete ulaşmaları gerektiğini söylüyor. Benim de tahminin bu yönde. Ligde kalacak takımların en az 10-11 galibiyete ulaşmalar gerekiyor. Aliağa Petkim bunun için önüne 7 iç saha ve 2-3 deplasman galibiyeti hedefi koyuyor. Ve Ajlan Kavasoğlu röportajının satır aralarında en büyük rakiplerinin Olin Edirne ve Torku Selçuk Üniversitesi olduğunu belirtiyor.

Burada, kağıt üzerinde en dezavantajlı gözüken takım yine Olin Edirne. İkinci yarıya da kısıtlı rotasyon,(Toplam 11 oyuncu)  ve  3 yabancı ile devam edecek. Takımdan ayrılan Azmi ve Arin’in yerine birkaç gün önce  Faik Can’ı transfer ettiler. Bu saatten sonra 4. Yabancı alma imkanı yok ve iyi bir yerli transferi de düşünülmüyor. Bütün bunların nedeni elbette ki kısıtlı bütçe.

Bunlar Olin Edirne’nin rakipleri karşısındaki dezavantajları. Ama diğer yandan avantajları da var. Şöyle ki;

En başta Cem Akdağ faktörü ve oyuncuların gerçekten yürekten oynamaları. Sonra ilk yarıda alınan 6 galibiyetin 4’ünün deplasmanda ve gerçek rakiplerden alınmış olması. Deplasmanda galibiyet alınan Trabzonspor, Royal Halı Gaziantep, Türk Telekom ve Torku Konya Selçuk Üniversitesi takımları ikinci yarı Edirne’ye gelecekler. Aliağa Petkim ile evinde oynayacak. Bu takımlar karşısında alınacak galibiyetler Olin Edirne’yi rakipleri önünde hep bir adım daha öne taşıyacak. Şu anda Türk Telekom dışında hepsinden en az birer adım önde. Ayrıca ilk 6 hafta da alınacak galibiyetler erken bir sezon sonunu getirebilir.

10-11 galibiyet ligde kalmak için yeterli olacaksa Olin Edirne’nin mutlaka daha 4-5 galibiyet alması gerekiyor.

Olin Edirne ilk hafta deplasmanda zorlu Pınar Karşıyaka maçına çıkarken rakipleri Aliağa Petkim Banvit deplasmanına, Royal Halı Gaziantep, Uşak Sportif deplasmanına , Mersin BŞB, Fenerbahçe Ülker deplasmanına gidecek,  Trabzonspor evinde Aykon TED, Torku Selçuk evinde Beşiktaş İntegral Foreks, Türk Telekom’da evinde  Tofaş ile oynayacak.  Bu ilk haftada oynanacak maçların sonuçları Olin Edirne açısından büyük önem taşıyacak.

İkinci haftada Olin Edirne evinde Trabzonspor ile oynayacak. Burada alınacak bir galibiyet  altın değeri taşıyacak. Çünkü bu hafta da rakipler, Mersin BŞB dışında birbirleriyle oynayacaklar, yani testilerden biri çatlayacak. Haftanın maçları şöyle. Mersin BŞB evinde Pınar Karşıyaka ile, Royal Halı Gaziantep evinde Türk Telekom ile, Aliağa Petkim’de evinde Torku Selçuk Üniversitesi ile karşılaşacak.

Üçüncü hafta maçları Olin Edirne Uşak deplasmanına giderken, Royal Halı Gaziantep, Aykon TED deplasmanına, Aliağa Petkim, Galatasaray Liv Hospital deplasmanına Türk Telekom Banvit deplasmanı gidecekler. Torku Selçuk Üniversitesi evinde Tofaş’ı, Trabzonspor’da evinde Mersin BŞB’yi ağırlayacak.

Dördüncü hafta Mersin BŞB, Uşak deplasmanına, Trabzonspor Anadolu Efes deplasmanına,  Aliağa Petkim Fenerbahçe Ülker deplasmanına,  Türk Telekom Torku Selçuk Üniversitesi deplasmanına, Royal Halı Gaziantep Banvit deplasmanına giderlerken Olin Edirne Mimar Sinan’da Aykon TED ile oynayacak.

Beşinci hafta Olin Edirne yine evinde oynayacak ve rakip Royal Halı Gaziantep. Aliağa Pınar Karşıyaka deplasmanına, Mersin BŞB Aykon TED deplasmanına, Türk Telekom Galatasaray Liv Hospital deplasmanına giderken  Trabzonspor evinde Beşiktaş İntegral Forex, Torku Selçuk’ta evinde Banvit ile oynayacak.

Altıncı haftada  Olin Mersin’e giderken, Aliağa evinde Trabzonspor ile, Royal Halı evinde Torku Selçuk Üniversitesi ile, Türk Telekom’da deplasmanda Fenerbahçe Ülker ile oynayacak.

Ardından 9. Haftada Aliağa Petkim, 11 Haftada Türk Telekom ve 13. Haftada Torku Selçuk Üniversitesi Edirne’ye gelecekler.

Çok zor maçların olacağı ve heyecanın yükseleceği bir ikinci devreye giriyoruz. Şimdi taraftara ve Edirneli basketbolseverlere düşen tek şey var. Olin Edirne’nin iç saha maçlarına, özellikle rakiplerle oynanacak maçlara yoğun katılmaları ve 6.adam olarak tribünden yoğun destek vermeleri. Yoğun seyirci desteği ile de ilk yarıda deplasmanda galip gelinen takımlarla Edirne’de oynanacak olan  maçlar  ve yine Edirne’de oynanacak  Aliağa Petkim maçından galibiyetle ayrılabilirsek  sezonu sevinçle kapatacağız.

Ama çok zor bir maraton olacağı akıllardan çıkmamalı. Yolumuz açık olsun.

 

]]>
/cok-zorlu-bir-ikinci-yariya-hazir-olalim/feed/ 0
Paniğe Gerek Yok ! /panige-gerek-yok/ /panige-gerek-yok/#comments Fri, 13 Dec 2013 08:11:15 +0000 Levent /?p=24899 Devamını Oku »]]> Birçok kişi Aliağa deplasmanından Olin Edirne’nin galibiyetle döneceğine yüzde yüz inanıyorlardı. Ligde henüz 1 galibiyetinin olması, antrenör değişikliği, oyuncuların paralarını alamaması v.s, v.s. Aliağa’nın dezavantajları olarak görülüyordu. Ben ise maçın çok rahat geçmeyeceğine, galibiyetin gelse dahi çok zor olacağına ve yenilme riskimizin daha fazla olduğuna inanıyordum. 8 maçta 1 galibiyeti bulunan Aliağa Petkim adeta yaralı bir aslan gibi son bir güçle muazzam bir hamle yapabilirdi. Nitekim yaptı da.

Şimdi bir çok kişi gerek sosyal medya da gerekse ikili konuşmalarda takımı eleştirmeye başladılar. Yok efendim ne oluyor? Aliağa’dan 102 sayı yenilir mi? Bu nasıl savunma? Bir panik havası var.

Ne paniğe, ne de korkmaya gerek yok. Elbette Olin maçına kadar ortalama 77 sayı atabilen bir takımdan 102 sayı yemek iyi değil. Ama Olin bu maça kadar da zaten çok sayı yiyordu.En az yediğimiz sayı 82 (TED Ankara) Yediğimizden fazla attı��ımız maçları zaten kazanıyoruz. Attığımız sürece sorun yok.  Bu açıdan bakarsak paniğe de gerek yok. Evet ligin en fazla sayı yiyen takımıyız (803) Ama Fenerbahçe Ülker ile birlikte en fazla sayı atan 3. Takımıyız (742).

Aliağa Petkim maçını CD’den seyrettim. Evet savunmamız diğer maçlara göre kötüydü. Ribauntlarda oldukça kötüydük (51’e 35). Bizim en büyük özelliklerimizden olan 3 sayılık atışlarımız faciaydı (20’de 3) Oyuncuların elleri titriyordu adeta. Sadece 5 oyuncumuzdan dişe dokunur sayı katkısı geldi (85) 3 oyuncumuzun toplam sayı katkısı sadece 6. Süre alan 3 oyuncumuzun hiç sayı katkısı yok. Şimdi bir an için şunu düşünelim, 91 sayımızın üstüne çok müsait pozisyonlarda kaçırılan 17 üç sayılık atıştan sadece 4 tanesi daha girse maçın skoru 103-102 lehimize olacaktı. Ve o zaman kimse “Eyvah bu kadar yiyoruz, bu takım koş koş olmuş falan” demeyecekti. Atabiliyorsan eğer ne kadar yediğinin çok fazla önemi yok. Her takımın bir sezonda  hem hücumda hem de savunmada çok kötü ve şansız olabileceği birkaç maçı olabilir. Aliağa maçı bunlardan biriydi ve yaşandı. Bundan hem oyuncular hem de teknik heyet mutlaka dersler çıkaracaktır. Sayın Cem Akdağ mevcut olanaklar çerçevesinde gerekli önlemleri alacaktır. Enseyi karatmaya şimdilik gerek yok. Ayrıca bu yıl ligdeki maçlara dönüp bir bakalım, maç skorlarını göz önüne getirelim. Hiç bu kadar farklı skorlarla biten BBL sezonu yaşadık mı? Bence bu sezon daha zavk veren maçlar izliyoruz. Maharet öyle 60-70 sayılar yememekte değil, maharet 80-90 sayılar atabilmek. Çok fazla uzatmayalım. Ben  Tofaş maçının kazanırız, kaybederiz, daha rahat geçeceğine inanıyorum.

]]>
/panige-gerek-yok/feed/ 1
186 /186/ /186/#comments Tue, 17 Sep 2013 06:30:07 +0000 Levent /?p=22664 Devamını Oku »]]> 186. Üç haneli bir sayı değil sadece. Alo 186; Elektrik Arıza Çağrı Merkezi telefonu da değil. “186” bu satırları yazmaya başladığım sırada Olin Edirne Basketbol Kulübü’nün yeni sezon için satışa çıkardığı kombine biletlerin kaç adet satıldığını gösteren sayı. Kulübün resmi internet sitesinin ana sayfasının sağ üst köşesinde yer alıyor ve kombinelerin satışa çıkarıldığı 19 Ağustos tarihinden bu güne (16 Eylül)  toplam 28 gün içinde satılan kombine sayısını gösteriyor. Günlük ortalama 6 kombine.

Takvimler Nisan ayının sonlarını gösterdiğinde internet sitelerine, gazetelere, televizyonlara Olin Edirne’nin Doğuş Grubu’na devredileceği haberleri düşmüştü. Ortalık kalktı koptu. Olur muydu? Satılır mıydı? Edirne basketbolsuz kalır mıydı?

Aradan 4,5 ay geçti. Bu arada Olin Edirne Basketbol Kulübü’nün devri gerçekleşmedi. Bir sevinç, bir sevinç. Edirne basketbolsuz kalmadı!

16 Eylül 2013. Satılan kombine sayısı 186.   Mayıs ayı “Edirne basketbolsuz kalmasın, Olin Edirne satılmasın”; toplanan imza sayısı 7000. Ne güzel! Hadi yarısı hatır gönülden imzaladı. Geriye 3500 kalır. Bu da çok güzel. Çıkarın 3500’den 186’yı = 3314. Eeee, nasıl bir iş bu? Bir terslik yok mu ? Hadi biraz daha pazarlık yapalım. 3500’de de diretmeyelim. 1000 kişi diyelim. Son karar olsun! Olsun ama nerede geri kalan  “Edirne basketbolsuz kalmasın” diyen 814 basketbolsever?

Olin Edirne’yi 7 yıldır tek başına sırtlayıp götüren Edirne Yağ Sanayi A.Ş Genel Müdürü M.Edip Ağaoğulları, devir işlemleri görüşülürken Mayıs ayı sonlarında Hudut gazetesine yaptığı açıklamada “Külüp geçen yıl kapanma aşamasına gelmişti. Her türlü zorluğa rağmen yine de devam etme kararı verdik. Ancak, artık yol ayrımındayız…. Olin Edirne’yi artık taşıyamaz duruma geldik.  Devri düşünmemizin nedeni yeterli destek göremeyişimiz” diyordu.

Doğuş Grubu, “Gezi olayları” nın tabiri caizse elinde patlaması sonucu bu alışverişten vaz geçince Edirne Yağ Sanayi, Olin markasıyla devam etme kararı aldı. Aslında çok cesaretli bir karardı. Ama bugün bakılınca belli oluyor ki, Edirne’de hiç kimse bu yaşananlardan bir şeyler çıkarmamış. Anlaşılan, Ağaoğulları’nın yine kesenin ağzını açıp bu kervanı yürüteceği anlamını çıkarmış devam kararından. Halbu ki “Tamam” diyebilirdi. “Benden bu kadar. Deniz bitti!” diyebilirdi. Kim ne diyebilirdi bu kararına? Hiçbir şey denemezdi. Yazılır, çizilir, konuşulur, ama birkaç ay sonra unutulur ve “Bir zamanlar Türkiye Birinci Basketbol Ligi’nde bir erkek basketbol takımımız vardı” denilerek kahve sohbetlerimize, facebook geyiklerimize konu olurdu. Hepsi o kadar. Ama devam dediler cesaretle. Belki de bir avuç taraftarın  Donkişotvari “Kapatılmasın” eylemleri, bir takım yerel dinamiklerin verdikleri sözler, toplanan 7.000 imza bir kez daha “Sosyal sorumluluğu. Şehir sevdalılığını” öne çıkardı ve “DEVAM” kararı verildi.

Ama bu bütün sorunların bittiği, herşeyin güllük gülistanlık  olduğu anlamına gelmiyordu. Sayın M.Edip Ağaoğulları  iki sezon öncede “Sponsorluktan çekiliyorum” demiş sonra vazgeçmişti. Bunda hem kulübün kurumsallaşamaması gerekçesi vardı, hem de artık yükün çekilemeyecek boyuta gelmesi.

Türkiye Basketbol Ligi Avrupa’nın en önde gelen iki liginden biri. Oyuncu kalitesi olarak da, ekonomik manada da. 16 takım arasında yer almak, orada tutunmak, kalıcı olmak oldukça yüklü bir para istiyor. Tam 3 yıldır Olin Edirne bu çarkın içinde tutunmaya çalışıyor. Çeşitli nedenlerden, yapılan bir çok hatadan dolayı çarka tutunmaya gerekli bütçe her sene azaldı. 4. yılın bütçesi de en azı oldu. Ama ne kadar azaltırsanız azaltın belli bir meblağın altına düşme şansınız yok. Nasıl sağlanacak o zaman devamlılık?. Evet İddaa ve yayın hakkından gelen miktar  önemli bir meblağ bütçe oluşturmanın içinde.  Biletler ve kombine gelirleri de bütçe de önemli yer tutuyor Olin Edirne gibi kulüplerde. Ana sponsorun payı, diğer ara sponsorlar…. Fazla bir ara sponsoru yok Olin Edirne’nin. Kombine ve  bilet satışları da iç açıcı değil.  Sayın Ağaoğulları  kulübün devri ile ilgili Hudut gazetesine verdiği demeçte geçtiğimiz sezon ortalama biletli seyirci sayısının 830 (kombine dahil) olduğunu söylemişti. Geçen sezon satılan kombine sayısı tamı tamına 565. Yani maç başına satılan bilet sayısı ortalama 265. Halbuki hemen hemen her maçta, ilk periyotun ortasından sonra 1800 kişilik salon hemen hemen doluyordu. Bu da gösteriyor ki her maç 830 biletli seyirci kadar “Beleşçi seyirci” tarafından izlenmiş. Allah bilir  bu beleşçi 830 kişi “Edirne basketbolsuz kalmasın” diye imza da atmıştır. Basketbolsuz kalmasın ki “Beleşe devam!”

Yeri gelmişken yazalım; Beko Basketbol Ligi’nde ilk yıl 644, ikinci yıl 773, üçüncü yıl 565 kombine satılmış. İkinci yıl 773 kombine. Hani o bir kişinin lafıyla 10 günde 400-500 kombine biletin satıldığı, ama ardından hayal kırıklıklarının ve “aldatıldık”  psikolojisinin insanlara yavaş yavaş yerleşmeye başladığı sezon. Bugün ise, ligin başlamasına 1 aydan az bir zaman kala satılan kombine sayısı 186. Hem de Edirneli basketbolseverlerin desteğinin en çok lazım olduğu sezon öncesi.

Bugün Olin Edirne baş antrenörü Cem Akdağ’ın bir açıklamasını okudum. Sayın Akdağ “Öncelikle şu bilinmelidir ki, bütçe ve kadro yapısı itibari ile Beko liginin en zayıf ekiplerinden biriyiz… Ligin çok uzun ve zorlu olduğu düşünüldüğünde çok geç kalmadan takviye yapmamız gerekebilir.” diyor.

Olin Edirne’nin bu sezon kısıtlı bütçeden dolayı 3 yabancı ile oynayacağı açıklandı. Federasyona 3 yabancı ile oynayacağınızı deklare ettiğinizde yaklaşık 125 bin Amerikan doları alıyor ilgili kulüp federasyondan. Ama bu kez de yerli oyuncularınızın çok iyi olması gerekiyor, ligde tutunabilmek adına. Olin Edirne 3’ü yabancı 12 kişilik kadrosunu oluşturdu. Bildiğim kadarı ile oyuncu transferi için ayrılan bütçe bitti ve biraz aşıldı bile. Yeni bir kaynak çıkmazsa oyuncu transferi yapılamayacak. Halbuki başta hoca olmak üzere herkes biliyor ki takıma takviye lazım. Yerli transferi de sona erdi. Sadece yabancı oyuncu alınabilecek. 3 yabancı kararının Ocak ayı sonuna kadar netleşmesi gerekiyor. Ocak ayından sonra 4. yabancı da alınamayacak. 125 bin dolar ancak o zaman geliyor.

Bir çok kişiyle bire bir konuşuyorum, facebook üzerinden yazılanları okuyorum, siteye gelen yorumlara bakıyorum; çok kişi takıma takviye şart diyor. Şunu alalım, bunu alalım diye görüşler bildiriyorlar. Mesela “Shumpert, Türk pasaportu taşıyor, çok yararlı olur, alalım” diyorlar. Ama hiç kimse Shumper’tin en az 250 bin Amerikan doları olan transfer bedelinin nasıl finanse edilebileceğini söylemiyor. Sevdiğim bir atasözü gibi “Ben hadımım diyorum, sen neden çocuğun olmuyor diyorsun”.

186 satılan kombine sayısı.  Şaşırtıcı mı? Bir yanıyla evet, bir yanıyla hayır. Nasıl yani? Şöyle ki; Çok kişiyle konuşuyorum, kombine alıp almadıklarını soruyorum. Almadık, almayacağız diyenlerden gerekçelerini öğrenmeye çalışıyorum. Aldığım yanıtları şu başlıklarla sıralayabilirim;

1-Kombine almayacağım. Benim alnımda keriz mi yazıyor. 3 sezondur aldım, salonun yarısı bedava giriyor. Ayrıca kombine alıyoruz. Kombine fiyatını maç başına bölüyoruz ama sonra maç başı bilet fiyatları çok düşük satılıyor.

2- Üç yıldır o kadar yanlışlıklar yapıldı ki. Mesela 3 yıl antrenörlük yapan kişi herkesi küstürdü, kulüp yetkilileri tavır bile almadılar. Taraftara seyirciye sahip çıkılmadı. Biz takımımız alınan mağlubiyetlerden sonra düşeceğiz diye kahrolurken, kulüp yetkilileri hiçbir şey yokmuş gibi maçlardan sonra gidip eğlendiler. İnternette fotoğraflarını paylaştılar bizimle alay eder gibi.

3-Kulübün devri sırasında bir Allah’ın kulu çıkıp açıklama yapma gereği duymadı. Paylaşımcılık gösterilmedi. Şimdi taraftardan sahiplenme mi bekleniyor.

4-Kombine almanın yanına yine bir şeyler iliştirmişler. Geçmişte forma iliştirdiler. Şimdi de piyango bileti. Metazori olmasın. Ben sadece kombine almak istiyorum. O yüzden de almayacağım.

Benim aldığım tepkiler genel anlamda, ağırlıklı bu başlıklarda toplanıyor. Doğru ya da yanlış. Bu konu da hiçbir fikir yürütmeyeceğim.  Ama kombine satışını etkileyen nedenler bunlar.  İnsanların dışarda konuştukları bunlar. İnsanların bunları gerekçe yapıp, tavırlarını belirlemeleri… Kendileri açısından şaşırtıcı değil.

Ben sadece şunları söylemek istiyorum. Söylediklerinizde haklı veya haksız olabilirsiniz.  Bunları ayrı platformlarda seslendirmeye devam edelim. Eleştirelim, düzelmesi için ne gerekiyorsa yapalım. Ama bu takıma sahip çıkalım. Pire için yorgan yakmayalım. Pireyi yok edelim.  Bu şehir basketbolsuz kalmasın diyorsak eğer mutlaka taraftarlık, basketbolseverlik ve Edirnelilik sorumluluğu ile hareket edelim ve kombinemizi alalım. Bilelim ki ne kadar fazla  kombine kartı satılırsa, ne kadar çok piyango bileti satılabilirse, bu kulübün sıkıntıları o kadar daha azalacaktır. Taraftar katkısı ne kadar artarsa, Edirne’nin yerel dinamikleri ne kadar sahip çıkarsa herkesin gerekli gördüğü kadro takviyesi gerçekleşir ve daha az sıkıntılı bir sezon geçirilir. Bu açıdan bakınca bütün gerekçeler şaşırtıcı.

Bu yazının ikinci bölümünü birkaç gün sonra yazacağım. Aynı konuya başka bir pencereden bakmaya çalışacağım. Ama birinci bölümü kapatmadan önce belirtmekte yarar görüyorum; Yönetim Kurulu üyesi sayın Mehmet Kıskaç ile görüştüm. Basketbolseverlerin, biletsiz seyirci endişelerini ilettim. Kendisi açık açık söyledi ve herkesin bilmesini istedi. Sayın Kıskaç şunları söyledi; “Bu sezon biletsiz girişleri önleyeceğiz. Bu konuda tavizimiz olmayacak. Kapılarda çok sıkı kontrollarımız olacak. Zaten bakanlık ve emniyet görevlilerinin de bu konuda ciddi yazışmalarını alıyoruz. Hiç kimseye ama hiç kimseye bedava bilet gibi bir uygulama olmayacak. Ayrıca maç bilet fiyatlarına da azami dikkat göstereceğiz”.

 

]]>
/186/feed/ 1