OLİN-ERDEMİR
Close

KÖREBE

Spor, maç dünyanın her yerinde sahaya iki takımın ya da iki rakibin birbirlerini yenmek için oynadıkları müsabakadır.  Peki amaç ne, KAZANMAK değil mi? Hangi takım bu maçı bir güzel kaybedelim veya uzun zamandır berabere kalmadık, yahu hadi hep beraber olalım diyerek oynamaz. Şike, ya da gruptan çıkmayı garantilemek gibi durumlar hariç. Bunun adı maç, müsabaka, yarış. Hele en üst seviye olan birinci ligde oynamak mahalle arasında körebe oynamak ile eş değildir. İşte sorunumuz bu.

Uzun zamandır yazamadım, Çünkü; Yazdım, sus dedim. Yazdım, salağa yattım. Yazdım, aman ucu kimseye dokunmasın dedim. Peki artık bunu yazmayalım da neyi yazalım? Her şey ortada.

Şimdi! Yazınca ne olacak? Valla ben rahatlarım. Belki 2 kişi beğenir ya da 3 kişi çomak sokar. Bu benim hayatımda bi şey değiştirmez. Peki bu takım düşerse ne olur? 15 maçta 3 galibiyet 12 mağlubiyet alan takım playoff lara kalamayacağına göre binlerce kişi üzülür. Buna seyirci kalanlar da vicdan sahibi ise ah keşke der. Vicdan da yoksa artık ne diyelim.

Körebe oynamıyoruz sözde, artık bi düşünsek bu kadar zor mu? Benim duvarımda ikinci ligden birinci lige çıkan kadronun imzaladığı forma var, pıffff koca yalan! Murat Erbaş takımın o sezon her şekilde yanında olduğumuz için kendi ben mutlu olayım diyerek, imzalayıp getirdiği can forma. Olsun onda da emek var, düşünce var. O yüzden de duvarımda asılıdır, onurla, zevkle kazanmanın verdiği keyifle. Ben arada gazeteciyim, arada matbaacıyım ayrıca, bu takımın matbaa sponsoru olan bir şirketin ortağıyım. Bilirim ki bir imzayı yaratan mürekkep parçasından önemli niyet vardır. Ben Gökhan Taştimur’a kızıp bıraktım sözde takımı. Nedeni bende, ama amaç  şu idi ‘Ben senin oyuncun olamam bana Edirne lazım’. Gökhan Hocam senin hakkında bir gün olumsuz yazmadım hala da yazmayacağım, ama bu aşk, her şeyi ben yaparım hala bitmedi mi? Cevabını vereyim bu takıma çok şey verdin ama alma verdiklerini artık.

Üstte yazdıklarım kişisel gibi anlaşılmasın, kırık bir aşk adı. YETER artık! OLİN EDİRNE BASKETBOL takımından bahsediyoruz. Facebook’ ta koca koca adamlar ki bunları tanıyoruz, orada burada seviyesiz muhabbetler. Şahsiyetsiz  Tweet’ ler, kaynağını kulüp başkanın bile bilmediği demeçler, Türkiye manşetlerin de 17 polisi darp eden astımlı genç veya 12 döv adam. Kazanmayı rüyasında gören bir teknik heyet ve MFÖ ‘ den ’Benim hala umudum var’ şarkısını dinleyen taraftar. Yahu bu nasıl iş? Ne Edirnem, ne de Edirne’ ye çok şey kazandırmış bir marka olan Olin zarar görmesin artık.

Beko Basketbol Ligi ciddi bir iş. Ya o şekle gireceksiniz ya da yok olacaksınız. Yönetim,  artık körebe oynamayalım. Karanlıkta bile gerçekler güneş kadar ortada. Bu sezon başı işe yaramaz diyerek gönderdiğiniz oyuncuyu geri alarak ya da aşkı sona ermiş, egolarına yenilmiş  bir koçla bu iş yürümez. Lige verilen ara ‘Köprüden önce son çıkış Beşiktaş’  için son Levha. Bunu da görmezseniz takımı ancak yüce yaradan kurtarır.

Yoksa bu iş tipik bir Edirne hikayesi olacak, ‘Bir zamanlar bir takım vardı’ diye başlayan.  Her zaman Karşıyakadakiler sevmez bizi.  Lütfen yöneticisi ya da Gökhan hoca ve diğer  koca koca adamlar şapkayı bir tersten takıp düşünün artık, bazı şeyleri kabul edin.  Alice harikalar diyarını terk edeli çok oldu.  Bizde Beko’ dan olmayalım.

Not Umarım haksız hatta yalancı düşerim, işte o gün sabah uyanıp aynaya baktığımda önce ben utanırım. Umarım ben haksızımdır. Umarım körebe oynayan benimdir.

Sosyal Ağlarda Paylaş

Share to Google Buzz
Share to Google Plus

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*