KÜFÜRE SIFIR TOLERANS

Edirne’de basketbol adına güzel şeyler yapılıyor. Olin Edirne ile birlikte esmeye başlayan basketbol rüzgarı yavaş yavaş fırtına haline dönüşmeye başlıyor.

Daha ligin ilk yılında alınan başarılı sonuçlar tüm basketbol çevrelerinin gözlerinin Edirne’ye çevrilmesine yol açtı. Bu yalnız Türkiye basketbol çevrelerine mahsus bir şey değil. Geçtiğimiz günlerde, Avrupa’nın basketbol fenomenlerinden  Montipaschi Siena’nın yetkili bir ağzının Olin Edirne Başantrenörü Gökhan Taştimur’a “İlgiyle izlediğimiz bir takım yarattınız .Sizi kutluyorum” dediğini biliyorum.

Yunanistan’ın önemli basketbol takımlarından ARIS’in teknik heyetinden birinin, Olin Edirne Yardımcı antrenörlerinden Erdem Can’a “Türkiye Basketbol Ligi’nde büyük başarılara imza atan bu yeni takımı Yunanistan’da da ilgi ile takip ediyorlar” dediği de duyduklarım arasında.

“Edirnebasket.com” ve kulübün resmi internet sitesi “olinedirnebasket.com” a dünyanın bir çok yerinden giriş yapıldığını her gün görüyorum. Litvanya’dan, Makedonya’dan, İspanya’dan, Sırbistan’dan, İtalya’dan, Yunanistan’dan, Bulgaristan’dan hatta ve hatta Kazakistan’dan, Kanada’dan bu sitelere girilerek Olin Edirne hakkında bir şeyler öğrenmek, bilgi sahibi olmak isteniyor.

Olin Edirne Başantrenörü Gökhan Taştimur yaptığı son açıklamada  Ama bundan sonrası daha önemli. Hepimizin, ayaklarının yerden kesilmemesi, tam tersine yere daha dikkatli ve sağlam basmamız gerekiyor. Olin Edirne sonuçta Edirne’ye ve hatta Trakya’ya mal olacak bir takım. Eğer biz bir spor kültürünü yaygınlaştırıp yaşatacaksak, basketbol sevgisini uzun süre yaşatacaksak hep beraber olmamız gerekiyor.  Şu anda kolay gözüken yapılanma bilinsin ki her geçen gün daha da zorlaşacak. Maddi manevi sorumluluklar her yıl artacak. Bu bağlamda Olin basketbol organizasyonuna herkesin sıkı sıkı sarılması gerekiyor diyordu.

Evet artık bundan böyle hepimize büyük sorumluluklar düşüyor. Başarılarımızın saman alevi gibi değil de kalıcı olmasını istiyorsak eğer, Edirne’de ‘basketbolu seviyorum, basketboldan da öte ben bu şehri seviyorum’ diyen herkese artık daha büyük sorumluluklar düşüyor. Şimdi bin düşünüp bir konuşma zamanı. Şimdi iyi düşünüp iyi ve kalıcı işler yapma zamanı.

Bu yazımda taraftarlara değineceğim. Olin Edirne basketbol takımı nasıl basketbol çevrelerinin ilgi ve övgüsünü kazanmışsa, taraftarları  da aynı ilgi ve övgüyü kazanmış bulunuyor. Beko Basketbol Ligi’ne oynadığı basketbol ile renk ve zevk katan Olin Edirne, taraftarlarıyla da örnek olmaya aday konuma gelmiştir.

Olin Edirne, sadece sahada aldığı başarılı sonuçlar ve kişilikli basketbol anlayışıyla değil, taraftarıyla, taraftarlarının tutum ve davranışlarıyla, geçek basketbol taraftarının yaygınlaşması, spordan küfür ve şiddetin tamamen çıkması çabalarıyla da basketbolda örnek olmak isteyen bir kulüp. Bunun için herkes elinden gelen her şeyi yapmaya çalışıyor. Başka bir yerde, başka bir takımın “Küfüre Hayır” ismiyle oluşan bir taraftar grubu var mı bilmiyorum. Ama Olin Edirne taraftarları “Mimar Sinan Arena’da Küfür’e Hayır Grubu”nu kurarak belki de bir ilke imza attılar.

Türk Telekom maçında Olin Edirne koçu Gökhan Taştimur’a yapılan küfürlü müdahalelerin nasıl eleştirildiği, buna karşı hem kulübün hem de taraftarların nasıl dimdik durduğunu hep birlikte yaşadık. Basketbol sahalarına yakışmayan bu taraftar gruplarının teşhir ve bertaraf edilmesini hep birlikte bir çok platforma taşıdık. Hep birlikte doğruları haykırdık.

Ama Mimar Sinan Arena’da oynadığımız Banvit maçında maçın hakemlerine karşı, çok çok sınırlı sayıda (hatta 2-3)  kişi tarafından yapılmış olsa da küfürlü müdahaleler olduğunu üzülerek gördüm. Hiç kimsenin kimseye küfür etmeye hakkı yoktur. Hele hele baş antrenörüne yapılan küfürlü sataşmalardan sonra buna karşı sert tepkiler veren bir kulübün, takımın taraftarlarının küfür etmeye hiç hakkı yoktur. Bunlar birkaç kişi olsalar bile.

Türk Telekom maçında yaşanan hakem hatalarından sonra Mimar Sinan Arena’da oynanan ilk maçta taraftarların aşırı duyarlı ve hakemlerin de maalesef bu maçta da bazı yanlış düdükler çalmış olması taraftarı çileden çıkarmış olabilir. Ama bazı kişilerin bu tepkilerini çağ dışı bir biçimde küfürle dile getirmesi kabul edilecek bir şey değildir.

Olin Edirne taraftarı asla küfüre başvuran bir taraftar topluluğu olmamak zorundadır. Nasıl ki bu takımdan oynadığı kaliteli basketboldan, nasıl ki bu taraftardan takımına verdiği destekten dolayı, tribünlerdeki duruşlarından dolayı övgüyle bahsediliyorsa, asla küfüre izin vermeyen bir taraftar topluluğu olarak da kendinden bahsettirmelidir.

“Mimar Sinan’da Küfüre Hayır” taraftar grubuna büyük görevler düşüyor. İçlerindeki tek bir taraftar bile asla küfür etmemek zorundadır. Gruba dahil değilse bile yanında, önünde, arkasında oturan taraftarı kontrol etmek, onu küfürden men etmek zorundadır. Takımından sahada başarı bekleyen taraftardan, sahadaki oyuncu, teknik heyet ve kulüp yönetimi de örnek davranış, küfüre sıfır tolerans beklemektedir.

Evet. Maalesef Banvit maçında birkaç taraftar hakeme küfretmişlerdir. Maçın baş hakemi devre arasında Gökhan hocanın yanına gelerek “Senin küfüre karşı koyduğun tepki ve duruş ile taraftarınızın ki pek örtüşmüyor galiba” diyerek kendisine ve arkadaşlarına bazı taraftarlarca küfür edildiğini söylemiştir. Gökhan Taştimur’un bu söylenen karşısında nasıl zor bir durumda kaldığını sanıyorum tahmin ediyorsunuzdur?

Bu küfür edenlerin kim olduğunu kulüp de, Gökhan Taştimur’da, ben de isim isim biliyoruz. Maalesef bu isimler dışardan bakıldığında aklı başında görünen kişiler. Bu zatı muhteremler belki ettikleri bu küfürlerle deşarj olup kendilerini tatmin ediyorlar ama taraftarı olduklarını söyledikleri takımlarına büyük zarar veriyorlar. Bunlar böyle küfürlerle, çok eleştirdiğimiz diğer çapulcu taraftar profilinden ne fark arz ediyorlar?  İçimizdeki canavarı ne yazık ki, giyimle, kuşamla, eğitimle, statü ile kamufle edemiyoruz işte. Maçta, trafikte ve daha bir çok alanda içimizden çıkıp, bizim gerçek yüzümüzü ele veriyor.

Ben her maçta tribünleri dikkatlice izliyorum. Bundan böyle daha dikkatli bakacağım. Bakalım küfüre devam mı edecekler, tamam mı diyecekler? Devam ederlerse de kanıtlarıyla herkese açıklayacağım. Olin Edirne, Mimar Sinan’a  “Sporda Küfür ve Şiddete Hayır” pankartını laf olsun diye asmadı. Küfür edeceksen git Tavuk Ormanı’na, Söğütlüğe, kimsenin olmadığı bir zaman. Haykır ormanın ortasında rahatla. Ama asla Mimar Sinan Arena’da değil.

Birkaç söz de hakem kardeşlerimiz için. Onlar, basketbol şovunun olmazsa olmaz parçaları. Diğer maçları pek bilmiyorum, TV’de izleyebildiklerim dışında. Ama Olin Edirne’nin tüm maçlarında az ya da çok hatalı düdükler çalındı. Art niyetle olduğuna asla inanmıyorum. Ama hiç fark etmiyor. Bu şovun bir parçası olan teknik heyetler, oyuncular tüm hafta boyunca adeta canları çıkarcasına çalışıp maçlara hazırlanıyorlar. Ter akıtıyorlar. Taraftarlar bütçelerlinden artırarak bilet alıyorlar, yüzlerce kilometre kat ederek deplasmanlara gidiyorlar.  O zaman hakem kardeşlerimiz de  derslerine iyi çalışmak zorundalar. Özellikle A-Klasmanı hakemlerimizin hataları en aza indirmek için daha titiz olmaları gerekiyor. Belki aldıkları hakemlik ücretleri az gelebilir. (Ki 600-750 TL dolayında maç başına bir ücret alıyorlar diye  biliyorum. Türkiye şartlarında az  sayılmayabilir. Ama milyonluk pastanın içinde devede kulakta kalabilir) Buna rağmen bu işi yapıyorlarsa hakkını vererek yapmaları gerekiyor. Yoksa, istemeden de olsa, art niyet olmadan da olsa sahada bir emek hırsızlığı ortaya çıkıyor. Tüm hafta boyunca canları çıkarcasına çalışan oyuncuların ve beyinlerini zorlayan teknik heyetlerin alın terleri çalınıyor. Böyle olunca da basketbol  şovun bir ayağı topal kalıp yeteri kadar haz vermiyor.

Umarım ki bunun da düzelmesi için herkes üzerine düşeni yapar ve basketbol şov tıkır tıkır işler ve izleyenlere daha fazla zevk verir.

Sosyal Ağlarda Paylaş

Share to Google Plus

Comments are closed.