Mimar Sinan Spor Salonu Neden Artık Dolmuyor (SON)

2 haftadır konuyla ilgili yazmamın nedeni “birilerinin”, “Ya bak kombine fiyatlarını düşürdük, bilet fiyatlarını da aşağı çektik. Ama salon yine dolmuyor, kombine satılmıyor” gibisinden konuşmalarıdır. Bir de tabii, çok iyi niyetli, ama olayın nedenlerini tam olarak bilemeyecek durumda olan vefakar bazı taraftarların salonun boş kalmasına üzülerek söyledikleri “Salon artık neden dolmuyor” yolunda serzenişleri olmuştur.

İkinci ligdeki son senemizde, Beko Basketbol Ligi’ne çıkma hedefi ile her geçen gün seyirci sayısında da artış olmuştu. Yıllardır sportif başarıya hasret, ama geçmişinde 70 yılın üzerinde bir basketbol geleneği ve kültürü bulunan bu şehrin spor taraftarları maçları izlemeye başlamış ve İstanbul’daki play-off maçlarında zirve yaparak basketbol taraftarlığı anlamında  tüm Türkiye’ye örnek olmuşlardı. Sonra, oldukça başarılı geçen Beko Basketbol Ligi’ndeki ilk sezonda da tribünler doluyordu. Galatasaray, Fenerbahçe, Efes ve Beşiktaş gibi takımlarla oynanan maçlarda insanlar 40 TL verip bilet alıyorlar ve birkaç saat içinde biletler tükeniyordu. Bandırma’da ki  play-off maçlarına kaç otobüs gidildiği hala gözümüzün önünde. Sakın kimse “Ama otobüslerin paralarını kulüp ödedi” demesin. Hafta içi bir günde insanların işyerlerinden izin alarak, işyerlerini kapatarak gelmeleri otobüs tahsis etmekten daha büyük bir iştir.

Başarılı geçen ilk yılın ardından yeni sezon sancılarla gelmişti. Abartılı hayaller kuran ve  bu kurduğu hayallerin gerçekleşeceğini düşünen başantrenör, ana sponsorun reel sponsorluk bütçesini açıklamasıyla hayal kırıklığı yaşıyor ve bu hayal kırıklığı kendisini  içinden çıkılmaz bir hale gelen karamsarlığa itiyordu. Bu ruh hali içinde çeşitli açıklamalar yapıyor ve taraftarı kombine kart alarak kulübe destek vermeye çağırıyordu. Ortada tek bir transfer yokken taraftarlar bir kaç gün içinde 500 dolayında kombine kartı alıyorlardı. Bunların taksitlerini hala ödeyenler bile var. Ve ne yazık ki o başantrenör daha sonra bu 500 kişiyi “Basketbol kültüründen yoksun” olarak nitelendirebilecekti.

2 haftadır size geniş geniş yazdığım ve birbirini tutmayan açıklamalar ve kendini takıma konsantre edememenin ve yapılan yanlış transferlerin neticesinde alınan başarısız sonuçlar bir çok basketbolseveri her geçen gün giderek basketboldan soğutuyor ve kombine kart sahiplerinin bir bölümü bile maçlara gelmez oluyordu.

Ve bütün bunlara Beşiktaş maçından sonra gemiyi herkesten önce terk etme ekleniyor ve 70 küsur yıllık bir geleneğe sahip Edirne basketbol taraftarı ile başantrenör arasındaki güven bunalımı had safhaya ulaşıyordu.

Lafın kısası Edirneli basketbolseverlerin önemli bir bölümü artık antrenörlerine güvenmiyordu.

Bu güven bunalımının tek sebebi elbetteki tek başına başantrenörün birbirini tutmayan açıklamaları ve tavırları değildir. Bunda görevinin nerede başlayıp nerede bittiğini tam olarak anlayamamış olduğu tavırları ve yaptıklarıyla gözüken genel menajerin, amatörün de ötesinde kulüp yönetmeye kalkan o zaman ki yönetim kurulunun da büyük etkisi var.

Mesela genel menajer transfer döneminde kombine satışlarını artırmaya yönelik “3-4 tane Eurolig oyuncusu alacağız” diyor, sonra Euroligi sadece TV’de ya da tribünde seyretmiş oyunculardan kadro oluşturuluyor ve insanlar kendilerini aldatılmış hissediyorlardı.  Genel menajerin taraftara karşı kibirli yaklaşımları da taraftarlar arasında hoş karşılanmıyor ve bunlar giderek insanların basketboldan soğumasına neden oluyordu.

Burada bir parantez açıp sormak gerekiyor. 2. Ligdeki son yıl yabancı oyuncu transfer bedelini üstlenen ve “Beko Basketbol Ligi’ne çıkın 500.000 –Beşyüz bin- TL ile sponsor olacağım” diyen Edirneli iş adamı neden daha sonra bundan vaz geçmiştir? İş adamının bundan vaz geçmesine hangi üst düzey sorumlu kişi neden olmuştur? Acaba Edirneli başka iş adamlarının kulübe uzak durmasında yine aynı kişinin etkisi olabilir mi? Parantezi kapatıyorum.

Sayın Taştimur’un gemiyi terk etmesinden sonra yönetim kurulunun, yapılan yönetim kurulu açıklamaları ve yönetim kurulu üyelerinin konuyla ilgili orada burada konuşmalarını adeta yok sayarak sayın Taştimur’u tekrar göreve getirmeleri de taraftar arasında hoş karşılanmamış ve kulüple aralarındaki erozyonu hızlandırmıştır.

Bütün bu yaşanan “Akıl tutulmalarıyla dolu” bir sezonun ardından bu sezon  yönetimsel yanlışlar devam etmiş ve yaşananlardan hiçbir ders alınmadığı görülmüştür. Türkiye şartlarında örneği görülmemiş “İnsanları adeta yolunacak kaz gören”  bir anlayışla ilan edilen kombine kart ve bilet fiyatları ile insanlar adeta basketboldan uzaklaştırılmışlardır. Elde hesap makinaları, gerçeklerden ve günlük yaşamdan uzak hayallerle çarpıp, bölüp şu kadardan bu kadar kombine satıp, bu kadar biletten şu kadar para toplarız hesaplarıyla para kazanılmak istenirken Türkiye’nin en güzel basketbol taraftarı küstürülmüştür. Kaç tane kombine satılmıştır (Taraftar derneğinin aldıklarını dahil etmeyin) çok merak ediyorum?

Sonra yanlış hesap ilk maçın ardından görülmüş ve fiyatlar daha alt seviyelere çekilmiş ama artık iş işten geçmiştir. Bu fiyatların kimin düşüncesi olduğunu az çok tahmin edebiliyorum ama bunun sorumlusunun yönetim kurulu olduğunu değiştirmez. Bütün sorumluluk onların omuzlarındadır.

Yani salonun doldurulmamasının altında güven sorunu yatıyor. Bu güven sorununu aşmanın, basketbol taraftarlarının kulübe eskisi gibi güvenmesinin yolları bellidir.

Takım başarılı olur, iyi sonuçlar alır insanlar tekrar maçlara gelmeye başlar.

Ya da insanların güvenlerini kaybetmiş kişiler gider, güven duyulacak yenileri gelir, salon gene dolmaya başlar.

Ama her şeyden önce bütün bunların olabilmesi ve tekrar eski günlere dönülebilmesi için herkesin kendi işini yapması gerekmektedir.

Yönetim kurulu yöneticiliğini,  başkan başkanlığını,  menajerler menajerliğini, antrenörler antrenörlüğünü, taraftar da taraftarlığını yapmak zorundadır. Hiç kimse kendini her şeyi bilen, her şeyi yapan ilah zannetmeyecek, kimse kimseye yukardan bakmayacak, herkes sadece ve sadece işini yapacaktır.

Bütün olay budur ve bunun sorumlularını da herkes bilmektedir.

Unutanlara hatırlatalım, bilmeyenler öğrensin; Edirne 70 küsur yıllık basketbol geçmişiyle Türkiye’nin basketbolu tanıyan ilk şehirlerinden biridir.

Son bir söz; Basketbol öyle uzayın derinliklerini araştıran bir bilim, çok bilinmeyenli bir matematik, fizik problemleri gibi zor ve gizemli bir şey değil, çok yalın, basit bir spor branşıdır. Biraz meraklı herkes çok kısa zamanda basketbol üzerine temel bilgileri edinebilir ve ahkam kesebilir. Bu dünyada hiçbir şey hiçbir kimsenin tekelinde değildir.

Sosyal Ağlarda Paylaş

Share to Google Plus

Comments are closed.