MİMAR SİNAN SPOR SALONU NEDEN ARTIK DOLMUYOR? (1)

Geçtiğimiz hafta köşemde sezonun ilk maçı olan Royal Halı Gaziantep BŞB maçında Mimar Sinan Spor Salonu’nun yarı yarıya boş olması karşısında birkaç satır  yazmış, bu konuda ki görüşümü kabaca belirtmiştim:

“Geçen yıl ki hatalar ve başarısız geçen günlerin ardından lige güzel bir galibiyetle başlamak tüm Edirnelileri memnun etti kuşkusuz. Ama sezonun ilk maçında salonun yarı yarıya boş olması (ki salon 1650 kişilik küçük bir salon) açıkçası bizi üzdü. Hemen belirtelim ki 2 sezon öncesi tıklım tıklım dolan salonun bugün ancak yarısının dolmasının nedeni “Basketbol Kültürü Eksikliği” asla değildir. Basketbola yoğun bir ilgi duyan Edirnelilerin bugün basketboldan soğur hale gelmesinin tek nedeni geçtiğimiz yıl Olin Edirne’de hem idari hem de teknik anlamda yapılan yanlışlardır” diyerek devam etmiştim.

Şimdi bu konuyu biraz daha yakından irdeleyelim. Beko Basketbol Ligi’ne yükseldiğimiz ilk yıl Türkiye’nin en pahalı biletinin satılmasına rağmen Edirneli basketbolseverler Mimar Sinan Spor Salonu’nu hemen hemen her maç ağzına kadar dolduruyordu. Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Efes gibi takımlarla oynanan maçlarda biletler 40 TL olması karşısında bile salon dolup taşıyordu.

Başarılı geçen ilk yılın ardından yeni sezon öncesi sponsorun daha az katkı sağlayacağının açıklanması karşısında Sayın Taştimur’un bir sözü üzerine en az 500 kişi daha ortada tek bir transfer yokken kombine kartı satın alıyordu. İşte ne olduysa bu tarihten sonra oldu. O sezon başında 700’ün üzerinde kombine kartı satılmasına rağmen taraftarla, basketbolseverlerle kulüp arasında bir erozyon yaşanmaya başladı. Bu erozyon her geçen gün büyüdü ve güven sorunu halini almaya başladı. Evet bugün yaşanan kulüple basketbolseverler arasındaki güven bunalımıdır. Bir çok insan kulübe güven duymamaktadır.

Bunun en büyük nedeni “Hiçbir şey bilmez” sanılan ve kültür dersleri verilmeye kalkılan ama olup biteni herkesten çok anlayan ve tavrını koyan taraftara verilen sözlerin tuıtulmaması, yapılan açıklamaların bir diğerinden bir diğerini tutmamasıdır. Artı Sayın Taştimur’un  çok zor bir dönemde takımı bırakıp gitmesidir. Bunun ardından yönetim kurulunun yaptığı açıklamalar ve sonra bunların hiçbiri olmamış gibi Sayın Taştimur’un tekrar göreve getirilmesidir.

Bakalım neler söylenmiş zamanında. Atalarımız söz uçar, yazı kalır demişler. Gelin hafızlarımızı biraz yoklayalım. Bu alıntıların bazıları üzerine hiçbir yorum yapmayacağım sadece sırasıyla aktaracağım;

 “Ana sponsorumuz dışındaki en büyük katkı sağlayıcımız kombine bilet,  taraftar ürünü alarak, basketbol okulumuza çocuklarını kayıt yaptırarak kulübümüze 700-750 bin TL civarında bir para girişi sağlayan Olin Edirne taraftarları olmuştur.” (G.Taştimur 22 Haziran 2011)

….“Oluşturduğumuz kadro öylesine canla başla çalışıyor ki, benim tüm oyunculardan beklentilerim, oyuncularımın ben ve ekip arkadaşlarımdan beklentileri işin heyecanını çok daha artırıyor. Bu azim ve şevk bana “Kaldığımız yerden devam edeceğiz” düşüncesini veriyor. Bilindiği gibi ben iddialı ve hedefleri olan bir insanım. Bu da bana önümüzdeki sezon daha üst seviyede mücadele edeceğimizi söyletiyor.

Her antrenmanımız 120-130 dakika sürüyor. Günde çift antrenman yapıyoruz ve bu antrenmanların sonlarında bile oyuncularımın sert ve mücadeleci yapıları, istekleri bana bu sözleri söyletiyor. Bu sezon ki hedefimiz geçen sezondan daha üst seviyede mücadele etmektir……

…..Hiçbir Edirneli, Trakyalı, Olin Edirne sevdalısı merak etmesin. Yine tüm basketbol kamuoyu bizi izlemeye devam edecek.”

(G.Taştimur 27 Ağustos 2011)

“Çok  zorlu bir deplasmana gidiyoruz. Tofaş ligin güçlü ekipleri arasında yer alıyor ve benim de ilgi ile yakından takip ettiğim takımlar arasında bulunuyor. Ruzic’in de yerli statüsünde oynaması rakibimiz için artı bir avantaj.Spor Toto Türkiye Kupası’nda da Tofaş’ı zaten son saniye basketi ile yenmiştik. Ama aslında bugün o günden daha iyi bir durumdayız. Bu arada Reha Öz ve Fatih Solak’ı kadromuza ilave ettik. Bir aylık bir süre için Hırvat oyuncu Luka Drezga ile anlaştık. Belki bugün yarın bir oyuncuyu daha kadromuza katarız. Bir süredir tekrarlıyorum ama yine belirtmek isterim; Bizim biraz daha zamana ihtiyacımız var. Polat Kocaoğlu’nun Türkiye Kupası’nda sakatlanması bizim için dezavantajdı. Ligde ilk üç karşılaşmada yer alamadı.

Zaman içinde kendi basketbol karakterimizi sahaya yansıtır hale geleceğiz. Bundan hiç şüphe duymadım. Kazanmamız gereken maçları kazanacağız. Hacettepe Üniversitesi maçını da kazandık zaten.

“Gidişat kötü” havasını artık bir an önce terk etmek zorundayız. Çok kötü giden bir durum yok artık. İşlerin kötü gittiği havası aslında bir ölçüde benden kaynaklandı. Bu havayı ben estirdim biraz. Çünkü gerçekten bir süre öncesine kadar gidişattan dolayı endişelerim ve buna bağlı üzüntülerim vardı. Bu durum çalışma arkadaşlarım dahil herkese yansıdı. Şimdi bu negatif havadan bir an önce kurtulmamız gerekiyor. Aslında çok kötü giden bir şey de yok. 3 maç oynadık ve Anadolu Efes-Galatasaray Medical Park gibi Türkiye’yiEuroleague’de temsil eden ve Final-Four hedefleyen iki takıma karşı kaybettik. Bu iki takımla bizim aramızda çok ciddi farklılıkların olduğu gün gibi aşikar ve herkes tarafından görülüyor.

Bütün bunları bir kılıf aramak, minareyi kılıfına uydurmak amacıyla söylemiyorum. Şu an ki gerçeklere işaret etmek istiyorum.  Ama bir süre sonra oynayacağımız basketbolla, sahaya yansıtacağımız basketbol karakterimizle geçen sezon ki gibi yine tüm takımlarla başa baş oynayacağız.

Kılıfta arayabilirdim. “Düşmeyeceğiz, kulvarımızdaki takımlar değil onlar, amacımız ligde kalmak” gibi sözlerde edebilirdim. Ama bütün bunlar benim tarzım değil ve hiçbir zaman olmadı. Önce bizim sabretmemiz gerekiyor. Herkesten biraz sabır rica ediyorum. Geçtiğimiz yıl da sezona başlarken “İlk sekiz haftada tek galibiyette kalabiliriz ama sonraki başarılı süreçten kimsenin kuşkusu olmasın” demiştim. Fakat tahminimden çok başarılı geçti ve 4 mağlubiyet, 4 galibiyet ile ilk sekiz haftayı geçtik.

Şimdi tüm taraftarlarımıza sesleniyorum, onlardan bir tek şey rica ediyorum; Tıpkı Anadolu Efes maçında olduğu gibi, orada gördüğüm tablo gibi bir duruş sergilesinler. Bu iftihar edilecek kulübün, bu iftihar edilecek takımın bizden daha çok onlar tarafından sahiplenilmesi gerekiyor. Bu takımın sahada oynanan oyunun neticesinden çok öte Edirne şehrine büyük faydası var. Olin Edirne Basketbol takımı Edirne’ye sayısız sosyal, kültürel ve ekonomik katkı sağlıyor. Bu takıma, bu kulübe taraftarlarımızın ve tüm Edirnelilerin sıkı sıkıya tutunması lazım. ( G.Taştimur 2 Kasım 2011 Tofaş maçı öncesi)

 “ En başta Tofaş’ı tebrik ediyorum. Her şeyim bir bedeli var ben de kişisel olarak bu bedeli ödüyorum. Şimdi önümüze bakacağız.” (G.Taştimur 6 Kasım 2011-Tofaş Maç sonrası)

“ Önemli bir maçtı ve kaybettik. Trabzonspor’u kutluyorum. Maalesef olmadı. Maalesef bu seneki şartlarımızdaki oyuncularımız  çok genç ve deneyimsiz. Yabancılar da dahil hayatlarında ilk defa birinci ligde, Beko Basketbol Ligi’nde oynuyorlar. Daha önce bu ligin çok altında basketbol oynayan oyuncular. 15 sayı öne geçsek de bir yerden sonra kontrol edemiyorsunuz. Sonra oyuncu Lise’de , Üniversite’deki gibi oynuyor. Bunların hepsini biliyoruz. Zaten her hafta hep beraber yaşıyoruz. Bir yenisini daha yaşadık. Önümüze bakacağız. Trabzonspor’u tekrar tebrik ediyorum.”  (G.Taştimur 13 Kasım 2011-Trabzon maçı sonrası)

“Aldıkları galibiyetten dolayı Beşiktaş Milangaz’ı tebrik ediyorum. Bu galibiyeti hak ederek ve mücadele ederek aldılar. Takımıma gelince; Ligin başında bize zaman  verilmesini istediğim zaman söylediklerim pe fazla ifade etmiyordu belki. Çünkü geçen sene çok ciddi bir play-off dönemi geçirmiştik ve herkesin kafasında bu başarılı resim vardı.  Ama biz bir anda giden 12 oyuncumuzun yerine 12 yeni oyuncuyla işe başladık. Bu yüzden de zamana ihtiyacımız olduğunu söyledim. Fakat bu sözlerimi herkes antrenörün zaman kazanmaya yönelik sözleri olarak yorumlamış olabilir. Ama son 3-4 haftadır takımın kazandığı ivmeyi herke fark ediyor olmalı artık. Aslında geçen sezon ki ve bu yıl ki 8 hafta karşılaştırıldığında pek bir fark yok. Geçen sezon da bu tip takımlardan farklı mağlubiyetler alıyorduk. Kaybettiğimiz maçlara gelince; Galatasaray Medical Park, Anadolu Efes, Tofaş ve Beşiktaş Milangaz maçlarını kaybettik. Bunlar ligimizin üst düzey takımları. Bir Trabzon maçı var sahamızda kaybettiğimiz ve bunu da bir iş kazası olarak düşünelim.

Dediğim gibi daha yolun başındayız ve daha da iyi olacağımızı düşünüyorum. Filip Videnov aramıza 2 gün önce katıldı ama bugün sanki bizimle 2 aydır antrenman yapıyormuş gibi oynadı. Son beş dakikayı iyi oynayamamamız gayet normal. Bunda bir çok faktör var ama 35 dakikayı hallettiğimiz de gözden kaçmamalı. Şimdi artık son 5 dakikaları da çalışıp halledeceğiz. Her şeyin çok daha iyi olacağını düşünüyorum ve umarım bu söylediklerimde yanılmam.” ( G.Taştimur-4 Aralık 2011-BJK maç sonrası)

Bu açıklamadan 15 dakika sonra Olin’den ayrılacağı haberi internet sitelerine düşüyor ve Gökhan Taştimur takımı 5 mağlubiyet 3 galibiyetle bırakıp gidiyor.

 “Hiç kimse kurumların üstünde değildir. Kişiler geçici kurumlar kalıcıdır. Hiçbir kişi, kim olursa olsun Olin Edirne’nin ve şehrimiz Edirne’nin üstünde ve önünde değildir. Her kulüpte böyle ayrılıklar yaşanmış ve bundan böyle de yaşanacaktır. Bundan sonraki süreç için yönetim kurulumuz ve genel menejerimiz  birlikte çalışmalara başlamış olup bu süreci en kısa sürede kulübümüze en yararlı biçimde sonuçlandıracaktır. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Kulübümüz bugün aldığı kararla kurumsallaşma yolunda önemli bir adım atmış bundan sonrası içinde önemli adımlar atacaktır. Büyük Olin Edirne ailesine düşen görev bundan sonra da birlikteliğimizi artırarak sürdürmek ve daha da kenetlenmektir.” (Yönetim Kurulu Açıklaması. 5 Aralık 2011)

Tarihler 25 Şubat 2012’yi gösterdiğinde Olin Edirne evinde Tofaş’a yeniliyor ve bir gün sonra Erdem Can ve Ali Burgul’un görevine son veriliyor ve takımın başına bir kez daha sayın Taştimur geliyordu

“Olin Edirne’nin Beko Basketbol Ligi’ne yükselmesinde ve geçtiğimiz sezon alınan başarılı sonuçlarda söz sahibi olan ve 3 ay önce çeşitli nedenlerden dolayı karşılıklı anlaşılarak yollarımızın ayrıldığı antrenör Gökhan Taştimur’la bugün yapılan yönetim kurulu toplantısı sonucunda tekrar anlaşma sağlanmış ve Olin Edirne’nin baş antrenörlük görevine getirilmiştir.

Yönetim Kurulumuz Sayın Gökhan Taştimur’la 2,5 yıllık yeni bir anlaşma imzalamıştır. .” (Yönetim Kurulu Açıklaması. 27 Şubat  2012)

 “Çarşamba günü kendi sahamızda Erdemir ile karşılaşacağız ve bu maçın olmazsa olmaz olduğunu bütün Edirne biliyor. Mersin’den döndükten sonra yaptığımız antrenmanlarda da oyuncularımın sorumluluk ve olgunluklarını görmem beni mutlu etti. Eminim ki Çarşamba günü Mimar Sinan Spor Salonu Edirne’deki basketbol sevenler tarafından yine tıklım tıklım doldurulacak ve büyük bir coşkuyla takımlarını destekleyeceklerdir. Ama eğer sezon sonunda herhangi bir aksilik olursa  Edirne’de basketbol açısından çok büyük bir eksiklik hissedilir. Ben en azından basketbol ile yatıp basketbol ile kalkan 250 dolayında aile tanıyorum Edirne’de. Artık burası basketbol sporu ile bütünleşmiş bir şehir. Benim Edirne’de bulunduğum 3 yıl içinde bu şehir bana bunu dolu dolu yaşattı. Eminim ki bu coşkuyla  Çarşamba akşamı maçtan en az 1 saat önce salonu dolduracak olan bu topluluk bir kez daha tüm basketbol camiasına nasıl bir aile olduğumuzu gösterecektir. Beko Basketbol Ligi’ndeki ilk yılımızda işler iyi gittiğinde nasıl sıkı sıkıya sarılarak başarımızın sevincini yaşadıysak kötü gittiğinde de sıkı sıkı sarılabildiğimizi Türkiye’deki tüm basketbol kamuoyuna hep birlikte göstereceğimize inancım tamdır.

Ben Edirne’yi bundan sonra artık basketbolsuz bir şehir olarak düşünemiyorum. Bugüne dek bir çok takımı birinci basketbol ligine çıkardım ve bir çok şehirde çalıştım, ama Edirne gibi basketbol ile bütünleşen başka bir şehir görmedim, böyle bir heyecanı hiçbir yerde yaşamadım. Hep birlikte basketbol ateşinin ve heyecanın Edirne’de sönmesine asla izin vermeyeceğimize olan inancımla tüm Edirne halkını basketbol takımlarına verdikleri büyük desteği daha üst seviyeye çıkarmaya davet ediyorum”. (G.Taştimur 10 Nisan 2012 Erdemir Maçı Öncesi)

Yerimiz maalesef bu kadar. Bunları sadece hep beraber geçmişi bir  hatırlama amacıyla buraya aktardım. Haftaya devam edeceğiz . Bakalım “Edirne gibi basketbol ile bütünleşen başka bir şehir görmedim” den “Karşıyaka’ya gelmediniz o yüzden maç kazandım” noktasına nasıl gelindi.

Yere düşüp kırılan bardak nasıl bir daha zor onarılıyorsa, kırılan kalpler, küsen yürekler de çok zor onarılıyor. Bütün bu kırılan şeylerin nedenini bulamazsak havanda su döveriz sadece. Murat Erbaş’ın köşesinde yazdığı gibi kalıcı olmayan günlük başarıların içinde bir süre sonra yok olur gideriz.

Herkese mutlu bayramlar diliyorum. Her günümüz bayram olsun. Basketbolda, sporun her alanında her gün bayram olsun. Kalın sağlıcakla.

(Not: Bu Yazı aynı zamanda Spor Extra Gazetesi’nin 4. sayısında da yayınlanmıştır)

 

 

Sosyal Ağlarda Paylaş

Share to Google Plus

Comments are closed.