NELER YAZDIK, NELER OLDU ?

Merhaba sevgili Edirneliler ve basketbolseverler,

Sevgili Levent Takan bana yazar mısın dediğinde aklımdan ilk geçen, yazı yazmanın getirdiği sorumluluk oldu. Klavyenin başına geçip yazı yazmak kolaydı ama doğruyu yazmak, popülizm yapmamak ve okuyuculara gerçekleri yazmak gerekiyordu ve her şeyden önemlisi dürüst ve tutarlı olmalıydım. Bir tarafta da yıllarca emek verdiğim kulübüm vardı.

Şimdi neler yazmışız ve neler olmuş bir bakalım.

Gaziantep maçından sonra özetle şöyle demişiz; “Bu galibiyet bizi yanıltmasın. Royal Halı ve antrenörü çok zayıf. Her zaman bu yüzdeyle sokamayız”.

Peki sonra ne olmuş? Doğan Deniz 6-7.haftada istifa etmiş yerine Cem Akdağ gelmiş. Olimpiyakos’un 5 numarası Dorsey transfer edilmiş ve bir  hafta öncede NBA kariyerli bir oyuncu daha transfer edilerek kaliteli bir takım hüviyetine bürünmüşler ve şu anda bizim üstümüzdeler.

Banvit maçından sonra demişiz ki “Bu mağlubiyet normaldir önemli olan kulübümüzün bir duruşu bir felsefesi olmalı ilkeleri olmalı”.  Kötü mü demişiz? “Bunları hayata geçiren tüm kulüpler başarılı daha da önemlisi sürekli olmuşlardır, bizim kulübümüz olmasın mı”  deseydik?

Hacettepe maçından sonra ne demişiz “Sporda böyle günler olur, her şey ters gider, bugün de öyle bir gündü, hemen unutalım, diğer maçlara bakalım. Ancak oyun sistemimiz de şöyle sıkıntılar var” demişiz. İlk 10 haftanın çok önemli olduğunu, sonrasının çok zor olduğunu yazmışız.

Peki ne oldu? Son 6 haftadır kazanamıyoruz ve oynanan basketboldan artık herkese gına geldi ve herkes bu basketboldan şikayetçi.

Galatasaray maçından sonra “Bu maç önemli değil karakteri Antalya ya saklamış olalım” deyip “Antalya maçında hepimizin orada olması” gerektiğini yazmışız.

Ne yapmışız Galatasaray Medical Park’ı nasıl yenemezsiniz, yazıklar olsun mu demişiz? koça ve oyunculara veya yönetime mi saldırmışız? Yoooo !!!!

Antalya maçından sonra ne demişiz “Antalya zayıf bir takım, hücumdaki sıkıntılar devam ediyor” demişiz. Ratkovica transferinin doğru olduğunu yazmışız .

Peki ne olmuş ? Antalya bizimle aynı puanda ve düşme potasında. Ancak onlar 2 NBA kariyerli oyuncu takviyesiyle kadrodaki değişikliklerle her geçen gün daha iyi basketbol oynayarak yükselişteler. Buna bir de fikstür avantajını eklersek 2.yarı işleri daha kolay.

Efes maçından sonra demişiz ki  “Bardağın yarısı dolu yarısı boş” yani Efes e karşı verilen mücadeleyi kutlamışız ancak kulüp organizasyonuyla ilgili eleştirilerimizi yazmışız . Birilerine hakaret mi etmişiz kişisel ihtiraslarımızı mı yazmışız? Sadece “2 yıl önceki takım bugünkü Efes’i yirmi sayıyla yenerdi” demişiz

Telekom maçından sonra şöyle demişiz “Bu kısıtlı rotasyonla oyuncular çok yoruluyorlar ve doğal olarak maçın sonunu oynayamıyorlar bir de buna kalite sorunu eklenince sonuç kaçınılmaz oluyor”. Kime hakaret etmişiz, kime haksız eleştiride bulunmuşuz, herhangi bir şeyi kişiselleştirmiş miyiz?  Hayır! Bu kadronun tarihin en iyi Olin kadrosu olduğunun masal olduğunu yazmışız.

Erdemir maçından sonra demişiz ki “Bu deplasman galibiyeti çok önemli, tebrik ederiz. Ancak her maçı 82 sayı yiyerek kazanamayız, savunmamızda sıkıntı var”. Ertesi gün benim dediğimin aynısını koç Gökhan Taştimur basın açıklamasıyla söylemiş. Ne yapmışız yalan yanlış mı yazmışız? Benim söylediğimin bire bir aynısını takımın koçu söylemiş.

Peki değişen bir şey olmuş mu?  Hayır yine aynı şekilde oynamaya devam edilmiş. Demişiz ki çok zor iki maç bizi bekliyor. TED Ankara ve Mersin BŞB. Bu maçları kazanamazsak işimiz çok zor.  Peki ne olmuş iki maçıda kaybe işiz ve bundan önceki son yazımızda Mersin maçı sonrasında koç Gökhan Taştimur’un derhal istifa etmesi gerektiğini ve bunun biz Edirnelilere öğretemediği basketbol kültürü gereği olduğunu yazmışız.

İşte  geçmişten bugüne yazdıklarımı,z işte bugün gelinen nokta. Biz mi yanılmışız yoksa işin başındakiler mi ( Başkan Vedat Kumuşoğlu ve yönetim kurulunu tenzih ediyorum) yanılmış ?

Yazdıklarımızda bir tutarsızlık var mı, söylediklerimizin hepsi tek tek olmuş mu ? O zaman biz görevimizi yapmışız.

Peki gelinen nokta nedir?  3 galibiyetle 14. sırada küme düşmenin Hacettepe ile birlikte en güçlü adayı ( 5 MİLYON TL BÜTÇEYLE)

Peki gelinen nokta nedir? Bu büyük başarısızlığa karşın hala benim paramı verin, beni gönderin deyip istifa etmeyen bir antrenör !

Peki gelinen nokta nedir? Taraflı tarafsız artık Edirnelilerin güvenini ve sempatisini kaybetmiş bir antrenör !

Peki gelinen nokta nedir? En iyi yabancı oyuncun kaçıyor en iyi türk oyuncunla kavgalısın ve aylardır kovmaya çalıştığın oyuncuya kurtarıcı diye sarılıyorsun hey haaaaaaaaat !

Peki gelinen nokta nedir ? Kendi sahanda oynayacağın Telekom, Aliağa, Erdemir maçlarını kazanacak, üstüne de deplasmanda en az 3 maç kazanacaksın ( bu sevgisiz, bu güvensiz ortamda).

Bence bunlar tatlı bir rüya bu şartlarda.

Değerli basketbolseverler sporda iyi antrenör, kötü antrenör yoktur. Peki ne vardır ? Başarılı antrenör veya başarısız antrenör vardır. Başarısız olan,  ilkelerinde ve prensiplerinde yönetimle ters düşen antrenörler istifa ederler. Bakınız Koray Eş, bakınız Hakan Demir, bakınız Doğan Deniz.

Aslında bütün bu sorunlar 10 gün içinde yapılacak hamlelerle yoluna koyulabilir ama biz ne yazsak boş.

Bütün bunlardan sonra yazılacak tek şey kalıyor;

BİNDİK BİR ALAMETE GİDİYORUZ KIYAMETE !

Hepimize iyi yolculuklar, tatlı rüyalar.

(Spor Extra Gazetesi’nin 14. Sayısında da yayınlanmıştır)

Sosyal Ağlarda Paylaş

Share to Google Plus