Olin Edirne’nin Son Durumu

Hazırlık döneminin ortalarındayız,ancak Olin Edirne’nin yeni oyuncularını ve sisteme ne oranda uyum sağladıklarını birbirinden çok zıt iki Tranzonspor maçıyla azda olsa gördük.Tabiki İtalya’nın Bormio kasabasında oynanan maçların sadece skor ve oyuncularının kaç sayı bulduklarını bilsekte aslında Gökhan Taştimur’un sistemini geçen seneden gayet iyi biliyoruz.Antremanlarda koçun hep ”defans defans”diye bağırması, haykırması savunmanın ne kadar önemli olduğu anlatır niteliktedir.Çünkü savunmayı iyi yaparsan hücum büyük oranda olumlu sonuçlanacaktır.Bu sistem şu an biraz aksasada oynanacak hazırlık maçlarında büyük oranda hatalar minimize edilecektir.İlk izlediğimiz Trabzonspor maçında umut veren takımımız ikinci maçta ilk maçın yorgunluğu ve psikolojik etkenler içerisinde gerçekten kötü oynamış ve hakkettiği bir mağlubiyet almıştır.

Mevcut durumu anlatmaya ilk maçtan başlar isek;

Sezon açılışı olması nedeniyle çeşitli aktivitelere sahne olan Edirne’deki ilk hazırlık maçında gördüğümüz takım,gerçekten defansı yeni baştan öğrenmeye çalışan öğrenciler gibi istekli ve aynı oranda başarılıydı.Bu maçta adeta herkes, karşısındaki adamın formasının içinde savunma yapmaya uğraşıyor ve rakibine kolay sayı şansı vermemeye çalışıyordu.Bunda başarılı olan takımımız sadece 51 sayı yemişti.Bu başarıda katkıları büyük olan oyuncular yani tüm takım, savunma ve hücum ribaundalarında gayet iyi bir istatislik tutturmuş ve benchten gelenler gerekli ve yeterli katkıyı vermişti.Özellikle V.Stimac’ın aldığı sayısız ribaundlar ve attığı sayılarla double double yaptığı maçta,benchten gelen Levent Yavuz 4/3′lük 3′lük isabetiyle verdiği 9 sayılık katkı gerçekten çok önemliydi.Erhan Yetim ve Ogün Sevinç’in performansıda bu takım için çok önemliydi çünkü günümüz basketbolunda mütavazi bütçelerle kurulan takımlarda tüm oyuncuların katkı vermesi önemlidir.İki maçtada sakat oyuncular hariç neredeyse tüm oyuncularımız skora ve oyuna katkı vermişlerdir.Erhan Yetim’in hücum ribaundlarında takipçi olması ve hücum ribaundlarındaki etkinliği sayesinde girmeyen şutlar sonrası kolay sayı bulmamızı sağlaması gerçekten ümit vericiydi.Ogün Sevinç’in tam bir şutör olması ve yüzdeli atması,Lilov’un takımın zor anlarında sahne alması,Wright’ın asistleri ve hızı sayesinde fast break bulmamız,ve bir arkadaşımın kullandığı ilginç tabirle ”bu takımın Sabrisi” Fırat Töz’ün top çalma mücadelesi,savunmadaki çabası ile Wright’ın nefes almasında büyük katkısı vardı.Polat Kocaoğlu’nun ise takımdaki genç oyunculara abilik yaptığını ve tecrübelerini aktardığını iki maçta da canlı canlı gördük.Tüm taraftarların sempatisini kazanan Davud Kamer’in ise savunması ilk maçta mükemmele yakındı,bir pozisyonda aynı oyuncuya arkaarkaya iki blok yapması taraftarı coşturmuştu.O da Stimac’ın kenarda olduğu zamanlarda gerekli katkıyı vermişti, Davud, hücumda ne kadar sıkıntı yaşasada savunmada takımı rahatlatan isimlerin başındaydı.Eksikler var mıydı? Tabiki vardı.Eksikliklerin başında pota altını çok kullanmayıp daha çok içerden dışarı atılan toplarla dış atışlarla sayı bulmaya çalışmamız,diğer maçlarda bize sıkıntı yaratabilir yani daha çok top kaybı yapmamıza ve şut yüzdemizin düşmesine neden olabilir.Bu nedenle içeriyi biraz daha çok kullanmamız, dış oyuncuların üzerindeki yükü hafifletmekle birlikte daha kolay sayı şansı bulmamızı sağlayacaktır.Yine bu bağlamda Davud’un ve Stimac’ın performansının artmasının sonucunda devamlı oyunda kalmalarını ve rakip takım oyuncularını faul problemine sokarak takım olarak avantaj elde etmemizi sağlayacaktır.

İkinci maçta ise;

İlk maçın tam zıttı bir karşılaşma izledik.Savunmadaki çabamız bu maçta çok alt seviyelerde kaldı ve rakibe kolay sayı şansı verdik.Savunmadaki adam paylaşımında yaşanan sıkıntılar sonucunda bir türlü ritim tutturamayan takımımız Chris Wright’ın müthiş performansına rağmen hakettiği bir mağlubiyet aldı.Dediğim gibi savunmayı iyi yapmak hücum etmenizi kolaylaştıran en büyük etkendir.Savunmayı iyi yapamadığımız sürece hücumda da gereken katkıyı veremeyiz.Stimac’ın ilk maça göre durgun olması,Lilov’un bir türlü ritim bulamaması,takım rotasyonunun bu maçta daha kısıtlı olması ve en önemlisi takım olarak savunmanın vasatı aşamaması nedeniyle aldığımız bir mağlubiyetti.Olumlu olarak gözlenenler ise;Chris Wright’ın sorumluluk alıp takımı taşıması,Erhan Yetim’in ve Stimacın ilk maçta olduğu kadar olmasada aldıkları hücum ribaundları,hücumda belirlenen sistemin yavaş yavaş oturduğunun göstergeleri ve en önemlisi takım olmanın her geçen maçta daha önemli olduğunun kavranmasıydı.Peki bu durum neden oluştu diye sorarsanız. En önemli etken takımın yorgun olmasıydı.Diyeceksiniz ki Trabzonspor’da aynı maçı yaptı.Evet haklısınız ama maçı Olin Edirne kazandı.Bu yorgun olmak için bence büyük bir sebep.Karşı taraftan Tranzonspor’un ilk maçın vermiş olduğu psikolojiyle daha hırslı oynaması ve bunun sayesinde girme ihtimali düşük üçlük atışların sayıya dönüşmesiyle böyle bir tabloyla karşılaştık.

Son olarak;

Daha oynayacağımız çok hazırlık karşılaşmaları var.Önce Yunanistan’da sonra Kıbrıs’ta bir çok maç oynayacağız.Bu iki maçta gördüğümüz eksiklikleri giderip,oyuncuların sisteme adapte olmasını sağlamak için önümüzde bir çok şans var.Bu şansları iyi kullanıp, lige iyi durumda başlamak, ligde ve Avrupa’da başarılı olmak tüm teknik ekibin ve tüm taraftarların ortak istediğidir.Umarım bunda da başarılı olacağız…

(Editörün notu: Bu yazı 19 Eylül’de gönderilmiş ama bazı aksiliklerden ötürü gününde yayınlanamamıştır. Okuyucularımızdan ve yazardan özür dileriz.)

PAYLAŞ

Yorum Ekle

Email adresi yayınlanmaz. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*