OLİN’DE YENİ TRANSFERLERİN ANALİZİ

Herkes yeni transferlerin bu sezonki performanslarını merakla beklerken ben de Olin Edirne’yi takip eden herkesin merakını birazda olsa dindirmek için yeni transferlerin detaylı analizlerini yapmaya çalıştım.

Evet Başlayalım…

İlk yabancı transferi Wes Wilkinson!

Gelin Wes Wilkinson’ı biraz daha yakından tanıyalım.

Wes Wilkinson

Wes Wilkinson 24 Nisan 1984′te Amerikada doğdu.2.08 boyunda olan ve 4 numara pozisyonunda oynayan oyuncu ilk profesyonel kariyerine 2002′de Nebraska Cornhuskers’ta başladı ve 2006 yılına kadar burada oynadı.İlk senesinde her maç ortalama 9.9 dakika oyunda kalabildi,1.8 sayı ve 1.8 ribaund ortalamaları tutturdu.Her geçen sene daha çok üstüne koydu ve son senesi olan 2005-2006 sezonunda 29.1 dakika oyunda kaldı ve 11.9 sayı ve 6.2 ribaund ortalamalarıyla oynadı.Kariyerinin bu döneminde en çok dikkat çekici olan;her sene istisnasız olarak her alanda kendisini geliştirmiş,özellikle ribaundlardaki etkinliği ile göze çarpmıştır.Ayrıca boyunun ve sıçramasının avantajını kullanarak maç maşına 2 blok ortalaması tuturmuştur.

2006-2007 sezonunda ise Generali Okapi Aalstar takımına transfer olmuş ve yine kendini geliştirmiş bu sezonda 13.7 sayı ortalamasıyla oynamıştır. Bu dönemde de dikkat çekici olarak; tek geliştiremediği özelliği 3′lük yüzdesi olmuştur.Yüzde 30′larda gezinen oyuncu sadece 2009-2010 sezonunda  kariyerindeki en yüksek ortalama olan %41 ile oynamıştır.Yine oynadığı bu dönemden itibaren serbest atışlarında kendisini geliştirmiş ve ribaundlardan sonra en önemli özelliği haline gelen serbest atışlarda yüksek yüzde ile oynamıştır.2′lik yüzdesi ile kariyeri boyunca yüzde 50′lerde gezinmiştir.

2007-2008 sezonunda Spirou Basket Charleroi takımına transfer olmuş ve 2010 yılına kadar bu takımda kalmıştır.Önceki takımına göre daha az süre aldığı bu dönemde kendini pek geliştirme fırsatı bulamamış benchten gelerek takımına katkıda bulunmuştur.

2010-2011 sezonunda ise Le Havre’de oynamış ve genel olarak ilk beş başladığı bu sezonda takımına büyük katkı vermiş ve 11.0 sayı ortalaması tutturmuştur.Bu dönemde serbest atış çizgisinden tüm sezon boyunca sadece 7 kez sayı bulamamış ve %87.7 ile serbest atış kullanmıştır.Yine ribaundları ile bu dönemde takımına hatırı sayılır katkı vermiştir.

Takımımız için bir 4 numaranın savunma özellikleri en az hücum özelliklerini kadar üst seviyede olmalı,çünkü sistemimiz bunun üzerine kurulu vaziyette.Bu nedenle Wilkinson’ın hücum ile birlikte savunma katkısı yapması Gökhan Hocamızı ve bizleri daha çok memnun edecektir.Zaten Wilkinson’ında atletik özelliklerinin iyi olması nedeniyle tercih edildiğini sanıyorum.Yükseğe sıçraması,blokları,boş kaldığında sayıyı garantiye alma düşüncesiyle smaca gitmesi,savunmada iyi yer tutması ile etkili bir oyuncu Wilkinson.Umarım takımımıza hayırlı olur,kariyeri boyunca geliştirdiği özelliklerinin üstüne bu senede koyarak gerekli katkıyı Olin Edirnemize verir.

Gelelim Yeni Pivotumuz W.Stimac’a.

Wladimir Stimac

Stimac’ı sizlere herkesin merak ettiği ”Acaba Samardsizki kadar etkili olacak mı?” sorusuna yanıt vererek anlatmak istiyorum.

Stimac 2.08 boyunda ve 116 kilo.Boyunun Peja’ya göre kısa olması onun dezavantajı ancak aynı oranda ayaklarının daha hızlı olması ve potaya, daha hareketli olduğundan kolay bir şekilde yaklaşması onun avantajı. Sıçraması da Samardziski’ye göre daha iyi durumda.Gelelim hücum güçlerine. Predrag geçen sene TBL’de 2 sayılık atışlarda %49.2′lik yüzde tutturmuştu ve sayı ortalaması 12.93 idi .Stimac ise bu kulvarda geçtiğimiz sene Samardsizki’ye karşı üstünlük kurmuş ve 2′lik atışlarında hiçbir maçta %51′in altına inmemiş, büyük çoğunlukta %60 civarında gezinmişti.Ancak tabii ki Peja, Stimac’tan çok daha fazla süre aldığı için Peja’nın sayı ortalaması daha yüksek, Stimac’ın sayı ortalaması tüm liglerde 8 civarındaydı.Stimac’ın en fazla süre aldığı maçta 19.9 saniye oyunda kaldığını düşünürsek Stimacın yüzdesinin neden bu kadar yüksek olduğu ve Stimac’ın daha fazla süre aldığında Peja’nın sayı ortalamasını rahat bir şekilde geride bırakacağı istatiksel olarak açıktır.

Serbest atış yüzdelerine geldiğimizde ise Peja % 65,52, Stimac ise %37,5.Burada da açık farktan anlaşıldığı üzere Peja, Stimac’a karşı serbest atış yüzdesi bakımından üstün durumda.

Savunma özellikleri bakımından bir karşılaştırma yapar isek,ribaund açısından Peja maç başına 9′a yakın ribaund çekmiş,Stimac ise oynadığı tüm liglerde maç başına 5.0 civarında ribaund almış ancak tabiki maçta alınan süre farkını gözden uzak tutmamak lazım.

Sonuç olarak görüldüğü gibi farklı açılardan baktığımızda iki oyuncu arasında uçurumlar yok tabiki bunu elimizdeki kısıtlı verilerden yani istatistiklere dayanarak söylüyorum çünkü farklı liglerde farklı süre alan oyuncuları kıyaslamak net sonuçlar vermiyor,ancak elimizdeki verilere göre bazı unsurlar açısından Peja üstün bazı açılardan ise Stimac.Ancak Stimac’ın bu sene daha çok süre alacağı göz önüne alındığında Peja’nın performansını aratmayacağı hatta daha iyi duruma geleceğini düşünüyorum.Umarım Stimac’ta Peja kadar yararlı olur…

Bence bu sezonun en önemli transferi Ivan Lilov.

Ivan Lilov

Sıradan bir transfer gibi gözükse de, transfer çalışmasını sürdüren ekibimizden bir nokta transfer daha gerçekleşti.Geçen sezon Seibutis’i bulup getiren ,bu takıma kazandıranlar bu sezon yine aynı başarıyı şimdiden gerçekleştirdiler.Yoğun bir şekilde harcanan emek,doğru kişiyi bularak sonuçlandı.

Niye böyle söylüyorum peki?

Seibutis’in oyun tarzını artık herkes biliyor.Penetrelerini,atış tarzını,saha görüşünü,özgüvenini,sorumluluk alışını aşağıyukarı herkes öğrendi.İşte Ivan Lilov’da Olin’in arayıp bulduğu yeni ”Seibutis”’i.

Peki neden?

Cevabı çok basit;Koç Taştimur’un sisteminde önemli bir yeri olan 2-3 numara mevkilerindeki oyuncuların ne gibi niteikleri olacağı zaten Gökhan Taştimur’un kafasında bellidir.Önemli olan bu niteliklere sahip oyuncuyu bulup getirmektir.Geçtiğimiz sezon Seibutis,bu sezon Lilov,bir dahaki seneye belki başka biri.Yani isimlerin hiçbir önemi yok önemli olan sistem ve oyuncunun bu sisteme ne kadar uygun olduğu.İşte bu kriterlere uygun kişide Ivan Lilov.Atış tarzı,gözü kapalı potaya gidişi,sorumluluk alması ve en önemli özelliği scorer oluşuyla bu takıma büyük katkılar verecektir.Gönül isterdi ki Ronnie bizimle beraber olsun,taraftarı ateşlemeye devam etsin,ancak profesyonel olarak ekonomik çıkarların önplanda olduğu böyle ortamlarda bunlar doğal şeyler.

Ivan Lilov’da Bulgar oluşuyla zaten bizden çok uzak olmaması nedeniyle geçen seneki performansını çok aratmayacağını,geçen seneki atış yüzdelerini ligimizde de geliştireceğini ve TBL’nin en skorer oyuncuları arasına gireceğinden bence hiçbir şüphe yok.Yeter ki ona gerekli ortamı sağlayalım, Seibutis’i ne kadar güvendikse,ona da güvenelim,bizi yarı yolda bırakmayacağından zaten eminim.Kalitesini geçtiğimiz sezon Balkan Liginde sayı kralı olarak,Bulgar liginde de 2.liği paylaşması ile kanıtlamış olan Lilov bu sene adından sıkça söz ettirecektir.Belki Bulgar ve Balkan Ligleri çok takip edilmediğinden belki de ismini ilk kez duyduğumuz bu oyuncuya güvenmek şimdilik bizim yapacağımız tek şey.Videolarına bakıp yorum yapmak ne kadar yanlış ise oyuncuya önyargılı yaklaşmakta o kadar yanlış olacaktır.

Seibutis ile Lilov ayrı liglerde oynasalar bile aralarındaki kalite farkı bence yok denecek kadar az. İstatistikler bunu söylüyor ama sadece elimizdeki verilerden de önümüzdeki sezondaki performansını da kesin olarak ortaya koyamayız,benimkiler sadece sezgi,umarım doğru çıkar.

Şimdi sıra Polat Kocaoğlu’nda

Polat Kocaoğlu

3 Mayıs 1979 doğumlu  2.05 boyundaki tecrübeli 4 numara oyuncusu Polat Kocaoğlu Geçen sezon Antalya Büyükşehir Belediyesi forması altında 32 maçta ortalama 28.51 dakika süre alırken, 9.13 sayı ve 3.3 ribaunt ortalaması ile oynadı.1996 yılında Tofaş’ta başladığı basketbol kariyerine, Oyak Renault, TED Kolejliler, Erdemir, Darüşşafaka, Mersin Büyükşehir Belediyesi,Galatasaray ve Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde devam etti.Geçtiğimiz sezon %50 2′lik atış %28,57 3′lük atış ve %86.96 serbest atış yüzdesiyle oynadı.Geçtiğimiz sezon bilindiği gibi Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin kısıtlı kadro yapısında takımına yeterince katkı vermişti Polat ve takımının  play-off’lara katılmasında kuşkusuz en büyük paylardan birine sahipti deneyimli oyuncu. Polat Kocaoğlu hakkında pek söylenecek bir şey yok, zaten kalitesini yıllardır TBL’de gösteren 4 numara umarım Olin Edirne ile Avrupa’da ve ligimizde kalitesini bir kez daha gösterir ve önemli başarılara imza atar.

Gelelim Mahir Bayrak’a.

Mahir Bayrak

02.01.1979 doğumlu olan Bayrak 1.80 boyunda ve oyuncu kurucu pozisyonunda görev yapıyor. Efes Pilsen alt yapısında yetişen Mahir Bayrak geçtiğimiz sezon TB2L takımlarından Uşak Üniversitesi’nde forma giymiş ve 19 maçta 30.48 dakika süre alarak, 11.21 sayı, 3,6 ribaunt, 5,3 asist ortalamalarıyla sezonu kapatmıştı.

Mahir Bayrak geçen sezon %40,3  2 sayılık yüzdesi ve %26,1 üç sayı yüzdesiyle oynamış. Anlatılanlara göre birebirde etkili olmasına rağmen potaya çok bakmayan, kendisinden çok takımını oynatmayı seven, asist üzerine kurulu oyunlarıyla izlenmesi keyifli bir oyuncu. Kritik anlarda yaptığı top kayıpları ve  uygun pozisyonlarda atış yapmayarak pası düşünmesi onun eksi yönleri, bunda da atışına çok güvenmemesi etkili sanırım. 2007-2008 sezonunda Aliağa forması ile ikinci ligde bir maçta yaptığı 26 asist ile rekor kırmış, deneyimli bir 1 numara. 2007-2008 sezonunda bu yana 9,0  4,5  3,3 ve geçtiğimiz sezonda 5,3 asist ortalaması tutturmuş.Serbest atış yüzdesi ise geçen sezon %52,4.Top çalma ise maç başına 1.7 top kaybı ise 3.8.

Mahir Bayrak’ta ikinci ligten birinci lige çok takım çıkarmış bir oyuncu( 6 takım),sizinde hemen aklınıza geldiği gibi Koçumuz Gökhan Taştimur ile ortak noktası da bu sanırım. Zaten bir zamanlar birlikte çalışmışlar.

Umarım takımımıza faydalı bir oyuncu olur.

Şimdi söz gençlerde: Yiğitcan Vardal ve Uğurcan Aksoy

Yiğitcan Vardal

Efes Pilsen altyapısından yetişen Yiğitcan Varda Efes Pilsen Genç Takımı oyuncularından oluşan pilot takım Pertevniyal’de,sezon boyunca ortalama  26 dakika  süre alırken, 9,08 sayı, 3,3 ribaunt , 0.8 asist ve 1.0 top çalma ortalamalarıyla oynadı. 1992 doğumlu genç oyuncu 2 numaralı pozisyonda oynuyor.

Milli oyuncu Yiğitcan Türkiye Genç milli takımında başarılı performanslar sergilemiş, Efes Pilsen A takımıyla Bormio’daki kampa katılmış,Pertevniyal’de şampiyonluklar yaşamış,yükseğe sıçraması ve hızıyla birlikte yaptığı hareketlerle,smaçlarla ayakta alkışlanmış,takım arkadaşları Can ve Soykan ile birlikte müthiş oynadığı bir sezonda namağlup şampiyon olmuş,geçtiğimiz sezon etkili performansı nedeniyle Efes Pilsen’in antrenmanlarına çıkmış ve Beşiktaş’a karşı 10 sayı kaydetmiş,otoriteler tarafından takımının ve milli takımın en etkili oyuncuları arasında gösterilmiş Yiğitcan Vardal.2010 yılında Sağ ayak aşil tendonunda ödem tespit edilen Yiğitcan 5-18 Haziran 2010 tarihleri arasında Gemlik’te kampa giren Genç milli takım kadrosundan çıkarılması ile yoğun bir tedavi süreci geçirmiş ve eski performasına kavuşmuş ve kampa sonradan katılmıştır.Umarım birinci ligteki ilk sezonunda, geçmişteki başarılarını tekrarlar ve ona güvenen hiç kimsenin güvenini boşa çıkarmaz.Yiğitcan’da takımımıza hayırlı olsun.

Uğurcan Aksoy’a geldiğimizde ise;

Uğurcan Aksoy

1991 doğumlu basketbolcu 2,07 boyunda pivot pozisyonunda görev yapıyor. Geçtiğimiz sezon Ted Ankara Kolejliler ve İTÜ’de oynadı.Geçtiğimiz sezon Ted Ankara Kolejliler’de sadece 6 maçta maç başına 4.55 saniye süre almış ve 2,33 sayı ortalamasıyla oynamış daha sonra ocak ayında İTÜ’ye transfer olmuş ancak ilk antrenmanda sakatlanarak sezonu kapatmıştır.Ondan önceki sezonda 12 maçta 6.22 saniye süre almış ve 1.25 sayı ortalamasıyla oynamıştır.Ancak o sezonda Uğurcan’ın kolu kırılmış ve uzun süre sahalardan uzak kalmış ve Ümit milli takım kadrosundan da çıkarılmıştır. Bu sezonda Ted Kolejliler formasıyla Pertevniyal karşısında müthiş oynamış ve 27 sayı 16 ribaund ile mücadele etmiştir.İspanya’da düzenlenen 2011 Ümit Milli Erkek Takımı Avrupa Şampiyonası’nın kadrosunda yer almış ancak çok süre alamamıştır.Uğurcan Aksoy’unda umarım şansı Olin Edirne ile döner ve başarılı bir performans sergiler.

Olin Edirne Basketbol takımının 2011-2012 sezonu için yaptığı tüm transferleri kendimce analiz edip yorumlamaya çalıştım.Umarım bu senede geçtiğimiz sezon gibi başarılarla dolu bir yıl olur.

Sevgi ve Saygılarımla…

 

 

Sosyal Ağlarda Paylaş

Share to Google Buzz
Share to Google Plus
Subscribe to Comments RSS Feed in this post

2 Responses

  1. Bu sezon Beko ligi geçen yılki kadar zevkli geçmeyecek.
    Çünkü geçen sezon neredeyse çok kötü diyebileceğimiz bir takım yoktu.
    Buna karşılık EfesPilsen beklenenin altında kalmıştı. Yani Fenerbahçe Üker hariç diğer takımlar arasında bir çekişme vardı.
    Bu yıl ise öyle değil. Çok güçlü kadrolar var buna karşılık çok güçsüz kadrolar da var. Bu sezon bazı maçlara 30-40 sayı farklara tanık olursak basketseverler olarak şaşırmayalım.

  2. Ozan Dalgıçtan ,geçen sene olduğu gibi bu senede yorumlarını bekliyorum. Zira bu sene fazla bilgi alamadık.

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*