Vakit Düşünme ve Anlatma Vaktidir!

Vakit düşünme ve anlatma vaktidir!

Şimdi düşünme zamanı. Sadece düşünmek değil,uzun uzun yazmak zamanıdır şimdi.Yazmak için çok düşündüm.Yazacaklarım o kadar çoktu ki hepsini toparlamak, çok vaktimi aldı.Yapılan yanlışları yazmaktı amacım ama o kadar fazlaydı ki bu yanlışlar hiçbirini atlamak istemedim ve kronolojik sırayla bütün sezonu değerlendirdim.Bu nedenle biraz canınızı sıkacağım, belki yazdıklarımla belki anladıklarınızla…

Beko Basketbol Ligine ilk defa çıkmış bir takım olarak, hem de Edirne gibi sporda yavaş yavaş kendisini gösteren küçük bir şehirden çıkan Olin Edirne muhteşem bir sezon geçirmişti. Her şey, taraftarın ve yönetimin istediği gibi şekillenmiş hatta belki onların bile tahmin edemeyeceği noktaya ulaşmıştı. Sezon bitmişti.Güzel bir “veda yemeği’’sonrası takım dağılmıştı.Gelecek sezonu planlamak için daha çok erkendi (!). En azından yapılacak transferlerden daha çok gidenler gündemdeydi. İlk ayrılış taraftarın en güvendiği isimlerden olan Caner Ercan’dan gelmişti. Bu ayrılık kararını genel menajer Serdar Yiğitsoy yapmıştı. Şöyle demişti: “Caner Ercan önümüzdeki sezon kadromuzda yer almayacak.’’Ancak burada ilgi çekici olan Olin Edirne’nin Caner ile ilgili açıklamasının zamanlamasıydı. Caner Ercan’ın 31 Mayıs 2011’de SalsaBasket’te yayınlanan röportajı sonrası, tam da ertesi günü 1 Haziran 2011 tarihinde yapılmıştı bu açıklama. Bunun bir anlamı var mıydı bunu düşünüyorum ben. Çünkü bu röportajın bir bölümünde Caner Ercan’a birçok takımdan teklif geldiği ama Caner’in Olin Edirne’de kalmayı istediği ancak istediği ya da kendince hak ettiği ücret verilirse kalacağı yönündeydi. Bu da bazı kesimleri rahatsız etmiş olabilir ki ertesi günü böyle bir açıklama yapıldı. Bu benim görüşüm, durum böylede olmayabilir ama zamanlama çok ilginç. Bu bence yapılan ilk hatadır. Profesyonelleşmiş yönetim hayatında böyle duygusal davranmak gereksiz ve yersizdir.

Peki daha sonra ne oldu. İlk olarak Turhan Gazioğlu görevinden istifa etti. Ondan bir hafta sonra Gökhan Taştimur’un açıklaması geldi. Bütçenin geçen seneden daha az olacağını ve Avrupa kupasına katılamayacağını söylüyordu. Ayrıca bölgesel lig için takım oluşturmak ve altyapı çalışmaları da bu nedenle askıya alınmıştı.Morali bozuktu koçun. Sanki istediklerini yapamamanın hayal kırıklığı vardı gözlerinde ve sözlerinde. Bunu zaten sezon içerisinde daha çok hissettirecekti etrafındakilere…Peki eldeki bütçe niye koçu rahatsız etmişti. Önceden ona daha yüksek bir bütçe için söz mü verilmişti yoksa öyle mi ummuştu. Bunları yapmak için ne kadar sporsor desteğine ihtiyaç olacağı zaten açıktı. Hedef küçültmemek, her zaman daha ileriye gitmek için atılacak bu adımlar için biraz acele edilmesi daha sonra hayal kırıklığı ile karşılaşılmasına neden oldu. Sonuçta, geçen seneki bütçe belliydi. Ancak koçun bir sonraki sezon için beklentisi daha çok oldu ve hayal kırıklığı yaşadı ve sezon boyunca da bunu anlatmaya çalıştı. Özellikle bazı maçlardan sonra yaptığı açıklamalarla içinde bulunduğu psikolojik durumu anlatıyordu ve bunu anlamak için müneccim olmaya hiç gerek yoktu. Takımı gençleştireceğini ve sistemin aynen devam edeceğini söyledi koç. Artık 7.likten aşağı derece tatmin etmeyecekti Edirne’yi. Yüksekten uçtu ve uçurdu biraz. Kendine güvenmek güzel bir şeydir ama eldeki veriyle en iyisini yapmaya çalışmak için tek başına yeterli değildir ve fazlası da zarardır. Bu bence yapılan en büyük hatalardan biridir. Bunun bir sonucu da yönetimle koçun arasındaki iletişimin ne kadar kopuk olduğudur. Sezon bitiminin hemen ertesi , bütçe ve gelecek planları için yönetim ve teknik ekiple ortak toplantı yapılması, bu durumların önüne geçmesi için yeterli olacaktı oysa ki.

“Alacağımız yabancı oyunculardan 3 tanesi Euroleague oyuncusu olacak, 4 tane de birinci ligin en iyi yerlilerinden” alacağız. Sanırım hatırladınız.Genel menajerimiz yapmıştı bu açıklamayı. Bu açıklamanın amacını merak ediyorum. Acaba kombine satılması amacıyla mı yapıldı yoksa kombinelerden gelecek planlanan gelirle mi alınacaktı bu oyuncular. Bence ikisi de zaten imkansızdı.Yapılan transferlerin de bu yönde olmadığını zaten gördük.Bu açıklama da diğer bir çok açıklama gibi gereksizdi.

Gökhan hocanın yaptığı açıklamadan sonra şok bir kararla Eurochallenge kupasına katılacağımız açıklandı ve açıklandığı sırada şu soru soruldu Serdar Yiğtsoy’a : “Geçen hafta koç Gökhan Taştimur karamsar bir tablo çizmişti. Bugün siz daha pembe çiziyorsunuz. Ne değişti?” sorusuna ise şu yanıtı verdi Serdar Yiğitsoy : “Bir haftada çok şey değişti. Sponsorumuz bütçeyi artırdı. EuroChallange katılma kararı çıktı.’’  Evet bu güzel bir karardı. Edirne tarihinde belki de olmayan bir durumdu bu. Ancak yine bu konuda tecrübesizliğin kurbanı olduk. Bütçe konusunu kendi içerisinde çözemeyip her hafta farklı açıklamalar yapmak taraftarları karamsarlığa sürükledi. Sadece taraftarı değil belki de Gökhan Taştimur’u da bu belirsiz duruma soktu ve içindeki hırsı alıp götürdü. Bunlar küçük şeyler gibi gelebilir birçok kişiye ama bence bu durumda olmamızda bunların çok büyük etkisi var. Çünkü basketbol konsantrasyon işidir. Bir kere bozulursa motivasyon düzelmesi çok zordur.

Günler geçtikçe geçen sezon kadromuzda bulunan oyuncuların başka takımlarla anlaştığı haberleri gelmeye başladı. Bunlardan bence en önemlisi Seth Doliboa’dır. Sezon bittiğinde Edirne’de kalma yönünde fikirleri olduğu haberleri çıkmıştı hem de aynı ücretle. Ancak Gökhan hoca istememişti onu,nedeni bilinmez belki de Wilkinson’ı almak içindi (!) bu ama bu konuda pişman olduğuna eminim koçun. Çünkü Doliboa’nın nasıl bir oyuncu olduğunu tartışmaya gerek yok sanırım.

Görkem Sönmez, Uğurcan Aksoy, Fatih Solak ve birçok transferlerin ne kadar yanlış ve gereksiz yapıldığını görmek içinse basketbol profesörü olmaya gerek yok.Tek maça dahi çıkmadan giden bu oyuncu transferleri amatörce yapılmış mıdır sizce de. Sadece bunlarla da sınırlı değil tabii ki. Asıl bombaları siz biliyorsunuz. İvan Lilov gönderilip yerine 1 aylığına  Luka Drezga alınmıştı. Evet 1 aylığına alındı hem de hiçbir özelliği olmayan sıradan bir oyuncuya para ödendi. Ancak asıl hata burada değildi. Asıl hata ilerisini öngöremeyip yabancı hakkını boşuna kullanmaktı. Bu da bence sezon içerisindeki en büyük hatalardan birisiydi.

Yanlış ve doğru transferlerle sezon başlamıştı. İlk haftalardaki fikstür zordu ama hedef maçları Gökhan Taştimur’un ifadesiyle kazanmamız gereken maçları kazanamadık. Özellikle sezon öncesi 2 hazırlık maçı yaptığımız ve sezon boyunca düşme potasındaki en büyük rakibimiz olan Trabzonspor’a evimizde kaybettik. Gökhan Taştimur bunu iş kazası olarak niteledi ama bence bu bir uçak kazasıydı. Yükseklerde uçmanın ve konsantrasyon eksikliğinin getirdiği hatalar dizisiydi. Trabzon’a karşı oynanan iki maçın son 2 dakikasının bir açıklaması olamaz sanırım. Daha sonra arka arkaya diğer rakiplerimiz olan Antalya ve Bandırma’yı yenerek nefes aldık ama bu çok uzun sürmedi ve her şeyin patlak verdiği BJK Milangaz maçı haftasına geldik. Sezon boyunca çok muzdarip olduğumuz son periyodu hatta son dakikaları iyi oynayamama durumuyla karşı karşıya geldik ve yenildik. Yenildiğimiz birçok maçta olduğu gibi üstün götürdüğümüz bir maçı kendi ellerimizle yine bir koç hatasıyla kaybettik. Asıl komedi bundan sonra başladı. Maçtan sonra SalsaBasket sitesine bir haber girildi.Gökhan “Taştimur istifa edecek.’’ Bunu kimse bilmiyordu. Bir SalsaBasket bir de Gökhan Taştimur biliyordu. Edip Ağaoğulları’nın bile haberi yoktu bu durumdan. İlginç bir şekilde ve hala nedenini anlayamadığım bir yolla bunu açıklamıştı koç. Gitmesi değildi problem hatta bence gitmeliydi de çünkü artık faydası yoktu takıma. Duygusal davranmaya da hiç gerek yoktu. Ancak ortada çok büyük bir ayıp vardı. Bunu da Gökhan Taştimur yaptı. Olin Edirne yönetimine ve en çok da Edip Ağaoğulları’na yaptı bu ayıbı. Koç yaptığı bu hareketle sezonun unutulmazları arasına girdi.

Gökhan Taştimur gittikten sonra yerine Ali Burgul ve Erdem Can getirildi. Bence en iyisi yapıldı çünkü sezonun ortalarında takımı tanımayan bir koça emanet etmek doğru olmayacaktı. Onlar da ellerinden gelenleri yaptılar ve bence başarılı sonuçlar aldılar.Ancak bir kişiye yanlış yapmışlardı veya o kişi öyle düşünüyordu. Evet Gökhan Taştimur’du o. O ayrılmak istediğinde Erdem Can ve Ali Burgul görevinin başında kalmıştı. Haklıydılar tabiki , kalmak ve takımı yarı yolda bırakmamak istediler ve para kazandıkları işleriydi bu ama Gökhan Taştimur bunu göremedi ve ileride de bunun karşılığını zaten gösterdi.Yani tekrar göreve geldiğinde artık Erdem ve Ali hocalar yoktu. Buna izin veren, yani Gökhan Taştimur’un duygusal tavırlarına engel olamayan yönetim burada ağır kusurludur. Doğru veya yanlış Gökhan Taştimur’un geri dönmesi de bence Olin için Edirne için iyi olmamıştır. Tabii ki ulaştığı ve bize ulaştırdığı başarılara saygı duyuyorum. Ancak yapılan yanlışları söylemek benim için doğruları söylemekten önce gelir. Sezon başında ve içerisinde yaptığı teknik hatalar ve her maç sonrasında yaptığı duygusal açıklamalarla kendisini Edirne taraftarından uzaklaştırmıştır. Geldikten sonraki Trabzonspor maçı ise belki de onun kariyerinde yaptığı en büyük hatalardan birisidir. Son 2 dakikasına 8-10 sayı farkla girdiğin maçı o noktadan sonra vermenin bir açıklaması olamaz herhalde. Aynı senaryoyu Mersin BŞB maçında da yaşadık. İlk yarıyı 9 sayı önde kapatan Olin Edirne 8 sayı farkla yenildi. Bu duruma alışan taraftarlar artık aldırış etmemeye başladılar. Gökhan Taştimur ise hala ‘kazanmamız gereken maçları kazanacağız’ demeye devam ediyor ancak o maçlar bir türlü gelmiyordu. Olin Edirne için çok önemli olan Erdemir ve Aliağa maçlarında da ilk yarıyı önde kapamamıza rağmen son periyotta yapılan hatalardan dolayı yenildik. Erdemir maçında koç Taştimur’un bir hatasınu fark etmiş olduğunu geçte olsa gördüm. Bu hata, oyuncuları ekonomik kullanamama sorunuydu. Aliağa ve Karşıyaka maçında bu sorunun atlatıldığını gördüm.Yine büyük bir hata Gökhan Taştimur tarafından yapıldı. Belki de sezonun en kırıcı, en gereksiz ve en anlamsız açıklamasını yaptı koç Aliağa maçından sonra: “Eğer diyorlarsa gidin Tekirdağ’da oynayın, gidelim Tekirdağ’da oynayalım. Kazanma şansımız daha çok olur” Bu ne demekti? Olin Edirne için mesafe tanımadan, neredeyse tüm deplasmanlara giden taraftara bunu söylemek etik açıdan ne kadar doğruydu. İşin garip tarafı da Aliağa maçından önce yaptığı bir açıklama vardı koçun; “Edirne basketbol şehridir.’’ Bu açıklamadan sonra böyle bir açıklama yapmak nasıl bir şey, biri bunu açıklasın lütfen.

Aliağa maçı öncesi Aliağa takımının karşılanması, Olin Edirne taraftarlarının bir kısmı için çok masumane olabilir. Ancak bunun altında yatan nedenlerin sadece bu olduğunu düşünmek te poliyannacılık olur. Hiçbir çıkar beklenmeden de yapılmış olabilir. Bunu bilemeyiz, burada önemli olan bunun dışarıdan yani medyada nasıl yansıtılacağı ve nasıl algılandığıdır.

Son olarak söylemek istiyorum ki bu saydığım tüm yanlışları sadece ben değil Olin Edirne’yi yakından takip eden herkes gördü. Ancak doğrusu yapıldı ve sezon sonu beklendi, benim bugüne kadar beklediğim gibi. Şimdi ise artık konuşma vakti, yapılan yanlışları söyleme vakti.Yıkıcı veya yapıcı eleştiriler yapılmalıdır. Bazen yıkmak gerekir yeniden yapmak için. İşte biz tam da bu durumdayız. Önümüzdeki sezon bu yanlışların hiçbiri yapılmasın diye uğraşıyoruz, uğraşmalıyız.Yapmanız gereken tek şey eleştirmek, bundan korkmayın eleştirin artık. Bütün sezon destekledik artık konuşma vakti. Sizde bir şeyler söyleyin, söyleyin ki tekrarlanmasın hiçbiri.

Unutmayın seneye bu kadar şanslı olamayabiliriz…

Ozan Dalgıç

https://twitter.com/#!/Ozandalgic

Sosyal Ağlarda Paylaş

Share to Google Buzz
Share to Google Plus
Subscribe to Comments RSS Feed in this post

2 Responses

  1. Sizin görüşlerinize istanbulda yaşayan ama her gün sizin siteniz aracılığıyla takip eden bir olarak aynen katılıyorum.Burda bence en büyük yanlışı serdar yiğitsoy yaptı.Belki biraz ağır olacak ama kendisi basketbolun b sinden anlamayanın önde gideni.şu gerçekkki bu transferler yapılırken bu kadronun bu liği kaldıramıyacağını sezon başında bende bu köşede belirtmiştim çünkü bu oyuncuların bir çoğunun liğ tecrübesi yoktu.herkes gökhan hocadan yeni bir mucize yaratmasını beklediler ama sezon içinde yanıldıklarını anladılar.
    neyse anlatacak çok şey var ama buraya kelimeler sığmaz.Bundan sonrasında geleceğe bakmak lazım bundan sonrası için yönetimin bir an evvel oturup bütçe, hoca, ve oyuncu transferleri planlarını ivedilikle ve zaman geçirmeden yapmaları lazım.Bu nedenledirki geçen sezonun hatalarına düşmemek gerekir.
    Unutmayalımki Trakyada süper liğde oynayan başka Olin Edirne yok!

  2. Söylediklerinize sonuna kadar katılıyorum. Bu sene oyuncuları görmeden katiyen kombine almıyacağımı da belirtmek istiyorum.

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*