YAĞMUR YAĞMADI, SELLER AKMADI

Merhaba sevgili Edirneliler ve basketbolseverler.

İlginç ancak kötü kaybedilen bir maçın ardından yazılacak çok şey var ama öncelikle maça damgasını vuran hakemlerden başlasak doğru olur diye düşünüyorum.

Sevgili basketbolseverler 4 yılı 2. ligde 8 yılı Beko Basketbol Ligi’nde olmak üzere toplam 22 yıl hakemli yaptım.

Cumhurbaşkanlığı Kupası’da  dahil olmak üzere yönetmediğim maç yok.

Seyircilerimizin bilmesini isterim ki, hiç bir hakem sahaya şu maçı kötü yöneteyim yada şu takımı mağlup edeyim  diye çıkmaz.

Yönetilen her maç ilgili kişiler tarafından sonradan tekrar seyredilip değerlendirme yapılmaktadır. Nasılsa benim yaptığım burada kalır diyerek, kafanıza göre maç yönetemezsiniz. Hakem bilir ki kötü maç yönetirse muhakkak cezalandırılacaktır.

Hakemler yönettikleri maçlardan önemli bir ücret almaktadırlar, hiç kimse bu gelirini kaybetmek için bile bile hata yapmaz. Önce bunu içselleştirip olaylara bu gözle bakmak lazım.

Bugünkü maça gelirsek,  doğrusu orada Mehmet Keseratar’a ne söylendi bilmiyorum.  Ancak şunu biliyorum ki, eğer kendisine bir hakaret edilmediyse “Verin benim topumu ben gidiyorum”  diye içeriye gitmemesi gerekirdi. Varsayalım sözlü bir hakaret var,  ilgili kişiyi dışarıya çıkarmaları için güvenlik güçlerini çağırırsın, gereğini yaparlar olur biter. Çok yakından tanıdığım, beraber defalarca maç yönettiğim Mehmet Keseratar’ın sakin karakterine uymadı bu davranış.

Bu arada değerli pota arkası seyircilerimize bir şey söylemek istiyorum.

Hakem üzerinde baskı kurmayı istemek doğru ve mantıklı, ancak bunu yaparken hangi hakeme bu yapılır, hangisine yapılmaz bilmek lazım. Ayrıca herkes Karşıyaka seyircisini örnek gösteriyor, orada şunlar bunlar oluyor, burada yapınca hemen ceza alıyoruz veya hakemler salondan attırıyor diyor. Biz başkalarını bırakıp kendimize bakarsak şunu söyleyebiliriz;  Büyük salonlarda seyirci sahadan uzakta,, oradan hakeme yapılan baskılarda hakemler çok fazla bir şey yapamıyor. Çünkü kimin söylediğini bile göremiyor, söylenenlerin yarısı da uğultuda duyulmuyor. Salona bir şeyler atılırsa veya toplu halde küfür edilirse maçı durdurup gerekeni yapıyorlar.

Ancak bizim salonumuz öyle değil, hakem neredeyse seyirci ile kucak kucağa maç yönetiyor . Sen adamın kulağının dibinde küfür etmesen bile, onu taciz edecek bir şeyler söylersen rahatsız olur, aklı orada kalır maç yönetemez. Hakemlere söylenen şey şudur; “Sizin rahat maç yönetmenizi engelleyecek şeyler varsa ortadan kaldırın”.

Bunları yazma sebebim şu;  daha nice maçlar oynayacağız burada,  lütfen küfür etmeden, taciz etmeden yapalım ve kime yaptığımızı da bilerek yapalım. (Bunu bu maçta taciz edildi ya da küfür edildi anlamında söylemiyorum. Geneldir)  Ayrıca zaman zaman kurmaya kalktığımız bu baskının ters tepebileceğini de unutmayalım.

Ancak, bu maç çok işe yaradı bu baskı dersek yalan olmaz.

Doğrusu olaylardan sonra hakemler bizim için harika maç yönettiler dersek hiç abartı olmaz.

Ancak buna rağmen kazanamadık. Böyle hakem üçlüsünü her zaman bulamayız .

Maça gelirsek öncelikle TED stratejisini,   Parakhouski ve Davud’a yardım getirmeden, bire bir tutarak,  ters taraftan boş atış yememek üzerine kurmuş. Bunda da  fazlasıyla başarılı oldular,  çünkü bizim  hücum anlayışımız içeriden dışarıya çıkacak toplar sonucunda bulacağımız boş atışlara bağlı.  Rakip 5 numarana yardım getirmezse el üzerinden yada Jelinek’in penetrelerine kalıyorsun o da her zaman yetmiyor.

Her iki takım da ilk iki periyod  al gülüm ver gülüm  oynadılar. Önde gidiyorduk ama ne zaman fark lehimize birazcık açılsa TED vites yükseltip yakalıyordu.

Sonra devreye 3. periyod ta Tapoutos girdi, dışardan soktu, penetre etti, post up yaptı, smaç yaptı, yaptı da yaptı ve fark bir anda 10 sayıya çıktı 54-44.

Sonra 3 dakika bir süre içinde  TED 12-0’lık bir seri yakalayıp 3.periyodu 56-54 önde kapatırken bir mola alınsa bu rüzgar dindirilebilir miydi diye düşünmeden edemiyorum.

4. periyoda geçildiğinde ise rotasyon sıkıntısı nedeniyle hepsi 30 dakikanın üzerinde oynayan Bekir, Jelinek, Tapoutos, Mehmet hatta Davud’un yürüyecek hali kalmamıştı. Bir de buna  titremeye başlayan eller eklenince, serbest atışlar da kaçınca daha diri kalan, daha deneyimli oyuncularla oynayan TED maçı kazandı.

Bu arada gerek hücumda gerekse savunmada ve özellikle maçın son 15 dakikasında Kirk Penney’e nefes aldırmayan Bekir’e şapka çıkarmamak elde değil.

Şimdi gelelim her maç sağanak şeklinde yağan Mehmet’e ne olduğuna ?

Nasıl oldu da 5 günde bu hale geldi. 2/8 atışla % 25 le oynar hale geldi ?

Sanırım ilgili kişiler bunun sebeplerini araştıracaklardır.  En kısa sürede bu olay çözülmezse takım çok zarar görecek.

Şimdi gelelim Edirnespor bayan takımımıza. Daha imzalar atılmasa da her yerde yabancı oyuncunun  geçen seneki istatistikleri yayınlandı. Umarım beklentilere cevap verir ve takımımızı yukarılara taşır. Ben bayan takımımızın yöneticilerindeki kararlılığı görünce bu iş olacak diye düşünmeye başladım .

Müthiş olur değil mi 1.ligde 2 takımı olan bir Edirne.

Öyleyse haydi perilerimizi destekleyelim. Bugün ve 23 Aralık Pazar günü Güre maçında salonu dolduralım, aradığımız farkı bulalım.  Gurubu 1-2 bitirmek için sayı farkları önemli çünkü.

Bu arada 20 Aralık Perşembe günü saat 18:00’deki Mersin BŞB  maçında da salonda olup Olinimizi desteklemeyi unutmayalım.

Şu anda her şeyden çok buna ihtiyaç var. Haydi Edirne perşembe akşamı maça.

Saygılar

(Not bu yazı Spor Extra’nın 11. sayısı için yazılmıştır. Ama dün oynanan Olin-TED maçıyla ilgili önemli bölümler olduğu ve konu sanal ortamda oldukça tartışıldığı için bekletmeden Edirnebasket.com’da yayınlıyoruz.)

Sosyal Ağlarda Paylaş

Share to Google Plus
Subscribe to Comments RSS Feed in this post

One Response

  1. Murat Hocam söyledikleriniz çok doğru, kötü den örnek olmaz, başka yerlerde taraftarların yapmadıkları (küfür, yabancı madde atımı) kalmıyor ama ceza vermiyorlar diye yaptığımız en küçük kötü tezahuratın bile haklı tarafı olamaz, çünkü böyle bir mantık olamaz. Sanırım biz hala futbol taraftırlığı duygusunu içimizden atamadık. Hakemi baskı altına almayı küfür ve şahsi hakaret dışında tezahuratla yapmamız gerek. Pota arkasına yakın bir yerdeydim, hakemin soyunma odasına gitmesine neden olan olaydan birkaç dakika önce de benzer bir olay yaşandı ve Mehmet hoca o taraftarı uyardı, tabi 2. olay tuz biber oldu. Umarız bundan sonra bu tür olayları tekrar yaşamayız. Daha kötüsünü yapan Karşıyaka, Telekom taraftarını söylemek yerine Edirnemize yakışan taraftar olarak hareket edip tezahurat ve baskımızı kurmalıyız.